"Zeynep şiir yazsın biz okuyalım, dileğim budur. "

Birincil sekmeler

Çok iyi!
17
O kadar iyi değil!
-21

ZEYNEP ARKAN ŞİİRİ NE/NASIL?

Arkan'ın şiirini bir de bilenlere soralım dedik.

Aslı Serin: Zeynep Arkan kurduğu güçlü mısralar ve ironiyi kullanma becerisiyle, İkrar’da yani ilk kitabında farklılığını ortaya koyabilmeyi başarmış bir şair. “ben bunu sağlam bir yerden biliyorum” diyecek kadar sade ve etkili mısraları, şiirinin rahat ve anlaşılır olmasını sağlıyor. Zeynep, günümüz şiirini yazmanın gündelik dilden geçeceğinin de farkında aynı zamanda. Şiirinde deneyden korkmayan ve öznesinin tüm güçsüzlüklerini güçlü bir sesle anlatmayı becerebilen nadir şairlerden. Çoğu hemcinsi gibi cinsiyeti üzerinden bir şiir kurmuyor Zeynep. “mahallenin beş kardeşlisinin patlattığı çatapat/ pat diye patlayan şiirler yazacak” diyebilecek kadar kendinden de emin ayrıca. Zeynep şiir yazsın biz okuyalım, dileğim budur. "

tamamı sitede...

Yorumlar

üstübal kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -8

‘yukarı’ dedin

Günümüz şiirini yazmak gündelik dilden mi geçiyor? Acaba? Böyle mutlak bir yaklaşım yok şiir tarihinde. Bu olsa olsa yorumu yapanın şahsi bakışı olabilir, buna da kimse bir şey diyemez! Fakat bizi bağlamaya ne hakkı var kendi yaklaşımıyla.. Son yıllarda yeni şiirde olan yarılmanın nereden ve nasıl başladığıyla ilgili güzel bir ipucu verebilecek bir cümlecik..

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

Neden ki böyle bir şey var? Neden ki herkes kısmen birbirinin hamisi, birbirinin abisi ve kardeşi gibi. Mesela sorsalar Zeynep Arkan'a Aslı Serin şiiri nasıl, o nasıl bir cevap verirdi? Daha ayrıntılı, daha içten, daha sevgi dolu? Ayak üstü birisini birisine sorduğunuzda alacağınız cevap şiir ile ilgili değil işte. "Günümüz şiirini yazmak, gündelik dilden geçiyor": eğer bir formülasyon ise ve bu eğer Zeynep Arkan'ın şiirinde gerçekten çok düzgün şekilde ifade edilmiş ise ne mutlu ona, ama günümüz şiiri dendiğinde, neden günümüzle alakası olmayan, hep bilindik böyle ikinci dereceden denklemler ortaya çıkıyor. Birisi de dese ki, "günümüz şiirinin anlamsızlıktan, katmanlılıktan, tesadüften, şakadan, ironiden vb. geçtiğini hepimiz biliyoruz".

Şairlerin birbirlerini sayıp severken, aslında sadece birbirlerini sayıp sevdiğini görüyorum ben. Birisi bana dese ki şunun şiiri nasıldır, "ne bileyim yahu?" diyebilirim ancak. Adam bir tane değil, 400 tane kitap çıkarsa da gideceği yeri bilmiyoruz ki. Böyle ezberden pat diye nasıl söylenebiliyor. Sanki ortada hepimizin hayatını değiştirmiş, yazma biçimlerimizi sorgulamamıza yol açmış bir kitap bir Opus Magnum var? Sırf bu diyaloglarda değil, bakın her tarafta bu böyle. Bu konvansiyonel bir şey haline geldi, üzerinde uzlaşılmış bir şey haline geldi, sadece burada yok. Şairlerin sevdikleri şairleri nasıl değerlendirdiklerine bir bakınız.

