Buradasınız

GÖRSEL ŞİİRİ NEDEN OKUYAMIYORUZ?

Birincil sekmeler

derya tarafından 4. Eylül 2007 - 1:47 tarihinde gönderildi

Dünyayla, nesnelerle ilk karşılaşmamızda, ilk bakışta çağrışımsal bir mekanizma söz konusudur. İlk temasta yaşadığımız duygusal, zihinsel tepkiler ile geçmiş deneyimler arasında benzerlik ve geçmişte yaşanan ile şu an arasında bir bitişiklik oluşturma çabası içinde oluruz.

Görsel şiirin ilk bakışta yarattığı öfke, anlamsızlık, saçmalık hissi ortak bir geçmişe denk gelmemesinden kaynaklanır. Alışkın olduğumuz, tanımlanabilir, adlandırılabilir tüm nesnelerin dışında bizim için o an orada varolur. Bilinmezle karşılaşan her canlıda oluşan ilk tepki korku ya da öfkedir. Öfke bilinmezliğin yarattığı korkudan doğar.

Görsel şiir şimdide varolan ve yakalanan zamandır. Sözcüğe uygulanan deformasyon elimizi kolumuzu bağlar, tüm şifre çözme, anlamlandırma, yorumlama çabalarıyla alay eder. Öz olarak kendi için oradadır. Alımlayıcısına direkt etki eder ve içinde barındırdığı enerji büyüleyicidir.

Bellek ilk kez karşılaştığı bu nesne karşısında anımsamaya çalışır. Çağrışımlarla, geçmişte karşılaştığı durumlarla bağlantı oluşturmaya ve iletişim kurmaya boşuna çabalar.

Sayfanın üzerine savrulan harf, çizgi, nokta, renk birbiriyle çarpışarak kıvılcımlar çıkartan enerji parçalarıdır. Önceden tasarlanmamıştır. O anda makinalaşan elin, rastlantısallığın özgürleştirici gücüne kendisini bırakmasıyla oluşur. Ve ortaya çıkan şiir-iş'le ilk karşılaşan kişiler; şair ve okur-bakar gerçeklikle hiçbir eşdeğeri olmayan bu hakikat ve muhteşemlik içinde ortaya çıkan şiir karşısında bakakalır.

Geleneksel tarzda şiir okumaya alışkın alımlayıcısına, geçmiş yaşantıların, belirsiz,bulanık hayaletleriyle değil şimdi içinde bulunduğu zamanla ve hakikatle yüzleşmesinde ısrar eder.

Görsel şiir karşısında, hatıraların güvenli dünyasından uzakta, bilinmezin kapısında, ilk anın enerjisiyle karşılaşmaya gönüllü olmak dışında bir gücümüz yoktur.

Yorumlar

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 1

‘yukarı’ dedin

Çağrışımlar, metaforlar, imgeler, analojiler, benzeşimler vb. yöntemi ile elbette konvansiyonel okur, gündelik gerçeklerden, bildiklerinden ya da bilmesi muhtemel şeylerden, sezgi ve estetik numaralarla uzaklaştırılır. Bu uzaklaştırma, okuru daha derin sulara çekmek için kendi tekniğini, kendi yabancılaştırma tekniğini de icat etti. 20. yy'a kadar da işler hiç fena gitmiyordu.

Yani bir şiir okuru, iyi şiirde bulduğu tadı ancak büyük destanlarla, büyük anlatılarla kıyaslayarak bir yerlere varıyordu. Dilin ve edebiyat/estetik tarihinin ona verdikleri ile. Bütün büyük eserlerde metinler arasılık ilkesinin tıkır tıkır çalışması, aslında Harold Bloom'un deyimi ile "ustayı yanlış anlamayı" tercih eden çırakların acemiliklerinin, pek de öyle acemice olmadığını görebiliyoruz. Ama şiir, kendisine atfettiği bu "zamansızlık" ya da "zamanüstülük" durumundan kurtulabileceğini sandı. Kendisini fazla ciddiye aldığı içinde artık parodinin eşiğinde.

