Postmodern tabaka
Ülkemiz öyle güzel, öyle bereketli bir yerdir ki, kavramlarla kurumlar arasındaki ilişkiler her an yeniden kurulabilir ve düzenlenebilir. Bu anlamı ile örneğin kategori ya da katman diye birşey yoktur. İktidar, tek bir şeye yarar: "üstünkörü her yargıyı" dillendirebilme lüksünü sağlar. Örneğin ülkemizde, herkes herşey hakkında bilgi sahibidir ve bunun karşısında şaşmaktan öte de yapacak birşeyimiz yoktur. Devrimlerin sadece "kültürel" olarak tasarlanabildiği, yaşam biçimi denen şeyin, hiç bir şekilde içkinleştirilemediği, havada uçuşan kavramların, hayatlarımızın, yaşayışlarımızın içine doğru rahatlıkla itildiği zamanlardan bahsediyoruz. Böylelikle 200 yıllık Aydınlanma'nın sonrasına/ötesine/kıyısına ışınlanmaya ramak durumda duruyoruz.
Kültür adamımız cahil ve korkar, bürokratımız bilinçsiz ve küstah, şairimiz, romancımız, hikayecemiz de çocuk olduğundan şu aşağıdaki sözleri işittiğinde, hiç bir şey yapamıyor:
İlhan Berk
Türk Şiiri'nin "uçbeyi" İlhan Berk vefat etti. Başımız sağolsun, Allah rahmet eylesin.
İlhan Berk (1918) kimdir?
İlhan Berk Necatigil'in deyimiyle "şiirimizin uç beyi", 1918'de Manisa'da doğdu. İlk şiirleri Manisa Halkevi dergisi, Uyanış, Varlık, Çığır gibi dergilerde çıktı. 1944 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nün Fransızca Bölümü'nü bitirdi. Destansı yönünün ağır bastığı, adeta bir Türk Walt Whitman'ı olarak adlandırıldığı dönemde İstanbul (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu'nu (1955) yayımladı. 1953 yılına kadar çıkardığı kitaplarla gerçekçi bir şair görüntüsü veriyordu. 1953'te Yenilik dergisinde yayımladığı "Saint-Antoine'ın Güvercinleri", ileride İkinci Yeni adını alacak şiir akımının habercisi oldu.
Carteleria Poetica
Eliminem la lectura en veu alta eliminem la lectura ...
Poesia T/47 (p. 19) Guillem Viladot
(Metnin Orjinali İçin Tıklayın)
Zamanımızın görsel kültürüne sadık olarak, Bask yazar Ainize Txopitea bir ölçüye kadar güncel bir konuyu paylaşan görsel şiirler olan bir poster-imaj serisi sunuyor bize: şiddet. Çağımızın göstergesi ve yazgısı olarak, toplumsal, siyasi, cinsel, bilgi-verici, kültürel ve karşı-kültürel şiddet her zaman ve her yerde bize eşlik eden gölgemiz oldu.
Sanatçı, gündelik ve anonim haykırışlarımıza açık olarak, harap ve ihlal edilmiş dünyalarımızın kaydı olan bir dil ya da bir “di(maj)l” (“Langu(im)age” ) yaratarak, göz açıp kapayıncaya kadar nedenli tarihsel felaketlerin maskesini düşürüyor. Ainize, eleştiri ve ifşanın görsel bir kaydı olan imajlar üretiyor; her türlü şiddete karşı, tinin ölümüne karşı ve ayrı disiplinlerin bölmelerinde anlaşılan sanat fikrine karşı protest bir görsel yazı.
Görsel Şiir İktidara Geldiğinde Neler Yapacak?
Görsel şiir iktidara geldiği zaman, neler yapabilir diye düşünmeye başladım. Zira, kulislerde hakim olan bu telaşın ve aymazlığın sebebinin bu korku olduğunu görmekteyim. Eğer Görsel Şiir Parti Programına (GŞPP) eklemek istediğiniz madde varsa, lütfen çekinmeyin, nasıl olsa iktidar olacağız, koyuverin gitsin!
- Şiir Bakanlığı kurulacaktır. Ülkemizdeki tüm şairlere bu bakanlık bünyesinde iş verilecek, kadrolu, maaşlı ve ikramiyeli bir iş sahibi olan şairlere her ayın 9, 19 ve 29'unda olmak üzere yılda 36 kez ödül verilecektir. Şiir Bakanlığı, görsel şiir dışında kalan tüm şiir dalları ve türleri için bir karşı-propaganda birimi kurarak, halkın bu şiiri okumamasını, kitaplarını satın almamasını ve yazanları da yuhalamasını sağlayacaktır. Şiir bakanlığına girmiş bir şairin, okurlarının da aynı bakanlıkta istihdam edilmemesi düşünülemez.