Edebiyat dergiciliği baştan mı yanlış?

Birincil sekmeler

gazetelerimizin, gazeteciliğimizin kaderini paylaşa bir dergiciliğimiz, edebiyat dergiciliğimiz var. İşin içinde olanların pek sesleri çıkmasa da, Türkiye'de 20. yüzyılda başlayan modern dergicilik ve buna bağlı kurumlar, tamamen göçmüş gibi duruyor anlayış olarak.

Tartışmaya açmak istediğim şeyler şunlar:



a) Dergiciliğimizin momentum kaybını oynalıyor musunuz? Eğer evet ise, bu momentum kaybındaki temel etkenler nelerdir?
b) Merkez dergiciliği ve taşra dergiciliği denebilecek iki ayrı türden bahsedebilir miyiz? Bunların hedef kitleleri, satış rakamları ve kendilerine koydukları amaçlar düşünüldüğünde, fiili durum neden o ayrımın ortadan kalktığını göstermektedir?
c) Kurumlaşmış dergilerin içeriği, ülkenin 21 milyon genç nüfusunu edebiyata (roman, şiir, öykü vb.) yeniden ısıtacak durumda mıdır? Bu etkileşimsizliği sağlayan sizce nelerdir?
d) Dergilerin lojistik ve estetik durumları hakkında (dağıtım, mizanpaj, yazar kadrosu, bölümlendirme, abonelik, müşteri hizmetleri vb.) neler söyleyebiliriz? Ne eksik yapılmaktadır?

Ek Okumalar:













Forumlar: