NEDEN LETTRİZM?

Birincil sekmeler

Çok iyi!
0
O kadar iyi değil!
0

Avrupa'daki savaş sonrası dönemi hem duygusal hem de siyasi alanlardaki değişim girişimleri açısından genel bir başarısızlık olarak tanımlamak gerekli görünmektedir.

Aynı zamanda olağanüstü teknolojik icatlar geleceğin yapılarında oluşacak değişimleri güçlendirirken bir yandan da hala çözümlenmemiş birtakım çelişkilerin yarattığı tehlikeyi de körüklemektedir; toplumsal mücadelelerde bir durgunluk gözlenmektedir ve 1930'larda hayata geçirilebilmelerinin uygulamalı vasıtaları üzerinde oluşan geniş taleple bağlantılı olarak ortaya çıkan keşiflere karşı düşünsel alanda ciddi bir isyan söz konusudur.

Faşizmin yükselişinden İkinci Dünya Savaşına kadar olan sürede devrimci yöntemlerin uygulamaları aldatıcı olmuş ve bu yöntemlere bağlanmış umutların azalısı da kaçınılmaz olmuştur.

1944'ün tamamlanmamış liberasyonunun ardından her yerde zihinsel ve sanatsal tepkimeler patlak verdi. Soyut resim -ki modern resim sanatının evriminde oldukça cılız bir yer kaplar- yeni bir estetik anlayışının kaynağı olarak tüm halka tanıtım araçları tarafından sunulmaya başlandı. Mısraları on ikişer heceden oluşan şiir tıpkı taşımacılıkta kullanılan atlı arabaların ya da kadırgalar gibi kültürel bir sınıf olarak güncelliğini yitirmiş olan işçi sınıfının yeniden doğuşuna vakfedildi. Yazı alanında üretilmiş ve kimileri henüz tamamlanmamış olan hiddet uyandırıcı yan ürünler kısa ömürlü ancak yine de yankı uyandırıcı bir etki yaratmaktaydı; Prevert ve Char'in şiiri, Gracq'in düzyazıları, tüyler ürperten geri zekalı Pichette'nin oyunları ve diğerleri. Çeşitli senaryo düzenlemelerinin sanki bir ahenk oluşturuyorlarmış gibi kullanıldığı sinema ise geleceğinin De Sica'nin çalışmalarının çalıntılarından kurulacağını açıkça gösteriyor ve yeniliği- her şeyden önce de egzotik olanı- parasızlık yüzünden Hollywood'unkilerden çok az farklılık gösteren kamera kullanım biçimlerini uygulayan İtalyan filmlerinde buluyor. Bunların yanı sıra başka suretle mağaralarda dans etmeyecek olan bir çok alimin kendilerini zahmetli birtakım fenomonolojik araştırmalara vakfettikleri de bilinmektedir.

Bu kasvetli ve ayni zamanda faydalı karmaşıklığa bakıldığında, her tekrarlamanın kendine has müritleri olduğu, her gerilemenin her yeniden yapımın bir çok hayranı olduğu görülür; tek bir grup eski değerlerin tasfiyesinin tarihsel gerekliliğini öne sürerek büyük bir küçümsemeyle evrensel bir karsı duruş sergilemektedir. Reddedişin yerini yaratıcı bir iyimserlik almıştır; kendini reddedişin ötesinde gören bir iyimserlik. Amaçlarının oldukça farklı olusuna rağmen Dada'nın bu donemde sahip olduğu sağlıklı rolü biraz tanımak gereklidir. Dadaizmi yeniden başlatmanın çok da akıllıca olmayacağını söyleyecek olabilir belki. Ancak bu Dadaizmi yeniden yapılandırmak meselesi değildir. İsçi sınıfının ayni gerileme aşamalarıyla yönlendirilmiş göze çarpacak derecede zayıf estetik değerlerine bağlı olarak devrimci siyasilerin kat ettiği ciddi gerileyiş her alanda takip eden otuz yıl boyunca sürecek bir karmaşaya neden olmuştur. Tinsel seviyede küçük burjuvalar her zaman iktidarı ellerinde tutarlar. Birkaç ciddi buhranın ardından bu tekel daha da büyümüştür; dünyaya duyurulan her şey- kapitalist ya da toplumcu gerçekçi edebiyat, artık kamuya ait hale gelmiş biçimlerle yasayan sahte biçimci avant-garde ya da son zamanlarda ortaya çıkan özgürlük dağıtıcılarının başlattığı hareketlerin kurtlu ve teosofik ıstırapları- bu küçük burjuva ruhunu besleyip büyütmektedir. Cağın gerçeklerinin yarattığı baskının altında bu ruha artık bir son vermek gerekmektedir. Bu acıdan bakıldığında alınacak her turlu tedbir yerindedir.(bu acıdan bakıldığında her yol mubahtır.)

