Buradasınız

Ahmet Güntan'da Şiir

Birincil sekmeler

televarolus tarafından 1. Mayıs 2007 - 12:34 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

2000’lerin Şiiri

“parçalı ham şiirlerde ses kullanayım mı kullanmayayım mı, ses ne dereceye kadar doğal bir taşıyıcıdır, ne zaman söz sanatı olur, bunları tartıyorum, tam cevabını bilemiyorum, ama yazarken bazen bu ihtiyacı duyuyorum, o sırada Diyarbakır’dan iki keklik aldım, biri Diyar (dişi olanı), diğeri Bekir (erkek olanı), kuşları ilk gün salonun ortasına koydum, o bilinen keklik kafesleri ufak oluyor, hayvanlar bir türlü rahat durmuyor, bilen bilir, seyretmesi çok zor bir olay, iki hayvan cenderede, hem de senin yüzünden, ben de üzüntüyle kafeslerin yanına gidip diz çöktüm, onlara eğilerek konuşmaya başladım,

tabii bir kuşla konuşuyorum, tıpkı bebeklerle konuşur gibi ritmik tıkırtılarla konuşmaya başladım, na-sıl-sın-sen bakiym, kork-tun-mu-sen bakiym, Bekir birden sakinleşip beni dinlemeye başladı, işte o zaman ritmik tıkırtıların bir söz sanatı değil, temel bir iletken olduğunu anladım, ben şiiri bu kadar ilkel bir düzeyde tartışıyorum, yoksa halk zaten tatilde, ben de şiirden çok sıkıldım.” ilginç bir deneme-söyleşi yapmış, insanın neden [[solipsizm]] diyesi geliyor, daha önce Kitap-lık’ta Lale Müldür’le yaptığı söyleşide uyguladığından farklı bir algı/ yöntem bu.

Şiirde sesin/ sessizliğin özellikle de bugünlerde aklımda parlayıp sönmesi, A. Güntan’ın denemesine -A. Güntan’la söyleşisine- daha dikkatle bakmamı sağladı. Güntan’ın bitiş cümlesi özellikle de şiirde yaratılan iletişimi göstermesi bağlamında oldukça anlamlı bir şeye işaret etmekte. Bugünlerde belki de şiiri buradan tartışmalı. Öyle sanıyorum ki “2000’lerin şiiri” tartışmasından daha çok buna ihtiyacımız var. Evvela.

Saba Kırer