Siteden tam randıman almak istiyorsanız, lütfen üye olunuz >>


veysel çolak


VASATLIK İDEOLOJİSİ: Birbirimizi anlayamayız!

Vasatlık, ortalama zevkin ve anlayışın yordamı ya da anlatısı değildir bana göre. Vasatlık, edebiyat adamının çok fazla dikkat etmesi gereken bir durum/düşünce/eylem silsilesidir. Baudelaire'in "kalabalıklar içinde yıkanması" örneğin vasat olmak isteğini haykırması değildir, deneyimlemek için can attığı ve maruz kaldığı, deneyimlerken de kendi kalmak, şairliğine halel getirmemek için uğraştığı bir durumdur, modus'tur. Yani modern olan Baudelaire değildir, modern onun dışında kalanlardır. O yüzden örneğin "mütekabiliyet" peşinde koşmuştur da. Bir şeyi bir şeyle karşılayıp, sonunda büyük trajedi çadırını "sonsuz olan ile her gün gelip geçen" arasında kurmuştur, beyaz eldivenlerini fahişelerle düşüp kalkarken çıkarmamıştır. Ama fahişe ile düşüp kalkmaktan ya da frengiye yakalanmaktan da pek geri duramamıştır.

Dilsiz eleştirmen ve gericilik

Ben bir küçük cezveyim, yıllık yıllık gezmeyim

Eleştiri pratiklerini neye, kime ya da ne tür torklara dayandırdığını pek anlamadığım birçok şairin, bir noktadan sonra Mehmet H. Doğan'dan boşalan Yıllık projesinde kendilerinden bahsettirmiş olmalarını ve bu sayede bir iş kolunun da doğduğunu görüyorum. Her ne kadar ciddiye alınası bir başlık olsa da "yıllık" konusu edebiyat kamusunun en çok sevdiği şey oldu. Geçen yılki rekoltenin ardından, bu yıl da yıllıklar birer birer düşmeye başladı. Kestirmeden söyleyeyim, açıkcası ben yıllık çıkaranların da yıllıklarının bir yıllıkta değerlendirilmesini isterdim. Bir üstkurul falan tayin edilsin, ne bileyim...

Yeni işlerden..

şehir tutkusu