...Ve sonunda mesih indi!

Birincil sekmeler

Çok iyi!
12
O kadar iyi değil!
-16

Evet beklenen şair-mesih sonunda indi, hem de manifestosuyla! Nanoist felsefeci şair Umut Yaşar Abat aşağıdaki manifestosuyla bir süredir can cekişen şiir camiamıza kaybolan ruhunu verebilecek mi? Bu manifestonun kutsallığına halel gelmesin diye aynen ekliyorum:

NANOİST ŞİİR MANİFESTOSU VE NANOİZM

Nano ya da nanno kelimesinin etimolojik anlamı Latince nannus kelimesine dayanmaktadır.

Nano kelimesi Yunanca’da nannos kelimesiyle telaffuz edilmiş olup ‘birkaç sözcüğün birleşmesi’ anlamına gelmektedir.

Aynı zamanda fizik ölçü biliminde nano, önüne geldiği birimin milyarda biri anlamında kullanılmaktadır.

Ancak biz nanocu şairler bir hermeneutik yaparak ( yorum bilgisine başvurarak ) bu kavrama doğu-batı sentezi bir etimolojik anlam da yüklemekteyiz. Böylece nano ve nanoculuk kavramlarını Türkçe’mize kazandırmak istemekteyiz.

Bilindiği gibi na ve no kelimeleri Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce gibi doğu ve batı dillerinde ‘hayır, yok’ anlamlarına gelmektedir.
Dolayısıyla biz nanoistler buradan hareketle ‘na ve no’ kelimelerini birleştirerek, nanonun konusunda ve içeriğinde ‘yok yoktur’ diyoruz.
Yani nano kelimesine ‘her şey vardır’ anlamını yüklemekteyiz. Ve yine nano’yu ‘iki yokluktan doğan varlık’ olarak tanımlamaktayız.
Nano kelimesini bu anlamlar doğrultusunda edebiyata transfer ederek, şiir sanatında nanoizm ya da nanoculuk adıyla yeni bir şiir ekolü kurduğumuzu bu manifesto ( bildiri ) ile tüm edebiyat dünyasına duyurmayı uygun görmekteyiz.

O halde nano ve nanoizm ( nanoculuk ) nedir, ne demektir?
Edebiyatta yeni bir şiir ekolü olarak ileri sürdüğümüz nanoist anlayışa göre; şiirin bütününü oluşturan kısımlardan, parçalardan, bölümlerden her birine nano denir.

Nanocu anlayışa göre şiir, bir tek nanodan oluşacağı gibi yüzlerce nanodan da oluşabilir.

Nanoizm ekolüyle birlikte dünya edebiyatında yepyeni bir edebiyat ve şiir anlayışının doğması ve oluşturulması için nano kelimesini, kelimenin yukarıdaki etimolojik anlamlarına dayandırarak;

a-) Şiirdeki estetik anlamı, milyarda bir olasılıkla bile olsa farklı düşündürme ve genişletme yoluna gitmeyi …

b-) Ardı ardına gelen her sözcükle birlikte, şiirin her dizesinde yeni anlamlar ve anlam bağlantıları oluşturmayı…

c-) Eserin her türlü anlamının metne içkin ( mündemiç ) olduğu bilinciyle hareket edilmesini hedeflemekteyiz.

Buna rağmen şiirin değerlendirilmesinde hermeneutik yaparak, şiire ve edebi metne transandent ( aşkın, müteal ) anlamlar yüklenmesinin yolunu da açmak istemekteyiz.

Çünkü biz nanoistler, edebi metinlerde ve özellikle şiirde derin anlamlılığın yanı sıra anlam çokluğu yaratmak istemekteyiz.
Bu bağlamda şiirde anlam genişliği yaratılmasını, şiirin ve edebi metnin tek boyutlu anlamlılığı aşmasını, eserin çok boyutlu, çoğul anlamlılığa taşınmasını nanoizmin en önemli amacı olarak gördüğümüzü söylemek isteriz.