Lettrist grubun sürdürdüğü öfke uyandırıcı provokasyonlar (harflere indirgenen şiir, görüntüsüz sinema, transliterasyon okumaları) sanatta ölümcül bir şişkinliğe(enflasyona) neden oldu. Biz bu nedenle hiç tereddüt etmeksizin onlara katildik.

2

1950'lerde dış dünyaya karsı övgüye layık bir hoş görüsüzlük sergileyen Lettrisler arasında ciddi bir fikir karmaşası yaşandı.

Fütürizmle birlikte ortaya çıkan sonrasında Schwitters ve diğerleri sayesinde daha da geliştirilen doğal sesleri yansılayan kelimelerden oluşan şiir(onomatopoeic) artık bu donemin tek şiiri olarak değerlendirilen mutlak sistemleştirme açısından ilgi çekmiyor ve tüm diğer biçimleri de ölüme mahkum ederek kendine de çok kısa bir raf ömrü biçmiş oluyordu. Bu sırada oynamamız için bize taksim edilmiş doğru rolün bilinci birçokları tarafından dahilik ve şöhrete dair çocukça fikirler nedeniyle göz ardı edilmekteydi.

Çoğunluğun eğilimi hala yaratılan yeni üslupları (biçimleri) tüm insan faaliyetinin en yüksek değeri olarak görme biçimindedir. Sebep ya da sonuç olmaksızın biçimsel evrime dair güdülen bu inanç başlı başına sanattaki burjuva idealizminin temelini teşkil eder. (Sabit kavramsal kategorilere karşı beslenen bu inanç bazı eski üyelerinin Amerikan gizemciliğine yönelmelerine sebep oldu). Malraux gibi bir geri zekalının esasen benzer önermeler üzerinden çıkarmayı bilemediği ya da buna cesaret edemediği sonuçları çıkaran Lettristlerin deneyimin bilgisi hakkındaki kati uygulamaları bu biçimci tavrın sınırlarını zorlayarak ('boşluk' etrafında oluşan bas dondurucu ivmelenme, her turlu insansal ihtiyaçtan kaçış) onu nihai şekilde yıkmıştır.

Biçimciliği ortadan kaldırmanın yararı açıktır: toplumun geri kalan kısmı ile ne tur bir karşılıklı ilişki içerisinde olursa olsun suna hiç şüphe yoktur ki anlıksal öğretiler ‘teknik’ konusundaki saptamaların gerektirdiği keşifler yüzünden kendi içlerinde bir buhran yaşamaktadırlar. Her şeyi içeriğin (content) bir fonksiyonu olarak değerlendirmek-ki bizden de istenen budur- edimleri de kasıtların bir fonksiyonu olarak değerlendirmeye yol acar. Eğer normatif ahlakin ve çeşitli estetik dönemlerin bitmek bilmeyen cazibesinin izahını her zaman içeriğin yanında aramak gerektiği acıksa (zamansal değişimler ya da günümüze ait zaruretler de diğer içeriklerin bize temas etmesini sağlayarak 'büyük devir' sınıflandırmasında yeni bir düzenlemeye neden olurlar) bir eserin ait olduğu zaman dilimindeki tesir gücünün de sadece içeriğine bağlı olmayacağı da o kadar açıktır. Bu sureci moda ile karsılaştırabiliriz. Örneğin yarim yüzyılın ardından bütün kıyafetler modern duyarlılığın her turlu dış görünüşü yeniden üretebileceği aynı derecede güncelliğini yitirmiş dönemlere ait hale gelir. Ama kadınların takındıkları on yıl önceye ait tavırların gülünçlüğü de herkesin dikkatini çeker.

