İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Yıllıklar

Birincil sekmeler

Çok iyi!
25
O kadar iyi değil!
-23

Bir yıl o kadar da uzun bir zaman değil demek ki.. Döndük dolaştık yine bir yıllıklar mevsimine daha geldik.. Ne de olsa yılın ilk üç ayı peş peşe gelir yıllıklar.. Bu yıl çok sürpriz bir şey olacak mı henüz bilmiyoruz. Ama Varan 1, şimdilik. Kitap-lık' da ocak sayısında duyurusunu yapmıştı... Endişelenmeyin şubatta geliyor yıllığınız diye... Üç Nokta da yeni sayısıyla birlikte "Şiir ve Hayat" defterini vermeye hazırlanıyor. Ama bu yıl aradaki seçici kurulu kaldırdılar bildiğim kadarıyla... Fayrap'ın da iki yıldır hazırlandığını biliyoruz okuduğumuz kadarıyla.. Hep aynı şeyler olduğuna, biz de hep aynı şeyleri konuştuğumuza göre, şiirimiz o kadar da eğlenceli sayılmaz aslında...

Tabii V. Çolak'ın yıllık isimleri ayrı bir konu. Mesela 2007'de "Şair Vur Kendini" demişti. Geçen yıl da "Her Şiir Öncekina İhtilal".. Bu yılki de başka hoş, "Şiir, şaire bırakılamaz".. Sahi şair olmadan da olabilir mi şiir acaba? Hani hayatta şair olmayanların da şiir yazdığından filan söz edilir ya.. Öyle kareler, filmler, futbol maçları filan vardır: Şiir gibi... Kim bilir!..

ŞİİR, ŞAİRE BIRAKILAMAZ ! 2009 Şiir Yıllığı Hazırlayan VEYSEL ÇOLAK Ebat:13.5X19.5 ISBN: 978-975-9056-74-2 SAYFA

ARKA KAPAK YAZISI “Veysel Çolak yıllıkları” diğer değerli yıllıklar gibi, ve kuşkusuz yazara has özellikleriyle artık edebiyatımızın klasikleşmiş ve gelenekselleşmiş ürünleri arasına girdi. Bir yıl boyunca özenli bir çalışma ve dikkatli bir takip sonucu oluşturulan bu yıllıklar, geçtiğimiz yıl şiirimizde neler olduğunu merak eden herkes için vazgeçilmez bir başvuru kaynağıdırlar. Bugün şiirimizin bir yılı için nasıl bir doküman, başvuru kaynağı ise, gelecek yıllarda bu özellik şiirimiz hakkında araştırma yapacak olanlar için aynı özellikleri daha çok taşıyacaktır. Şiire ilgi duysun duymasın, ülkemiz kültürel gelişmişliğinin turnusolü olan bu yıllıklar, özellikle de kendi türdeşlerinden apayrı bir özellik taşıyan Veysel Çolak yıllıkları herkesin evinde mutlaka bulundurması gereken başucu kitaplarıdır.

s.n: mimlere fotoğraf ekliyoruz ya, ne olsun dedim. sonra da "red" temalı bi şey bakayım.. Valla Red Kit, hiç aklıma gelmemişti ama gugıl bir seçenek olarak sununca neden olmasın dedim.. Vahşi batının yalnız kovboyu'ndan herkesin alacağı bir şey vardır nasılsa...