üstübal kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

Aslı Serin'in açıklamaları belli bir kesimin görüşünü temsil etmesi açısından değerli elbette, ama o kesimin diğer görüşleri yok sayan bir yanının dışavurumu daha çok. Aslında, fayrap ile heves'i şiire bakışları açısından ortaklaştıran bir açıklama. Gündelik dille yazılan bir şiir. Bu da başka bir kesimin onlardan ayrıldığı nokta. Şimdi konuşmaya böyle girince ikna edilmeyi bekliyor insan. Şart mı gündelik dil ya da niye öyle de böyle değil gibilerinden. Şahsen benim Aslı Serin şiirine itirazım yok, kolay tüketilebilir bir şiir, sempatik ve ergonomik. Zeynep Arkan şiiriyle yakınlaşan yönleri de çok ama farklılaşan yönleri de var. Ben bu şiirlerin ne yapmak istediklerini anlamaya çalışıyorum, anlıyorum da; fakat şiirin özgürleştirici yanına vurgu yapan bir şairin aynı elastikiyeti başka şiirlere de göstermesi gerekmez miydi? Şiire kendi yordamımızın dışında bir yordam getirenlere karşı yani...

nebulae kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

Günümüz şiiri deyince aklımıza gelen, gelmesi gereken ne "deney" ne "gündelik dil" bana kalırsa. Aslı Serin'in açıklamalarının belli bir kesimin görüşünü temsil ettiğini sanmıyorum. Üstübal'ın söylediklerini önemseyen biri olarak, "Aslında, fayrap ile heves'i şiire bakışları açısından ortaklaştıran bir açıklama." lafını bir yere koyamadım açıkcası. Heves'in şiire bakış açısı nedir diye sorduğumuzda buna verilecek net bir cevap mı var? Heves denildiğinde "deney" Fayrap denildiğinde "gündelik dil" mi anlaşılıyor? Bunun ortalaması da gündelik dilde deney mi oluyor? Fayrap denen dergiden benim aklımda tek bir şiir kalmış değil ki, günümüz şiiri ve/ya da gündelik dil dendiğinde bu dergi aklıma gelsin. Bu dergi çok açık bir şekilde, 10 yıl öncesine ait bir şiir anlayışını, daha doğrusu 2001'e kadar Atlılar'da ortaya konan ve hiç de öyle lanse edildiği gibi tek bir kişiye hasredilemeyecek bir anlayışı ki, Serkan da çok iyi hatırlar, ısrarla savunuyor. Yani artık yeteneksizlerin elinde ıskartaya çıkmış bir anlayışı savunuyor. Fayrap'ın günümüz şiirini temsil ettiğini düşünmek bir şaka olsa gerek. Altmışlarla ya da doksanlarla yaşıyorum derseniz, biz de bunlar da böyleymiş ne yapalım der, sorun etmez, geçeriz. Zaten sorun da etmiyoruz. Güntan mayası ya tutarsa deyip nereye kadar?

üstübal kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

Aslı Serin önceden de söylediğim gibi sevdiğimiz bir şair Zeynep Arkan gibi..Güntan gibi.. Daha doğrusu benim sevdiğim şairler.. Ben meseleyi aslında bir zihniyete getirmek istemiştim, sonra anladım ki Aslı Serin'le konuştuktan sonra Aslı Serin'in deneyden kastı her türlü deneymiş.. gündeliğin deneyi değil yani sadece.. Öyle olunca mesele açıklığa kavuştu benim açımdan.. İsimler zaten önemli değildi. Fakat söylemek istediğim şu:populist şiir anlayışları kapalı şiiri dışlamaya ve hor görmeye başladı hatta bize göre kapalı olmayan kapalı şiiri.. Beni bu sanatın-şiirin özerkliği açısından rahatsız etti.. ne yani halk anlasın diye ya da sırf halk anlasın diye dilimizden, soyutlamalarımızdan imgelerimizden taviz mi vereceğiz?.. Bu da aslında bir tür dalkavukluk değil mi, ya da şiiri araçsallaştırmak değil mi? Heves dikkat edilecek olursa, kozmopolit bir dergi fakat gittikçe minör şiirden uzaklaşmaya başladı bana göre, bunun altında bir çok faktör olabilir.. Tam da bu noktada, fayrap'ın (Atlılar'ın değil fayrap'ın )gündelik populist anlayışına yakınlaşıyor demiştim, demek istemiştim.. Son birkaç sayılarına bakarak söylüyorum bunları.. Aslında herşeyin popüler kültüre meze olmaya başladığı bir çağda şiirin de böyle bir tuzağa düşmeye başladığını düşünüyorum.. Bunun adına da halkçılık ya da toplumculuk deyip AMBALAJLAYACAKLAR D&R mantığıyla..bekleyip görelim.. fayrap zaten kısır bir dergi, heves de kendi göbeğini kendi kesecek gelecek adına.. umarım tiraj baskısından çabuk kurtulurlar da gerçek işlevlerine geri dönerler!