Bu nedenle bu 'kıymetli' hareket her ne kadar 17. yüzyılın skolastik yalanlarıyla biraz anlaşılmaz hale getirildiyse de - tıpkı bugün bize olabildiğince yabancı gelecek ifade biçimlerinin, yaşamın tüm veçhelerinde gerçekleştirme ihtiyacını duyduğumuz olumlu bir yıkımın(tasfiyenin) sonucu olarak 'Büyük Asır'ın baslıca düşünce akımları olarak tanımlanması gibi- gelişen Sermaye'nin davranış ve dekor üzerindeki etkisini de gözler önüne serer(davranış biçimlerinde gezip tozmanın ve konuşmanın birincil aktiviteler haline gelmesi, mimarlıkta ise yaşam yerlerinde meydana gelen farklılaşma, mobilya ve dekorasyonda gözlenen değişimler). Buna karşıt olarak Roger Vailland Steandalvari bir tonda 'Beau Masque'u yazdığında değerli içeriğine rağmen sadece güzelce yapılmış bir pastiş olarak geçici bir sure için ilgi gördü. Vailland, asil niyetine tamamen ters olduğuna dair şüphe olmaksızın söylenebilir ki, demode tatlara sahip entelektüellere hitap etmiştir. Eleştirilerin çoğunluğu akılsızca eserin içeriğine yönelik olmuş, düzyazının üslubu ise övgü almıştır.

Bu tarihsel anekdota geri döneceğiz.

3

Bu muhalefet(mücadele,direniş)-ki bu karşıtlık hiç şüphesiz yeterince yeni sayılabilecek bir yasam biçiminin kişiyi yasama yabancılaştıran tarih olmuş bir gelenekle çatışmasıdır- genel hareket göz önüne alındığında bu hareketin tüm uyumsuzluğuna ve yetersizliğine rağmen geçici olarak etkisi azaltılabilecek her turlu düşmanlığın oluşumuna neden olur.

Bazı insanların kendi aptallaştırıcı görüşlerinin yine kendi tercihleri olan doğrulamalarında var olduğuna inandıkları (kimilerinin ise inanmadığı) gülünçlük de birtakım muğlaklıklara neden olmaktadır. Şu ya da bu ünlü edebiyat eseri arasında sözde kalıcı olmaya karşı kayıtsız olmamıza rağmen çalışmalarımız- ki fiilen "yok"turlar- tarihte yer alacağı için yazarız; "ölümsüzleşecek" o yapmacık insanların katılığıyla.. Her vesilede ne kadar güzel olduğumuzu ilan ederiz. Film klüplerinde ya da başka yerlerde bize yöneltilen argümanlar onları ciddi bir şekilde yanıtlamamıza fırsat vermeyecek kadar sefildir. Başka yerlerde de bunlarla karsılaşmaya devam ederiz.

