Buradasınız

Söylenemeyen seslerin gösterilmesi

Birincil sekmeler

aliomer tarafından 30. Kasım 2008 - 20:15 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 0

‘yukarı’ dedin

Dili bir ifade aracı olarak görmekten hiç değilse bir adım öteye geçmek gerekiyor. Dil, konuşma ve yazmaya sığdırılamaz. Herhangi bir sözlük toplamıyla da sınırlanamaz. Konuşma ve yazma çıkarılabilen sesler ve bilinebilen sembollerle sınırlıdır. Genellikle bu bize anlamı iletme iktidarı vermez. Doğrusu burada bizim bir iktidarımızın olabileceği de kuşkuludur. Burada ses çıkarabilmedeki başarımız ve sembollerle bağlantımız da etkilidir. Sesi nasıl çıkarabiliyor, sembolleri nasıl bir ilişkilendirmeyle sunabiliyorsak ilettiğimiz o [kadar] olacaktır. Bu durumda her konuşma ve yazma kendi anlamını [anlatım konusundan her defasında uzaklığı sebebiyle: anlamsızlığını] dayatmış olacaktır. Öyle ki bu anlamsız anlam çoğu zaman bizim muradımızı iletmekten de hayli uzaktır. Bundandır; muradımızı [murad ettiğimiz gibi] ifade edebilmede yetersiz kalan araçlar sebebiyle şiire sığınırız.

Dil küresinde her bir kelime Varlığın yalnızca bir sembolü, adlandırması, işareti değildir; Varlığın ona ait bütünlüğü taşıyan bir parçasıdır. Sonuçta ses de bir görüntüdür. Ve her görüntü gölgedir.

Tekabül ettiğimiz [üstüne, içine düşülen; açıklığında durma imkanı yakaladığımız] anlamı, ya da murad olunanı iletmeyle ilgili dile ait çok temel ayrıntılar ve ayrımlar bir yana dillerin farklı sembollere sahip olmaları ve sesleri, [hatta] seslendirmeleri yapma ve gösterme güçlükleri konuşma ve yazmanın nelere, nerelere sıkışabileceğini de aşikar eder. S sesinin ıslık gibi titreşerek gelen şşşşş seslendirmesini yapabilirken, çatlayarak gelen c sesinin titreşmesi ççççç gibi bir şeyi söyleyemeyiz mesela. Yine gariptir; çok temel [hatta evrensel; sus için: şşşşş] bir ses olan ş sesi [s’nin titreşerek söylenmesi] bazı dillerde yoktur ve onu ifade için başka [ve birden çok] harften yaralanılır [s ve h gibi]. Türkçe’de de gırtlaktan çıkan h sesi yoktur mesela. Bunu göstermek için de iki harf kullanılır[kh]. Felakette buradadır zaten. Bu [yapay] bir kurgudur ve hatalıdır. Bunlar çoğaltılabilir. Bir bakılmalı o zaman; seslendirdiğimiz [hayatın içinde varolan] bir ses olduğu halde alfabede sembol [harf] olarak yer almayan hangi sesler var acaba? Bildiğimiz sesleri çıkaramamak, söyleyememekle malulken, bir de bilmediğimiz, bilemediğimiz sesler var ki anlamın iletilmesinde; hale, duruma, varlığa tercüman olmakta kesin bir arızadır. Ha bir de içimizde olduğu halde seslendiremediğimiz sesler var ya…

Soru şu mu o halde: “Kendisi” gibi gösterilemeyen sesler kendisi gibi gösterilmeden ne yazılıp, ne söylenebilir?

Bunun için şimdilik tek imkanlılık görünüyor: Görsel şiir. Şiirin söylediğini başka bir yolla söyleyemezsiniz. Görsel şiirin “gösterdiği”ni de başka bir yolla gösteremezsiniz.