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

açıkcası söyleyince kızıyorlar ama günümüz şiiri denen herze hakkında yapılan yorumların, tanımların çokluğu modern sonrasının çerçevesinde değerlendirildiğinde anlam kazanıyor. bir yanda 80 şiirinin dal verip budaklandırdığı birşeyler, bir yanda, önü alınmaz nostalji, bir yanda "milli mücadele ruhu", bir yanda "deney", bir yanda dadaizm ruhu, bir yanda da birşeyler.

gündelik dil enderunlu vasıf'ın şiirinde de var ama hesaplaşan yok çünkü osmanlıca, bir de ölçü falan, naili'de de var. garip'te de var. ikinci yeni'de de. biraz deforme halde olsa da. mesela hilmi yavuz'un şiirinde de var gündelik, ama sanki bugünün gündeliği değil gibi.

ne ki bu gündelik? modern zamanların gündeliği? 8 saat iş, 8 saat eğlence, 8 saat uyku? çoğu kişi modern zamanın gündeliğinden falan haberdar değil, kimi için güncel ve gündem arasında bir yerde bu gündelik. devrimci gündelik, işçi gündeliği, hizmetçi gündeliği, köylü gündeliği. gündelik bir noktadan sonra içine her bi' haltı alabilecek bir birim gibi görünüyor zaten. ondan sonra da onun dili başlıyor. düşünülmeden edilen laflara benziyor bunlar. bu tür demeçler.

üstübal kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

gündelik dilin kullanımı yönünden iki derginin bir ortaklaşması, benzeşmesi var. Öztek şiirlerini, Ömer Şişman'ın yirminci sayıdaki şiirini, ve bir kaç şairin şiirini daha bir araya getirin, aslında Fayrap'takilerin tam da şimdiye kadar başaramadıklarını(belki Eren Safi hariç) başaran şiirler bunlar.belki içerik olarak değil ama, teknik ve şiir niteliği açısından öyle. Fayrap'ın bu ortama küfürden başka bir katkısı oldu mu bilmiyorum, bilen varsa anlatsın.. Fayrap aslında beat şiiri bağlamında heves'e yakınlaşıyor diyorum ben, ortak hereket ediyorlar falan demiyorum.. bu biraz çocukça olurdu..

güntan mayası güntan'ın temennileri bağlamında gündeme geldi; artık bu da gündemde değil bence.. güntan'ın temennisi (bunu kendisinin açıklamalarına binaen söylüyorum) Heves'in pozisyonunu yeniden ayarlaması (ama nasıl bir pozisyon bilmiyoruz) ve karşısında bir biçimci pakt görme arzusuyla sınırlıydı.. Ama ondan önce tüm yenilikçi günümüz genç şairlerini bir ortamda toplamaya çalıştı güntan.. o olmayınca başka arayışlara yöneldi, sanki o da olmadı.. Sanırım bunların gerçekleşemeyeceği herkes tarafından görüldü. öyle bir biçimci pakt hiç bir zaman olmadı, şiirin olduğu yerde böyle paktlaşmalar olmazdı zaten.. Heves ise dengeci bir politikanın gereğini hatta belki de bu şartlar altında yapılabilecek en iyi şeyi yapmaya çalışıyor olabilir. Ben Heves bu şartlara mahkum olmayabilirdi diyorum sadece.. Hep dediğim bu oldu.. Ama işte hepimiz dergi çıkarıyoruz, şiir yazıyoruz.. Bizim de hatalarımız vardır,biz de insanız..