Yaşlı dangalakların deneysel sinematografiye karşı sürdükleri yari-açık muhalefet tarafından ilan edilen Lettrizm bunalımı 1952'de Uluslararası Lettristlerin (lettrist International) (hareketin ayni isimli bir derginin gölgesinde oluşmuş aşırı uçta yer alan grubudur) Chaplin'in verdiği bir basın toplantısında zararlı metinler dağıtmaları ile patlak verdi. Simdi azınlıkta olan estetikçi Lettrisler bu hareketi onaylamadılar - bu tavrın ardından sundukları kabul edilmez özürleri hatalarını düzeltmekte yeterli olmayarak bir kırılmaya neden olmuştur- çünkü onlara göre Chaplin'in sinemada sürdüre geldiği yaratıcı rol onu tüm eleştirilerin ötesine taşımaktaydı. 'Devrimci' görüşün geri kalan kısmı bizi bir kez daha ayıpladı çünkü Chaplin'in kişiliğine ve çalışmalarına hala gelişen ve ilerleyen bir nitelik atfetmekteydiler. O günden bu yana bu insanların çoğu bu yanılsamayı tekrar gözden geçirip düzeltmiştir.

İçinde bulunduğumuz çağın ortaya attığı cezbedici sorunları çözmenin tadına varmış olanlarımız için öğretilerin ve bu öğretilere isimlerini vermiş insanların bunaklığını (yaşlılığını) ilan etmek hem kolay hem de ivedi bir görevdir. Son savaş ile bugün arasında kendini göstermiş olan Kayıp Nesil'in oyunları her ne olursa olsun kendi düşüncelerini çürütmeye mahkum edilmiştir. Bununla beraber bu hilekarların kendi önlerinde buldukları eleştirel düşüncenin iflasını onaylayarak Lettrizm, onların hızla unutulmasına katkıda bulunmuştur. Su kesinlikle gariptir ki Ionesco'nun takdimi, Tzara'nın bir kaç teatral aşırılığının otuz yıl sonra ve yirmi kat daha aptal bir şekilde yeniden yapımı şaşırtıcı bir etkinin çeyreğini bile yaratmaz. Antonin Artaud'un şişirilmiş cesedine ulaşabilmemiz gereken bir kaç yıl daha var önümüzde.

4

Bu çağda oluşturduğumuz kelimeler ne yazık ki bizi sınırlama eğilimdedirler. Hiç şüphe yok ki ses efektlerine belirli bir itibar göstermeyip onları yalnızca kimi filmlerin müziklerinde kullananların 'lettrist' tanımlamasını anlaması oldukça zordur. Ancak 'Fransız' kelimesi bize bu ulus ve onun kolonileri hakkında müstesna bağlantılar kurmamızı sağlar. Ateizm endişelendirici bir rahatlıkla 'Yahudilik', 'Hıristiyanlık', ' Müslümanlık' gibi terimlerle sınırlandırılmıştır.. Biz de açıkça görülebilir ki bu düşüncelerle değilse bile en azından bu kelime dağarcığından oluşmuş az ya da çok safî bir 'burjuva' eğitiminin içine kısılıp kalmış durumdayız.

Bu nedenle hatırı sayılır sayıda terim araştırmalarımızın ilerleyişine ve bizi takip edenlerin giderek daha da arıttığı dillerine rağmen tedbirli bir şekilde kullanılacaktır; Lettrist International, metagrafi ve kimi insanların hiddetini üzerine çeken diğer yeni kelime bulma yöntemleri . İttifakımızın ilk şartı bu gibi insanları kendimizden olabildiğince uzakta tutmaktır.

Seçkin Entelektüeller arasında keyfi, aptal ve aldatıcı bir karmaşaya neden olduğumuz ileri sürülerek bize karşı çıkılabilir. Endişeli ve korumacı bir hava içerisinde bize tam da sorulduğu anda bu havayı dağıtan "İstediğiniz tam olarak nedir?"sorusunu sormaya hazır insanlarla karsılaşıyoruz. Oysa su kesindir ki hiçbir edebiyatçı ya da gazeteci yazar yıllardır bizim yaptıklarımızla ciddi bir şekilde yakından ilgilenmemiştir, bu yüzden biz karmaşanın bizim yüzümüzden olmadığını biliyoruz. Diğer taraftan bu bizi memnun da etmektedir.

