Buradasınız

Biz Sezai Karakoç'a Sezai Kısırkoç derdik.

Birincil sekmeler

soyluçekimser tarafından 16. Ocak 2010 - 16:10 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 1

‘yukarı’ dedin

Yeniyazı Dergisi, Ece Ayhan'ın arkadaşı olan ve şimdilerde büyükelçilik yapan Ülkü Başsoy'un bir yazısını yayımlamış. Ece Ayhan'ın hiç yayımlanmamış bir mektubunu da dosyaya koyan dergide bakalım Ülkü Başsoy neler demiş:

"Fakültede oldukça sık düzenlediğimiz şiir akşamlarında, (Ece Ayhan bunların hiçbirinde şiir okumamıştır) tutkulandığı, kendisi gibi küçük yapılı, sessiz ve utangaç, konuşurken yüzü kızaran sevgili Küçük Muazzez (bir de iri yarısı olduğundan ona Küçük Muazzez diyorduk.

O Küçük Muazzez ki, benim çalıştırıcılığını yaptığım fakülte masa tenisi kız takımının, ünlü tiyatro yazarımız pek sevgili Ülker Akçakoca -sonra Köksal oldu- ile birlikte, aslarındandı) için yazdığı şiirleri, onun da dinleyici olarak katıldığını bildiğinden, bir bölümünü kâğıttan, kendini alamayıp gerisini saatlerce doğaçlamadan okumaya kalkıştığı için bizim sesli tepkilerimizle karşılaşan, ama bize aldırmadan bildiğini okuyan Sezai Karakoç’a ise (soyadının programda XXIRKOÇ biçiminde yazılmasından da esinlenerek aramızda biz ona Sezai Kısırkoç derdik!) pek ısınamamıştık. Bu şiir akşamları, Sezai’nin Muazzez’e olan aşkını ilan edebileceği tek yer ve fırsattı. Onun için bu akşamları hiç kaçırmaz ve bitmek tükenmek bilmeyen şiirlerini, Muazzez’ine ve bu arada bize mutlaka dayatırdı. İçinde yetiştiği aile ve bulunduğu ortamda önce Abdülhamit, sonra da Necip Fazıl hayranına dönüştürülmüş bu ozan; aydınlıkçı, uygarlıkçı, ilerici bir çizgide düşünemezdi; ancak uygar, aydınlık mı aydınlık, sinirleri sağlam mı sağlam, benim masa tenisçim (anısı hep sürsün), karşısında rakip tanımayan as oyuncum Küçük Muazzez’e, ölümüne âşıktı. Meğer, sonradan öğrendik ki, kimselere göstermeden, Muazzez’in paltosuna, sık sık aşk şiirleri de koyarmış! Aslında, benim bildiğim, Sezai Karakoç’u şiir dünyamızda destekleriyle var kılan, siyasal ve toplumsal görüş farklılıklarını bir yana koyarak, onun ozan yapısına duyduğu saygıyla, sınıf arkadaşı Cemal Süreya olmuştur. Sezai’nin bu dönemde en yakın bir arkadaşı da katı Müslüman olup gâvur Fransız Kültür Merkezi’nde memur olarak çalışmakta sakınca görmeyen, aynı sınıflardan Mehmet Şevket Eygi’ydi."