aslı kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

Selamlar

2002’den bu yana “yazılı olarak” ilk defa ağzını açmış biri olarak dehşetle okumaktayım yazdıklarınızı. Kabul edersiniz yada etmezsiniz ama ben bi şairim. Ve günümüz şiirine çok doğal olarak kendi şiirimden bakarım. Bu diğerlerini görmezden geldiğim anlamına gelmez. Ya da diyelim ki gelir. Size ne. Bu Murat’ın dediği gibi beni bağlar. Serkan’ın günümüz şiiri için görsel şiiri odaklayarak yazdığı yazılarında ya da yorumlarında gelmeyen sesiniz, beni mi bekliyordu. Hepsini geçelim. Ben sizin gibi taşaklı laflar edemem. Ama şu tavrınıza şu üslubunuza bakın bir. Kolay tüketilebilen, sempatik şiirler yazıyormuşum. Çok şükür yahu. Dolapta bekleyip çöpe gitmiyor neyse ki desem değerli Üstübal, polemik filan mı yapmış olurum. Ya da aslı serin verdiği son “demeçte” flash flash… son değil hem ilk. Hem gerçekten hem hatta hem valla nerden çıkardın hor gördüğümü kapalı olmayan kapalı şiirlerinizi şu üç satırlık şeyden. Ben bu “ezikliği” anlamıyorum. Her şeyden bir şey çıkarma hırsınızı anlamıyorum. Şimdi birileri içinden sen zaten bir şey anlamıyormuşsun ne konuştun filan diyecekse, yahu sizin konuştuğunuz/konuşulduğunuz yetmedi mi? Bu arada söylediklerim ne heves’i ne de fayrap’ı bağlar. Muhtemelen bunu okuyup yine geçirmek için satırlar seçeceksiniz, direk bana gelin. Madem başladık devam edelim. Hevesten devam edelim. (hevese şiir veren biri olarak, sadece bu olarak) Harbiden ne oldu da böyle oldu. (soru yok) Üstübal, hevesin bloğunda senin 7 ürünle katıldığın, Serkan’ın 4 ürünle katıldığı gibi bi istatistik var. Doğru mudur bilmem. Baya çok yani. Bu dergide devrim mi oldu. Yoo. Bi siz gittiniz. Barış’ı göremiyoruz. Kalanlar hemen hemen aynı isimler. Ne oldu kuzum heves böyle meze oldu birden merkeze/iktidara/popüler kültüre. Bunlar denilince benim aklıma bankalar filan geliyor. Yapı kredi geliyor. Bonus neden yky’den filan geliyor. Huyname geliyor. Aklıma tüküreyim. Bonus’u yemiş mi oldum şimdi. Orda paşa gibi duruyor. Ama işte Hep geliyor hep geliyor. Sonra da Zeynep’le ben arkadaşmışız, eş dost sevecenliği yapıyormuşuz. Soruşturma bu. İki üç satırlık kelam. Tanışlıktan dolayı istenen iki üç satırlık cümle. Yok, bi bok yani. Ben kitaplığa şiir gönderecek olsam muhatabımı bilmiyorum! Peşi sıra birileri hevesi ve şairlerini andı diye bu telaş neden. Susun lan yazmayın hakkımızda arkadaşlarımız kızıyor mu deseydik. Orhan Kahyaoğlu’na, Gültekin Emre (ne güzel soyisim ayrıca :), Altay Öktem’e. Hem ne değişti, zinhar’da yazılan “ şu şu şairlerin şiirilerini dağıtınız”dan. Çok üzülüyorum. Gerçekten. Ortada masa filan bırakmayan şu halinize/halimize. Klavyeye şimdi giden ellerinize. Hilmi yavuz gündelik dille yazıyordur. “anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle gizledikti kendimizi birbirimizden “ falan diyordur. Ama gökdelenler, ama kontörler, ama kredi kartları. “Tıfıl garson” bunu hiç bilmiyor Hilmi Yavuz. Velhasıl ne nebulae’nin fayrap hakkında bir şeyler söyleyeceği, ne serkan’ın düşünmeden edilen laflar diye köpüreceği bir cümlecik değildi. hele hor görme Üstübal, bu cümleciğin hiçbir tarafında yoktu. Soru işaretlerini bilerek kaldırdım. Bu uzar gider, ama sen, ama ben, şöyleydi böyleydi… ben duramam. Siz duramazsınız. Canım çok sıkıldı. Merkez, ortam, şu bu. Hepsini siksinler. Yolda beni görüp heveste şiir yayımlıyorum diye selamını çekenler var. Bu benim için şiirden daha önemli.