Yorumlar

sepp kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

Bu artı eksiler güzel aslında. Değil mi ki her konuda aynı fikirde olmak zorunda değiliz. … Bugün Kitap-lık’ın verdiği yıllığa baktım. Şiirlerin hepsini henüz okumadım. Bir kısmına baktım. Ama “2009’de Şiirin Durumu” başlıklı bölümün tamamını okudum. … Normal bir gözle baktığınızda bu tip yazılarda hiç sorun yoktur aslında. Yani birisi çıkmıştır, ne de güzel dökmüştür ortaya yıl içerisinde ne olup bittiyse. Hatta yıl içinde bu olup biteni izlemeyen, izleyemeyenler için hazır bir bilgi de sunulmuş olur. Bu bir yüz. Ama eğer siz de yıl içinde kişisel olarak izleme imkânı bulduysanız bazı şeyleri o zaman düz bir okuma yapıp geçemiyorsunuz. Daha doğrusu yazılmışların arasında –bilinmiş, farkına varılmış ama üstü kapatılmış- şeyleri de ayrıca okuyorsunuz. … Yüzleşmek ağır bir şeydir. Yüzleşmek, yüz yüze gelmek, karşı karşıya kalmaktır. Karşı karşıya kalmak “görmedim” diyememektir. Bu, insanı istemediği durumlarda ayrıca zora sokar. O nedenle de en güzeli görmemektir. Bilip de söylememektir. Hatta mümkünse karşılaşmamak yani yüzleşmemektir. Bunları niye yazıyorum? Çünkü bu konuda bir derdim var. Bu dert üzerinden de yıllıklarla ilgili her yönüyle de eleştiriye açık olabilecek bir yazı yazdım. (Karagöz 9) Ama bu yazının “iplenmeyeceğini” zaten biliyordum. Bugüne kadar da herhangi bir şey duymadım ve görmedim de.. Ama zaten bu niyetle de yazmadığım için sıkıntı yok. Burada canımı sıkan tam da üstte yazdığım tarif üzerinden bir muameleye tabii tutulması. … Üstelik benim bir dergim yok. Yıllıkları Ramis Dara’nın Akatalpa’da yaptığı gibi kendi dergime paye çıkarmak için kullanmadım da yani. Çok sıkıcı da olabilecek şekilde bir dönemi taradım, daha çok yıllıkların kendilerini kullanarak oluşturdum. … Şimdi Bâki Asiltürk mesela yıllıkta, dergilerdeki poetik yazıların kalem kalem dökümünü yapıyor ve Karagöz’den ve bazı başka dergilerden söz ederken de şöyle geçiştiriyor. Ayrıca dosyanın adı da “Doksanın Dokusu” değil. “Doksanların Dokusu” … Genel değerlendirmeler kısmında: “Karagöz’de “Günümüz Şiirinin Ortalaması, Şiirin Millet Bağı, Türklük ve Şiir, Doksanın Dokusu” gibi özgün dosyalar okurla buluştu. Genelde iddialı yazılarla şekillenen dosyalarda tartışılanlar şiirin nabzını tutma düşüncesiyle berbaer geleceğe bakma tutumuyla da dikkat çekti. (s.205) … Dergilerde yazıların dökümünün yapıldığı bölümde: “Dosya: Doksanın Dokusu” (Bu sayının tamamı bu dosyaya ayrılmıştı)" (s.238) … Bu şekilde geçiyor. İşte sorun burda. Görüyorsun, muhtemelen okuyorsun ama görmezden geliyorsun, üstelik de yazının muhataplarından biri de sensin. Cevap filan vermen şart değil, (zaten ne denecek yani), yok da sayamıyorsun ama üstünü de güzelce örtüyorsun, ört. … Dikkatimi çeken başka kısım da şu oldu. Hem görsel şiir hem de Serkan Işın ve Murat Üstübal ile de ilişkili olduğu için yazıyorum ayrıca: … “2009’da Görsel veya Somut şiirin örnekleri kitaplaşma yolunda ivme kazandı. Her ikisi de Ebabil Yayınları tarafından basılan Serkan Işın’ın Dada’sı ve Murat Üstübal’ın Kırbozumu kitapları bu çerçevede dikkat çekti. Işın’ın kitabına koyduğu metinler görsel malzemeyle kotarılan birer “iş” görünümü verirken Üstübal’ın şiirleri dilbilgisel değerlere yaslanıyordu.” (s.212) .... Görsel veya Somut Şiir ne demek? Benim bildiğim “veya” birbirinin yerine geçebilecek şeyler için kullanılır. Görsel Şiir bir somut şiir türü olarak sayılabilse de tersi nasıl söylenir. ... Ayrıca yıllıkta 2009’da çıkan kitaplar arasında Serkan’ın kitabının adını “Dada Korkut” olarak yazabiliyorken, buradaki ironik “Serkan Işın’ın Dada’sı” sözü ne ola ki? … Bunu da geçiyorum. … Akköy Dergisi 24-26 Temmuzda Didim’de (derginin çıktığı yer) ilk kez bir şair kadınlar buluşması gerçekleştirdi. “Barış için” başlığıyla gerçekleştirildi etkinlik. 30 küsur şair kadın bu etkinliğe katıldı. Bu konuda orada izleyiciye kapalı bir forum yapıldı. Bu forumun tamamı, bildiriler ve şiirler derginin sonbahar sayısında yayımlandı. Bundan da hiç söz etmiyor mesela Baki Asiltürk. … Ama 20-22 Kasım’da yine Akköy Dergisi’nin İzmir’de yaptığı “Şiir Buluşması”ndan söz ediyor. Çünkü kendisi de davetliydi, kabul de etmişti gelmeyi ama gelmedi. (Uçakla gelmek ya da gelmemek üzerinden) … Yine yıllıkta Akköy dergisinin Aralık sayısından Didim etkinliğine kişisel nedenlerle katılmayan ama bildiri ve şiir yollayan Betül Dünder’in şiirini yıllığa alıyor. Fakat Akköy dergisi taranan dergiler arasında görünmüyor. Dolayısıyla mesela Didim etkinliklerinin tamamının aktarıldığı sayı ya da etkinlik ya da derginin yıl için de “Gülten Akın”, “Ayten Mutlu”, “Arife Kalender”, “Gülsüm Cengiz”, “Bilsen Karaca” için yaptığı özel sayılar da dail hiçbir şeyden de söz edilmiyor. … Ama Akköy dergisinin ikinci bir dergi olarak çıkardığı “Akbük” dergisinden söz ediyor. Çünkü kendisi de bir sayısına editörlük yapacak.. Vs. vs. vs… … Ve daha benzer biçimde gedikli, sırıtan öyle çok şey var ki. Dediğim gibi “hanım hanımcık” ya da “beyefendi” bir okur olarak bakarsak, “büyük hizmet”…”Şiir kazansın” … Ama ben bakamıyorum, bakamayacağım da susamayacağım da…

