Buradasınız

Postmodern tabaka

Birincil sekmeler

serkan_isin tarafından 31. Ağustos 2008 - 16:42 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 0

‘yukarı’ dedin

Ülkemiz öyle güzel, öyle bereketli bir yerdir ki, kavramlarla kurumlar arasındaki ilişkiler her an yeniden kurulabilir ve düzenlenebilir. Bu anlamı ile örneğin kategori ya da katman diye birşey yoktur. İktidar, tek bir şeye yarar: "üstünkörü her yargıyı" dillendirebilme lüksünü sağlar. Örneğin ülkemizde, herkes herşey hakkında bilgi sahibidir ve bunun karşısında şaşmaktan öte de yapacak birşeyimiz yoktur. Devrimlerin sadece "kültürel" olarak tasarlanabildiği, yaşam biçimi denen şeyin, hiç bir şekilde içkinleştirilemediği, havada uçuşan kavramların, hayatlarımızın, yaşayışlarımızın içine doğru rahatlıkla itildiği zamanlardan bahsediyoruz. Böylelikle 200 yıllık Aydınlanma'nın sonrasına/ötesine/kıyısına ışınlanmaya ramak durumda duruyoruz.

Kültür adamımız cahil ve korkak, bürokratımız bilinçsiz ve küstah, şairimiz, romancımız, hikayecemiz de çocuk olduğundan şu aşağıdaki , hiç bir şey yapamıyor:

"Koşaner, “Küresel güçler tarafından kullanılan ülke içi medya, bazı akademi ve sermaye çevreleriyle sivil toplum örgütleri içine yuvalanan postmodern bir tabakanın oluşturduğu propaganda ve etki ağı, ulusal birlik ve değerleri güvenlik parametrelerini zayıflatmak ve çözülmesini sağlamak yönündeki gayretlerini sürdürmektedir” dedi."

"Postmodern bir tabaka" ve "Organeral" rütbesi. Bu ifadelere, gazeteciler, köşe yazarları tepkiler gösterdiler - ve . Ama sınırlı sayıda kaldı. Taraf'ta Gökhan Özgün, haklı olarak şu ironik soruyu sormak durumunda kaldı, geçen gün: "Post-modernizm bunun farkında mı?"

Ben, açıkcası, 21. yüzyıllı nasıl ve ne şekilde geçireceğimiz ile ilgili oldukça düşünceliyim. Geçen yılın o hararetli günlerinde de, bu tartışmalar yapıldı. Orada da bir komutan içinde Habermas, Poppper filan geçen yapmıştı, Hürriyet gazetesinden Hadi Uluengin, bu konuşma ile ilgili içinde şu ifadeler geçen bir yazı filan kaleme almıştı:

"BURADA en önce şunu söyleyeyim: Başbuğ’un konuşmasındaki entelektüel seviye, bilgi birikimi ve kısmen de ufuk perspektifi çok yüksek bir grado taşıyor. Yürekten kutlarım."

Edebiyatçılar ve kültür adamları, şairler ve dergi sahipleri, yayıncılar olarak kısmen sivil toplum örgütü arketipleri sayılırız. Yani kısaca "postmodern tabaka"ya dahil gibi duruyoruz. Geçen yıllardaki tartışmaları hatırladıkça, Ordu ile "aynı hizaya gelmiş" bir çok edebiyatçı, şair, eleştirmen olduğunu fark ediyorum aramızda.