Burada derin anlamlılık ve çoğul anlamlılık kavramlarına yüklediğimiz (irca ettiğimiz ) anlamı ve bu iki kavram çifti arasındaki nüansı (ayrımı ) vurgulamak sanırız yerinde olacaktır.

Derin anlamlılık derken şiirin veya metnin derin ve yüce estetik değerlerle beslenen içeriğinin zenginliğine bir övgü, bir yüceltme yaptığımızı işaret etmek isteriz.

Anlam çokluğu ya da çoğul anlamlılık derken de şiirin, metnin oluşturulmasında ardı ardına gelen her sözcüğün yeni, derin ve farklı anlam içerikleri oluşturacak biçimde; anlamı zenginleştirmesini, derinleştirmesini ve anlamın sürekli beslenmesini anlatmak istemekteyiz.

Nano nitelik taşıyan eserdeki bu çoğul anlamlılığın okuyucunun yorum gücünü, görüş gücünü, hayal gücünü daha da geliştireceği inancını taşımaktayız.

Bu bağlamda nanoizm; şiirde ve diğer edebi-felsefi metinlerde anlam akıcılığını, zenginliği oluşturan düşünce, anlam, duyuş, coşku, imge, sezgi, rezonans ve diğer estetik yaratı biçimlerini içine alan, fenomen ile numeni bir bütünün iki parçası olarak değerlendiren, diyalektik bir sanat kuramıdır.

O halde nanocu anlayışa göre şiir nedir, ne demektir?

Nanocu anlayışa göre şiir; bir varlığı, bir olayı, bir olguyu, bir duyguyu, bir düşünceyi, bir fenomeni örtük ve dolaylı bir anlatımla, imgelerle perdeleyerek estetik bir biçimde dille örtüştürme sanatıdır.
Nanoist şiirin özelliklerini dikkate alırsak bir anlamda şiir, imkansıza ulaşma ve zoru zorlama sanatıdır.

Tarifi imkansız aşk ve zulmün bayrağını yırtan bir isyandır şiir. İnsan özgürlüğünün ve özgünlüğünün şahikasıdır şiir.

Bazen bir öfkenin fışkırması, bazen bir kederin, bir umudun ve bir kaderin küllerinde savrulmaktır şiir.

Öldüğünü yaşayarak yazmaktır şiir. Duyguların ve düşüncelerin kelimeleri bir şimşek gibi çarpmasıdır şiir.

Yine bilinmelidir ki nanoist şiir salt dil ya da sözcük oyunu-oyunları asla değildir.

Aksine nanoizm şiiri salt dil ve salt kelime, hece ya da harf oyunlarına indirgeyen, indirgemeye çalışan letrizm, sözcüklerin kullanımını rastlantıya dayandıran dadaizm gibi ekol ve ekolleri de reddeder.
Bundan sonra da bu yönlü indirgemeci, şiirin değerini ve anlamını düşürücü ekoller oluşursa, onlara karşı da nanoist bir duruş sergileyeceğimizi bildirmek isteriz.

Bilinmelidir ki nanocu şiir, edebiyat ve felsefe anlayışı her türlü indirgemeci yaklaşımın karşısındadır.

Çünkü nanoculuk en küçük ayrıntıyı düşünerek eseri parçalamayı değil tam tersine eserdeki tüm anlamları düşünerek edebi, felsefi ve sanatsal metnin diyalektik bütünlüğünü anlamayı ve eseri bu bütünlük içersinde değerlendirmeyi temel prensip olarak görmektedir.
Dolayısıyla nanocu şiir yöntemi, her sözcüğün yan yana, alt alta gelmesiyle oluşan, ilmik ilmik işlenen ve kendi içersinde diyalektik akışla sürekli kendini besleyen, sürekli ilerleyen bir yöntemdir.
Nanoizmin sanat, toplum ve değer anlayışı nedir?

Nanoizme göre, sanatın kendinde bir değeri her zaman vardır. Ancak sanatın bu değeri kişinin ve toplumun estetik algılayışıyla diyalektik bütünlüğe ulaştıkça yücelik kazanır.

