Buradasınız

kapitalizmin savaş dahil şeyleri estetize edişi

Birincil sekmeler

s.kırer tarafından 28. Kasım 2009 - 13:57 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -14

‘yukarı’ dedin

Peki neden özellikle bu çağda çıktı? Neden ısrarla sözü bozma, cümleyi parçalama çabası içinde bu şiir? Bunların belli başlı sebepleri olmalı değil mi?

Küresel kapitalizmin bu denli vahşileştiği bir çağda, işin artık etnik tasnife döndüğü bir çağda bu ayrımı daha da kışkırtmanın ne âlemi var demek istiyorsunuz herhalde! Ama şu görülmeli insanoğlu onursuz bir şekilde itilip kakılıyor, bazı mega projelerin içinde, dev alışveriş merkezlerinde bir tüketim metası olarak kullanılıyor. İstatistikler ve anketler medya aracılığıyla insan beynine şırınga ediliyor, yönlendirme maksadıyla. Ne yani biz bu muyuz? Biz diyoruz ki, insan kendi içindeki boşluğu yeniden anlamlandırmalı, kendini anlayan anlamlandıran insan başkalarını anlayabilir ancak. Küresellik ataerkilliğin çöplüğü! Kartel derebeylikleri! Öyleyse bu düzeni yeniden sorgulamamız gerekir; faşizmin nüveleri orada hala barınıyor çünkü. Üstelik sadece görüntüde değil konuştuğumuz ve kavramlar yarattığımız dilin de içine sinmiş durumda. İşte, biz şiirle bu sorgulamayı yapıyoruz ve ataerkil aidiyetin kısırlaştırılmış dünyasını yeniden tartışmaya açıyoruz. Elbette şiirin görevi bu direnişi doğrudan politik düzlemde değil dil stratejileri ve işaretler üzerinden yapmaktır. Zaten, tahakküm aygıtları tahakkümün mantığını temsil eden dilsel yapılar üzerinden kuruyorlar erklerini. Bu dil yapılarına yönelik her bozma eylemi şiir içinde öznenin kendi var olma biçimini belirliyor. Kişideki her varlık arayışı aşkın ve içkin döngülerden geçerek şiirin mistik olduğu kadar politik yanını da ortaya çıkarıyor.