Buradasınız

görsel şiir değil imgelerin görselleşmesi

Birincil sekmeler

sepp tarafından 22. Nisan 2010 - 17:04 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

Bugünkü Cumhuriyet kitapta [Bâki Ayhan T.], [Ömer Erdem]'in "Kireç" kitabıyla ilgili bir yazı yazmış. Ömer Erdem'in ardından TRT 2-Okudukça'nın yine "eskisi gibi" olmasından filan söz ettikten sonra Ömer Erdem şiirindeki (ilk kitabına göre) farklılıklara değiniyor.

"Peki, farklılık dediğimiz şey ne? Farklılık, şairin görselliğe olan yoğun eğiliminden kaynaklanıyor. Buradaki görsellik, somut/görsel şiir anlamında değil; imgelerin görselleşmesi , metafiziğin esrarlı dehlizlerinden değil de hayatın görsel ayrıntılarından [imge devşirilmesi] anlamında. 1990'larda yazdığı şiirlerde, hatta 2006 tarihli "Evvel"de metafizik algıyı önceleyen Erdem'in son kitabı "Kireç"te görsel imgeler daha bir öne çıkıyor: "Bardakların ağzına vururduk kaşıkla" (s.37); "Müzelere koysalar bizi yanımıza not düşseler" (s.45) "Şeftali tüyleri gibi yumuşak kadınlara/kahvesini yudumlarken iştah kabartacak" (s.64); "kirli çamaşırları katlarken" (s.68)

Tahminen şairin yaşantısında farklılaşan tarafların yönlendirmesinden ve kuvvetle muhtemeldir ki [günümüz dünyasında görselliğin tuttuğu yer]in yadsınamaz bir biçimde şiire girmesinden söz etmek gerekiyor. Kireç'teki bu durumu farkettiğimde, sayfaları çevirirken Oscar Wilde'ın şu sözünü hatırladım sık sık: Dünyanın gizemi, görünendedir." Peki, bu yoğun görselliğin ardında metafizik boyut yok mu? Bazı şiirlerde var; ama şairin öncelediği daha çok hayat, yaşanan hayat gibi geldi bana. Burada: Dünyaya açılma, dünyayı görme, varlığı bir de somut-görsel yanlarıyla kavrama söz konusu. Dediğim gibi, bazı şiirlerde şair fiziğin ötesine, duygulara da bakıyor: "Dostlar süpürsün beni/ömrün gölgeliği şu taşlıktan/ ah öfkeden bir türlü kurtulamadım." (s. 31 )