Nanocu sanat kuramı, bir eseri estetik eser yapan tüm kriterleri birlikte ele alır ve bu kriterlerden hiç birini diğerinden daha az önemli ya da daha çok önemli olarak görmez.

Nanoist şiirin biçim ve içerik özellikleri nelerdir?

Nanocu şiirin estetik görüntüsünde sadece şiirin adı- estetik görüntü açısından güzel göründüğü ve kendisinden önceki, sonraki şiirden ayırmak için- büyük harflerle yazılır.

Şiir içersinde özel adlar da küçük harfle yazılır ve özel adların alacakları ekler, şiirin adında bile, kesme işaretiyle ( apostrof ) ayrılmaz.

Bu bağlamda nanoculuk, ‘şiirde’ ortaya konulan veya konulacak olan eserlerin anlamını, kullanılan her sözcükle derinleştirmek ve genişletmek istediği için, noktalama işaretlerinin tümünü reddeder.
Çünkü nanoizm, yazarın ve okurun sanatsal metne daha çok, daha özgür anlamlar yüklemesini kendine ilke edinmiştir.

Nanoculukta şiirin uzunluğu- kısalığı, sonat, haiku, dörtlük veya diğer herhangi bir şiir türünde-ekollünde olan dize sınırlaması ve hece ölçüsü zorunlu bir kriter değildir.

Dolayısıyla nanocu şair, şiirinde dize sayısını ve kafiye uyumunu şiirin akışına göre, kendi şairlik gücüyle ortaya koymakta serbesttir.

Nanocu şiir anlayışında, şiiri herhangi bir konuyla sınırlamak düşünceyi sınırlamaktır. Bu yüzden nanoculukta şiirin konusu her şeydir.

Nanocu şair, şiirlerinde estetik değeri düşürme ihtimali olan, içgüdüsel-psikolojik çağrışımlar yaratacak sözcükleri, nanocu estetik anlayışa uygun bulmadığı için, kullanmaz.

Çünkü nanocu şiir kuramının her türlü etik kriterinin temelinde estetik değer yatmaktadır.

Yani biz nanoistlere göre; estetik olmayan, etik değildir. Bundan dolayı estetik değer taşımayan bir yaratma biçiminin nanoculukta yeri yoktur.

Nanocu şiirin yapısına göre; ardı ardına gelen her sözcükle değişen dil, anlam, düşünce, imge, sezgi zenginliği, ritim, harmoni, rezonans ve akış halinde bir müzikalite oluşturmaya gayret göstermek…

Her dizenin ‘en az son sözcüğü’ ile, ardından gelen dizenin başı arasında bağlantıyı sağlayan sözcüklerin zikzaklar çizerek, nehir gibi kıvrılarak akan bir estetik anlam oluşturmasını sağlamak…

Bu estetik akışın olabildiğince ‘duygu, düşünce, coşku akışı oluşturmasına, anlam çokluğu yaratmasına ve estetik duyuşla ifade edilmesine olanak tanımak’ nanocu şiirin biçim ve içerik özelliklerini gösteren en önemli unsurlardır.

Tüm bunları şiirin parçalarını oluşturan her bir nanoya estetik zorlama yapmadan, estetik hissedişin akışıyla, yine olabildiğince uygulamak nanocu şiirin temel yapısını ve diğer şiir anlayışlarından farkını oluşturmaktadır.

Çünkü nanoist şiir, şairin ayak izlerini, parmak izlerini, ruh izlerini taşıyan psiko-estetik duyuşa ve diyalektik akışa dayalı şiirdir.
Bundan dolayı nanoist şiir anlayışı mekanik, ruhsuz, yapmacık şiir anlayışını reddeder.

Nanoizmin dünya görüşü nedir?

Nanoist şiir kuramı, evrensel insan haklarını ve özgürlüğünü sanatsal ve felsefi ilke olarak kabul etmektedir.

Nanoizm, toplumsal değerleri ve toplumsal gerçekliği onurlu bir duruşla, estetik bir dille ifade etmeyi kendisine amaç edinmiştir.
Nanoizm, hayata yürekli tarafımızdan bakan ve emperyalizme karşı mücadele eden omurgalı insanın dünya görüşünü, sanat alanında temsil eden bir şiir ekolüdür.