aslı serin

nebulae kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 0

‘yukarı’ dedin

adamın kafası sadece yevmiye hesabına basıyor. edebiyatın hızını çıkardığı derginin periyoduyla ölçüyor. sen git bakkal tükkanı aç. belki olur da halka bir faydan dokunur. sonra kalkmış bana yalancı, kıskanç falan demiş bloglarında. kendi yazdıklarını da mı okumadın hiç? bugüne dek kim kimi takip etmiş? aç bak oku bir daha yazdıklarını. dergini iki aylıkken niye aylığa çevirdin? karagöz'ün yazarlarını niye telefonla tehdit etmeye kalktın? beni bitireceklermiş diye niye uykuların kaçtı? kimsenin seni bitirmeye kalktığı yok. sen zaten kendi kendini bitiriyorsun. başkalarının yaptıklarından geçinerek nereye kadar? neo-epiği de al tükkanına tabela yap.

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -7

‘yukarı’ dedin

Daha uzun cevap verecektim, verilebilir, verilir ama ben yine de "2002'den bu yana hiç bir şey söyleme zahmetine katlanmamış" birinin 7 yılı kapatması olarak baktım şu yukarıdaki yoruma. O yüzden fazla söze de gerek görmüyorum, görmedim, görmeyebilirim. Bu hiddet, bu celal elbette yenilir yutulur cinsten değil ama karşındaki "salt şairim ben" deyince de söyleyecek sözler azalıyor.

Gündelik ve şiir konusunda söylenen her bir şeyi, çok değil 4 paragraflık bir yazı halinde umarım Heves'te ya da başka bir yerde okuruz, şair Aslı Serin'in kelimeleri ile. Öyle şiir formatında falan değil, düzyazı formatında. Taşaklı olmasına da gerek yok.

İşin Heves boyutunu burada açan ben değilim, ben en son Heves'le ilgili şurada yazdım. Ve zaten burada türlü konularda hakkında fikir yazanların hiç biri, işkembeden sallamadığı, daha önce mutlaka bunla ilgili iki kelam az çok yazdığı için, suçlamaları da saçma sapan buldum.

"Ben kitaplığa şiir gönderecek olsam muhatabımı bilmiyorum!" demiş Aslı Serin. Zor değil Murat Yalçın'a ya da kitap-lık'ın e-posta adresine () gönderiyorsun şiirini ve diyorsun ki "değerlendirmeniz için gönderiyorum". Onlar da isterlerse değerlendiriyor, istemezlerse de yayınlamıyorlar. Ama tabi yanı başındaki dergi gibi olmaz başka dergi, çünkü orada birileri gönderilen şeye sırf bizim arkadaş gönderdi diye bakmayabilir.

Şimdilik bu kadar yazayım ben.