Bir barkod tabancasının asıl işi okumak, okurken hızlıca bir kod sistemini başka bir kod sistemine çevirmek ve bundan bir değer tespiti yaparak sıyrılmak olarak özetlenebilir. Daha sıkıştırılmış olan çubuklu sistemi, bir şekilde çözer, onu başka bir sisteme çevirir. İnsan-okuyabilir hale getirir. Barkod tabancasının önüne kitap ya da gazete koyduğunuz zaman nasıl hiç bir tepki vermiyorsa, çoğu kez görsel şiire bakanlar da aynı ruh haline bürünüyorlar. Yalnız oradaki "tutulma" halini, aslında dili tutulma olarak işaretlemek gerek. Tekrar etmek gerek belki de "kaza" kelimesinin bir anlamı da "yargı"dır. Yargı eksikliğinin doruk noktaya ulaştığı bir anda dilimiz tutulur zaten. Yalnız görsel şiirde, modern'in şaşırtarak dumur etme hali mevcut değildir, çoğu kez.

Şiir kendine özgü kodlarla ilerleyeceğini düşündü, işte bu düşünüş şekli az çok hepimizi görsel şiire yöneltti, yönelmekte.

Ben "ortaklanmış hatıra"nın şimdilerde sadece reklamcıların ve dizi yapımcılarının işine yaradığını, bir travma etkisi yaratmayı başarmadıktan sonra da şiiri gösterge kısırı ya da klişe kayyumu haline getirdiğini düşünüyorum.

Görsel şiirde bir bulanıklık, bir okunamaz hatalı sektörler yığını var evet, ama bu işin çekirdeği değil. Aslında bir görsel kültürümüz olmadığı için şimdilik örneklerimiz herkese yabancı geliyor. Onun için belki işlerin çoğu, bir bozma, bozgun havası taşıyor. Sözlü dilin bize bugüne kadar -en azından 80'lı yıllardan beri- veremediği şeyleri yad eder gibi görünecek kadar kalpsiz olmadığımızdan, bize yapılan şeyleri iade etmeye çalışıyoruz.

Görsel Şiir'in okunamazlığı yanında bunlar da mevcut.

"yanyana gelmemiş kelimeler mevcut" diyen Melih Cevdet Anday estetiği, hiç bir zaman yanyana getiren şey olarak örneğin "rastlantı"nın doğasını kabul edemediği için modern bir şiirimiz olamadı.

------------- ~ --------------------

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 44

‘yukarı’ dedin

böyle uzun bir aradan sonra zart diye dalmak istemezdim ama çok uzak kalamdığımı anladım. eski tartışmaların eksenin de bi eklemeyle çoğunlukla serkan'a katıldığımı, kısmen de ayrıldığımı belirtmek isterim.

şimdi gerçeküstü'lerin 30'larda falan yapmaya çalıştığı şeyle şimdi hala burada söylenenlerin arasında bir fark oluşturulamıyor gibi geliyor bana. 'ortaklanmış şeyler'in dışına -taşmaya- çalıştığına bir şey demiyorum görsel şiirin, bunun şair tarafında ise bilinçli bir yapım söz konusu değil mi? az işim olsa da ben hep bir bütün gözetmeden edemiyorum. bunun dışında jameson'un belirttiği gibi bir dönemsellik içinde bakıldığında onların bu kalkışması anlaşılabilir ama günümüz dünyasını ve bu dünyada üretilen şeyleri açımlaya çalışırken 'eski söylem' -demek zorundayım- leri yeniden üretmek bize ne kazandıracak ki.

şimdi asıl meseleye gelebilirim; '80'li yıllar çok güzel bir saptama; tam da burda işler biraz çetrefilleşiyor çünkü sözlü dilin vermediklerini yad etmek gibi bir derdimiz yok; yalnız şöyle bir çıkmaz içindeyiz ki o sözlü dili büyük medya'ya, reklamlara, dizilere daha bir sürü manüpilasyon aygıtına kaptırma ihtimali görüntüyle birlikte her zaman mevcut. -ki ben buna zaten kaybedilmiş bir savaş olarak bakıyorum. ikinci çünkü, zaten görüntü de onların elinde.

fazlaca marksist bi bakış gibi görünebilir ama görsel şiir'in bir erekliliği yoksa da tek ereğinin bakanı dumura uğratması olması olması düşünülemez. zaten şair abi'lerimiz ağzıyla konuştuğumda bir resmi sana şiir diye gösterirlerse biraz dumur olur, biraz da karşı taraftakinin hafiften üşütmüş olduğunu düşünürsün.