Ve yine nanoizm; özellikle faşizmin sözcülüğünü yapan İtalyan kökenli-merkezli, tarih bilincinden mahrum fütürizmin yüz yıllık totaliter kuşatmacı geleneğini, zamanın üç boyutunda at koşturan nanoist sanat devrimiyle sonlandıran hümanizmanın evrensel zaferidir.

Sonuç olarak; bu manifesto ile birlikte dünya edebiyatında ve şiir dünyasında nanoizm adıyla yeni bir şiir ekolünün doğduğunu sizlere müjdelemek istiyoruz.

Bundan sonra nanoizmin daha da zenginleşmesi ve gelişmesi için nanocu yöntemle şiir yazacak olan şairleri, nanocu ekolün temsilcileri olarak aramızda görmek istiyoruz.

Bu ekolün manifestosuyla hareket eden ve edecek olan şairlere aramıza hoş geldiniz diyoruz.

Önümüzdeki sürede yayınlayacağımız şiir kitabımızla nanocu manifestosunun içeriğine uygun tarzda yazılmış şiirlerimizi bütünlüğü içersinde sizlerle paylaşacağımızı da bildirmek istiyoruz.

Eğer nanoist şiir ekolüyle dünya şiirine bir nano büyüklüğünde katkı sağlamayı başarırsak kendimizi bahtiyar sayacağız.

Dolayısıyla bu manifesto ile tüm edebiyat, sanat ve felsefe dünyasına doğum günümüzü 22-ARALIK -2007 tarihi olarak ilan ediyoruz.
Saygılarımızla…

NanoistŞairler Adına Umut Yaşar ABAT


UMUT YAŞAR ABAT KİMDİR?

Nanoist şiir, sanat ve felsefe anlayışının kurucusu ve ilk temsilcisi Umut Yaşar ABAT, 1972 yılında Kars’ta doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Kars’ta tamamladı. 1993 yılında Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne kaydoldu ve 1997’de bu bölümün ilk mezunlarından oldu.

Aynı yıl Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans (master) yapmaya başladı. Immanuel Kant’ın Felsefesi’nde ‘Mekan ve Zaman’ adlı teziyle, 2000 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün de ilk mezunlarından olarak yüksek lisansını tamamladı.

Bu arada; dost dost, turnalar, felsefeci, felsefece, lacivert, berfin bahar, damar, sincan istasyonu, deliler teknesi, dize, patika, paspatur, afrodisyas-sanat, mühür, folklor edebiyat, eğitim, müdafaa-i hukuk dergilerinde ve bazı gazetelerde şiirleri, edebiyat, tarih, siyaset ve felsefe yazıları yayımlandı.

‘Düşünce Merdiveni’ adlı felsefe dergisinin çıkmasına katkı sağladı ve bu derginin çıkması aşamasında yazı işleri müdürlüğü yaptı.

Yazarın 2001 yılında ‘uçurumlar’ adlı ilk şiir kitabı Ürün, ikinci şiir kitabı ‘takvimsiz zamanlar’ ise Kül/Sanat yayınlarınca 2005 yılında yayımlandı.

Ankara demokrasi koordinasyonunda eğitim, gençlik ve kent koordinatörlüğü de yapan Umut Yaşar ABAT aynı zamanda, kısa adı KIBATEK olan; Kıbrıs Balkanlar Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu’nun da üyelerindendir.
Nanoist Şair Umut Yaşar ABAT, halen akademik çalışmalarını sürdürmekte ve felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji, bilim tarihi, felsefe tarihi, insan ilişkileri, insan hakları ve demokrasi dersleri vermektedir.

İletişim;

Yorumlar

liman kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

Umut Yaşar Oğuzcan...

mirhan ozan kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -10

‘yukarı’ dedin

bununla ilgili şiirsel örnek hiç yok mu murat yorumumuzu bunlara göre yapmakta fayda var.