5

Modern Avrupa’nın bu seçkin entelektüelleri bugün biraz olsun akıllandıklarından ve kendilerini bir parça kültür sahibi kılabildiklerinden sözünü ettiğimiz bu karmasa artık bitmiştir. Buna bir kez daha dikkati çekmek isteyen ya da sadece kalemleriyle yasamaya çalışan eski arkadaşlarımız dünyayı kandırabilmek uğrunda ahmaklaşmışlardır. Onlar maalesef diğerleri tarafından çok daha çabuk bir şekilde tekrar kullanılacak olan ayni tutumlar hakkında geviş getirmeyi sürdürmektedirler. Onların yeni bir yöntemin hayati nasıl tazeleyeceğinden haberleri yoktur. 'Yeni Yeni Fransız Edebiyat Dergisi'nde görünebilmek için her şeyi terk etmeye hazırlar- tıpkı hünerlerini sergileyen şaklabanlar gibi- ve bu bataklıkta yollarını bulamayacaklarını söyleyerek sızlanıp durmaktalar, Etiemble (Caillos'a daha önce gösterilmemiş bir ehemmiyet) ya da Aron gibi.

Onların son arzularının Yahudi-plastik bir din oluşturmak olduğuna inanmak için bile sebep vardır. Birazcık şansla Mormonlar gibi estetik yaratımın urunu bir Kutsal Tanrı yaratabilirler.

Geçmişte bizi oldukça eğlendirmiş bu insanları bir kenara bırakalım. Bir insanın eğlence anlayışı onun sıradanlığının açık bir olcusudur. Beyzbol ya da otomatik olarak yazma, fark eden ne? Başarma düşüncesi en basit arzulara bağlandığında her koşulda tam bir yıkıma neden olur. Basarili hücumların kalıntıları her zaman daha kotu engellemeleri andırırlar. Bizim edimlerimizi değerli kılan bir çok alışkanlığımızı ve kökleşmiş ilişkilerimizi yıkmakta başarılı olmaktır. İnsanların duygu ve düşünceleriyle uyum içinde olan bir hayat ( hayatın bir seçim yapma şansı tanınmış olan kısmı) sürmelerinin oldukça nadir rastlanan bir durum olduğu söylenebilir. Belirli şeyler hakkında fanatik olmak iyidir. Bu yılın basında gizil güçlere inananların çıkardığı oryantalist bir dergide bizim için 'en anlaşılmaz kişiler, "değişim" virüsünün kansız teorisyenleri, diğer taraftan sırf sözlü gösteriş' ifadeleri kullanıldı. Bu sürüngenleri rahatsız eden şeyin sadece sözel olmayışı iyi. Elbette ki ille de Louis’inin adacıklardan oluşan yapısını ortaya sermek için köprülerini havaya uçurmak ya da karşı kıyıdaki Bernard rıhtımının tuğla örgüsünü karmaşıklaştırıp güzelleştirmek zorunda değilsiniz. Biz su an elimizdeki sınırlı kaynaklarla en ivedi olanı yapmaya çalışıyoruz. Bu nedenle bize yaklaşmaya çalışan ahmaklara karşı çıkmakla, bizimle 'müşterek' hareket etmek isteyen kafa karıştırıcıların girişimlerine tez elden bir son vermekle, hoşgörü göstermemekle, bu kişilere sorunların (meselelerin) içindeki virüsün gerekli varlığını kanıtlamış oluyoruz. Eğer biz hastaysak, bize kara çalmak isteyenler ölüdür.

Hazır bu konudan bahsederken bize yaklaşmaya çalışan bazı kişilerin-özellikle en uzak tutulması gerekenlerin- bizi suçladıkları bir konuyu da açıklayalım: Lettrist Internetional'daki bir kaç tane denemeyecek üyenin kovulması ve bu tur bir cezayla elde edilen sistematik cazibe(tutum).