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -9

‘yukarı’ dedin

Baki Ayhan yıllıkta Ahmet Ada'nın şiirini neden almadığını özellikle açıklamaya girişmiş. Oysa alınmamışların kabahati ne olursa olsun -Baki Ayhan'a göre burada bir intihal var- tamamen yıllıkçının keyfine göre alınmadığını üzerine basa basa söylüyor Baki Ayhan ('herkesi memnun edemezsiniz') fakat nedense Ada'ya böyle bir açıklama düşülmüş. Bunu da tuhaf karşıladığımı söyleyeyim. Peki o zaman alınmayan herkes böyle irilik ufaklı kabahatler mi işlemiş?

sepp kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -2

‘yukarı’ dedin

Doğru bu da, ilginçliklerden birisiydi. Hayır şu var, diyelim ki ortada gerçekten bir intihal bile olsa ve sen yıllığa almasan bile, bu böyle mi duyurulur. Hani eğer ortada bu yıllığa girme ya da girmeme şartları, ilkeleri varsa, o zaman bunları da belirtirsin. Bu da yıllardır söylenen "neye göre seçiliyor ya da seçilmiyor bu şiirler", varsa "nedir şu kriterler" konusuna bizi geri götürür. Bütünüyle ilkeli bir yol izlemeyip "yapay ilke"lerle böyle havalı cümleler kurmak hoş değil...

Ayrıca mesela yine dikkatimi çekmişti, yıllıkta Mustafa Fırat'ın şiirinin altında iki ayrı dergi adı, iki ayrı tarih vardı. Bu kadar ilkeli birisi olsam, aynı şiiri, ilk gönderdiği dergiyle sonucu netleştirmeden başka bir dergiye de yollayabilen şairin şiirini de almazdım mesela...