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -8

‘yukarı’ dedin

ağdaş kurmuş oturur acılarımın üstüne kadın dikmiş gözlerini üzerime yalnızlık ferahlatmaz içimi kirlenen güzellik kan kusar aynalarda tırmaladığım yüzüm çoğalır hüznüm uçan her kuşun kanadında kaybeder derinliğini serseri sevişmeler

har kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

ben bir tane buldum galiba.. [[|google video]]'dan.

mirhan ozan kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -2

‘yukarı’ dedin

bunlar fazlasıyla açıklayıcı oldu teşekkürler.

üstübal kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -7

‘yukarı’ dedin

Evet liman haklı: umut yaşar oğuzcan hatta umutsuz yaşar oğuzcan desek daha iyi olacak galiba.. okuduğumda çok güldüm.. Böyle evrenselci humanist diye başlayan işlerden böyle bir kiç durum bekliyordum ta ki internette biraz işte serkan'ın ve har'ın bulduğu yerlere de göz atınca son günlerde gülmediğim kadar güldüm; hay , Allah da sizi güldürrsün!! müritleri olacaktır, mormonları, moronları olacaktır, saadet zinciri kurulacaktır... humanizmanın evrensel zaferine selamlar.. evrende hiç bir dalga veya frekans kaybolmuyormuş; aramıza hoşgeldin senkron dalga, hoşgeldin geciken humanizm!

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -3

‘yukarı’ dedin

Böyle manifesto çok. Ve açıkçası bir noktadan sonra insan buna bakıp da o yüzyıllık modernizm dalgasının sonunda bize kalanın nasıl büyük bir zul olduğunu da görüyor. Ahmet Oktay birkaç zaman önce manifestoların bireysel reklamdan başka birşey olmadığını söylüyordu, herhalde bunları kastediyordur.

Modernizmin sağladığı imkanları, söz dizimini, aydınlanmanın hani "aydınlık" yüzünü bir kenara alarak birşeyler ummak, ancak saflıkla mümkün olabilir herhalde.

Müritleri olmalı bence. Çünkü teori ile pratik arasındaki uçuruma sığışacak gövdelere ihtiyaç var. Buradan benim çıkardığım ders, modern edebiyatımızın belli bir kesim için çöktüğüdür. Yerle yeksan olmuştur. Bunu farketmeyen herkesi gericiliği ile yüzleşmeye de davet etmek gerekiyor.

İnsan nano teknolojinin ne halta yaradığına bakar önce.

üstübal kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -8

‘yukarı’ dedin

Tüm bu gülme efekt ve reflekslerimiz bittikten sonra, kaşlarımızı çatmadan oturup düşündüğümüzde, bu manifestodan bir ders çıkarabiliriz. Bakın şöyle ters köşe bir şey yazacağım:nanoizm dedikleri tolkien masalı vari bildiri bir ücra kiçidir; ücra'nın kiçleştirilmiş halidir. Bu bile yeni ücra sürecinde kendimize rağmen ücra'yı dönüştürmemizi gerektirir.

Özel harflerin küçük harfle yazılmasından tutun da çoğul anlamlara kadar tüm maddeler ücra'nın poplaşmış bir tarafına göndermede bulunur. Yalnız nanoizm'in gönlü gani bir anlayış rolü yaptığını dada'yı ve letrizm'i doğrudan reddetmesinden anlamak mümkün. Dada tarihsel avangarddır ama öyle hemen kenara atılacak bir akım değildir. Anti emperyalistler anladık ama psikolojik içgüdüselliğe karşılar çünkü humanistler! Milyonda bir(nano) diyen bir akımın bu psikolojik içgüdüselliği yok sayması kendi ilkelerine ters görünüyor; Senkron dalga demiştim çünkü ritim-harmoni-rezonans diyorlar kendileri.. Yani insanın estetikleştirdiği her şey, anlamlandırdığı her şey! Peki disonanz olan nonharmonik diziler ne olacak? Artık bu diziler de aklileştirilmedi mi? Yoksa, nonharmonikler de harmonik olarak görüldükleri için mi bahsi geçmiyor tabii ki bunları bilemiyoruz.