Gerçekte biz yaşamın bize gösterdiği tüm cehrelerine karşı olabildiğince yakın bir konum almaktan yanayız. Bunların arasında kimileri bizim için çok değerlidir tıpkı araştırmalarımızda takip ettiğimiz kimi yolların da çok değerli olduğu gibi. Diğer tüm arkadaşlık biçimleri, dünyevi ilişkiler, her turlu iyi davranışlar bizde kayıtsızlığa ve tiksintiye neden olur. Bu tur bir anlaşmada olabilecek tarafsız eksiklikler ancak bir kırılma ile tasvip edilebilir. Birinin düşüncelerini değiştirmesindense arkadaşını değiştirmesi daha iyidir.

Son tahlilde değerlendirme sürdürülen hayata bakılarak yapılacaktır. Kısa zamanda ortaya çıkan uyuşmazlıklarımıza ve hatta kendi aramızdaki birliğe gerçek önemini kazandıran kovulan kişilerin onaylanmış ya da yeniden kabul edilmiş bir çok noktaya dair yasadığı karmaşıklık ve uç durumlarda kişilerin kendilerini sağlama alabilmek için yaptığı haysiyetsiz anlaşmalardır.

Bu türden düşmanlıkları kişisel meseleler haline getirmekten kendimizi uzak tutmak bir yana insan ilişkilerinin düşüncelerin yarattığı sorularla belirlendiğine ve bu ilişkilerin doğasında kişiselleştirmenin mecburen var olduğuna inanmaktayız. Lettrist Internetional’dan ayrılanlar kendilerini suçlamaktadırlar: bizim ne öfkelenmemizi ne de özür dilememizi gerektiren bir durum söz konusudur.

Bir kenara atılan Lettristlerin sayısı giderek artmaya başlamıştır. Ancak bu hareketi anlama ve içinde yer alma şansı elde edemeden yasayıp ölen sınırsız sayıda insan vardır. Bu acıdan bakıldığında her bir kişi ne tur bir yeteneğe sahipse ondan kendisi sorumludur. Duygusal değerlendirmeden yoksun acıklı bireysel istifalara müsamaha mi göstermeliyiz?

6

Yukarıda bahsedilenlerde anlaşılacağı gibi bizim hareketimiz bir edebiyat okulu, yeni bir ifade biçimi ya da modernizm değildir. Biz keşiflerin ve kendileri de ancak geçici yollarla uygulanabilecek geçici formülasyonların (biçimlendirmelerin) içinde yer alacağı bir yaşama biçiminden bahsediyoruz. Bu girişimin doğası bizi bir grubun içinde çalışmaya ve her birimizin kendini olabildiğince az öne çıkarmasına zorluyor. Gelecek olan insanları ve gerçekleşecek olayları beklemekteyiz. Başka büyük bir güce de sahibiz: bir çok kişi ve kuruluş tarafından bilinen bir yığın faaliyeti daha fazla beklemeyeceğiz.

Öğrenecek çok şeyimiz var ve davranış kurallarında olduğu kadar mimari biçimler üzerinde de mümkün olabildiğince çok yeni denemeler yapmalıyız. Bizi hiçbir şey bir öğretinin ayrıntıları kadar rahatsız edemez; ihtirasımızı hak edecek kadar değerli bulduğumuz yenilikleri birleştirecek tutarlı bir dizgeyi oluşturan unsurlar hakkındaki açıklamalarımızı saymazsak kendimizi açıklamaktan kafi derecede uzağız.

Her ne şekilde bakılırsa bakılsın 'her şey'le başlamamız gerektiği anlaşılacaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki insanlık hiç bir zaman çözemeyeceği sorunlar yaratmamıştır.

Çev: Deniz Tuncel