Tekrar intihale dönersek bir de şu var, ayrıca ne yapmış oluyorsun bilgiyi eksik vererek, insanlar yıllıkta bu kısmı okuyunca "Ahmet Ada intihal şairidir" çıkarımında bulunuyor. Ama o şiir hangisidir, sana göre hangi şiirle intihal ilişkisi görülüyor. O zaman bunları da yazmalısın, ben bakın bu iki şiirde, bu bu nedenlerle intihal tespiti yapıyorum, ben "bilirkişi"yim, işte bu nedenle de Ahmet Ada'yı yıllığı(m)a almıyorum dersin. İnsanlar da hiç olmazsa kendi yargılarını oluştururlar.

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

bariz intihal suçlaması artı, gerçekten şiir için ne kadar ciddiye alınabilir bir iddiadır bu var. kaldı ki insan iki sayfa ayırır, bir şiir olayı olarak bu olayı madem önsöze yazıyor, orada durumu özetler ve kararı okura bırakır, bırakmaz mı? böyle sınav kağıdı okur gibi, not vermek, alırım, almam şeysine göre davranmak, tuhaf. iki şiiri görmemiz gerekiyor ama kaynak da yok ortada.

s.kırer kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

"Evet, özellikle 1980 kuşağından birçok şair Ankaralıdır. Garip şiiri Ankara’da doğuyor. İkinci Yeni’nin neredeyse bütün babaları Ankaralı. Cemal Süreya, Ece Ayhan, Sezai Karakoç. Şiir zaten gruplarla, akımlarla, hareketlerle giden bir şey. Şimdi de öyle. Görsel şiir, deneysel şiir yazanlar var. Ama onlar biraz uzağa gitmiş, Adana’da. " yazanında, çizeninde de bunları okuyunca insan ne diyebilir? adana iyi ki uzak... tabii bu uzaklık başka başka manâları da doğurmaktadır.

s.kırer kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -3

‘yukarı’ dedin

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -2

‘yukarı’ dedin

ben sana, sen bana, bizim oğlan, bizim kıza, bizim şair, bizim eleştirmene falan filan. açıkcası ahmet ada'nın savunması da kâr etmiyor. bir kere evir çevir kaç tane zamir var türk şiirinin lirik kanadında? iki tane. ben ve sen. (biz ve onlar epik kanadında). bu sen ile süren bu uzatmalı ve düzeysiz ilişki bitse de artık, işimize baksak? yoksa bu ben çok sıkıldı hani!

bu senin adı yok, bir haltı yok, nerde yaşar belli değil, laleliden, sirkeciden trene binerdi eskiden ya da ne bileyim bir yerlerde çalışırdı, cismi, kalıbı belliydi. şiirin karşısına al bir sen, okurun önünde vodvil oyna. okur kaç sen eskitti, kaç taneye teşne, vurgun, ona zar at! bırakın bu senli benli olmayı artık.

har kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

Aynı olmasa da, yıllık düzenleyicisinin iddiasındaki bağlamda bir vaka Almanya'da gerçekleşmiş. Bir çok kişi okumuştur, on yedi yaşındaki bir kişinin kitabı önce övülmüş, övülmüş, ardından da farklı bir kitapla büyük benzerlikleri olduğu görülmüş.

Leipzig Kitap Fuarı jürisinin kitapla ilgili "Tamamen temiz bir yapıt olmadığı açık ama metne duyduğum hayranlığı değiştirmiyor. Bence bu da kitabın konseptinin bir parçası.” demesinden çok yazarının "Artık orijinal diye bir şey yok. Sadece otantiklik var.” demesi dikkatimi çekti. Sonra da şunu düşündüm, bu yıllık davasında ne intihal iddiasında bulunan zat, ne de bu suçlamaya muhatap olan, bunu söyleyebiliyor.

s.kırer kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

'da+%C5%9Fiirin+durumu&cd=2&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

s.kırer kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -3

‘yukarı’ dedin