Şimdi tüm bunlar evrensel insan modelinin ulvileştirildiği yeni bir romantik dönemi hatırlatıyor bana.. Niall Lucy'nin dediği gibi postmodern süreç yeni bir romantikleştirme dönemi midir bu soru tüm kiçleştirme mekanizmalarına içkin bir şekilde işlemektedir.

Kiç olanı kiç olmayandan ayıracak en önemli unsur şudur: sunulan model evrensel soyutlamalara saplanmadan ne kadar evrensel-yerel arasındaki döngüyü canlı tutuyor. Bu soru sorulur sorulmaz yanıtı arandığında çelişkiler ve fetişleştirmeler görülecektir. Akış derken psikolojik dürtülerin bu akışın bir parçası olduğu göz önüne alınmayacaksa ve bu dürtülerle toplumsal olgular arasında bir bağ yok sayılacaksa senkron dalga belli bir grubun aklileştiridiği bir kapalı devre senkronizasyonunda işlemeye mahkumdur ve dışında kalan her ses de gürültü olarak görünecektir.. Peki nerede özgürlük ve nano? Adından başka?

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -2

‘yukarı’ dedin

Bir kere bu kadar "toptancı" çözümleri, şiirin perakande yapısının kaldırıp kaldıramayacağı sorunu var önümüzde. İkincisi, şiirin, sadece bir edebiyat türü olması ve bundan başka da uzun zamandır pek bir şey ifade etmemesi, edememesi gibi durumlar da var önümüzde. Kabul edelim etmeyelim, ben şiire bu tür dambıllar takılmasından hiç hoşnut değilim, işe yaramıyor.

Bu tür denemelerde, girişimlerde modern manifesto yazımının hastalıkları aşılamıyor. Bu kadar toptancı şekilde yaklaşmak, toplumu filan değiştireceğine, bunu edebiyatla yapabileceğine olan inanç tuhaf -ki üstübal'ın romantiklik eleştirisine denk geliyor. Aynı sistemden beslenerek, o sistemi değiştireceğine inanmak, yedeğine "yorum, anlam, dize yerine nano, kelime yerine nano vb." gibi notasyon cinlikleri yapmak da işe yaramıyor, yaramaz. Metnin iddiasını kaldıracak bir kültürel yapımız olmadığı gibi, hiç bir yerde, bir birim ya da yapı üzerine bu kadar yük bindirecek bir cüret/malzeme yok. Artı şu da yok; şiirde birikmiş anlam silosundan vazgeçmek yok, yorum, diyalektik gibi aslında hep ikili (binary) bir düzenek sunan yöntemlerden vazgeçmek yok, yeni değer yaratmak yok, şiirin malzemesine iliişkin sorunsalların hiç biri yok. Aslında ne mimari, ne sinema ne de başka birşey yok. Sadece bir köstebek gibi kafayı şiire gömmek var.

Bu modernitenin ve ona bağlı olarak çöken tüm projelerin bir müzesi olabilir ancak. Bir nevi şaka müzesi.

Ben, bir şaka yapıldığını düşünmeye başladım. Bu şaka öyle değil mi? Şaka değilse, nanoistlerin bir şekilde Kant sonrası dünyaya - o sırıtan nümen ifadesi- Hegel'e, Haydeger'e, Niçe'ye filan gelmesi gerekiyor. Belki o zaman bu tarihsel kiç'in içinden çıkılabilir.

Kemal Tekin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -3

‘yukarı’ dedin

Roma'yla mı ilgili, bildiri, benim de bir bildirim ama ismi nonus pactus: Bağ'ş edildi Roma'ya, bu yazıyı okumadan önce yazıldı. Nonus'u tuttu... Sokrates Romalı değil mi? Yok Osmanlı galiba, aşağıdaki yazıya bakılırsa...

Tarifi imkansız aşk ve zulmün bayrağını yırtan bir isyandır şiir. İnsan özgürlüğünün ve özgünlüğünün şahikasıdır şiir.