Kullanıcı Aletleri

Site Aletleri


yazilar:welcome_to_the_machine

Welcome to the Machine

Pink Floyd'un 1975 yılında yayınladığı Wish You Were Here albümünde yer alan bir şarkıdır. Şarkının sözleri “The Machine (Makina)” olarak görülebilecek herhangi bir endüstriyel üretim sürecinin işleyişine (Pink Floyd için Müzik endüstrisi, şairler için 'piyasa', yazarlar için 'yayın endüstrisi', sanatçılar için 'sanat endüstrisi' vb.) eleştiri olarak okunabilir. Şarkının önemi, 2007 yılında Serkan Işın'ın Hars'ı süresiz olarak kapattığını açıkladığı sırada yazdığı metne ilham vermesi olarak işaretlenebilir1). Işın, şarkının Queensrÿche tarafından, 2007'de yorumlanan halini kapanış müziği olarak yazıya eklemiştir. Şarkıda, Pink Floyd'un seslendiği genç çocuğun -burada genç şair olarak düşünülebilir, Pink Floyd'un da battığı, batmaya ramak kaldığı bir para sayma makinasına dönüşmesi endişesi ağır şekilde işlenmiştir: It's alright we told you what to dream.

Daha sonraki süreçte, site tekrar açılmış, fakat bu keskin ayrım, çoğu şeyi de beraberinde götürmüştür.

2007'deki Kapanma Süreci

Serkan Işın, ilgili yazıda, “kapanmayı” açıklarken şu ifadeleri kullanır;

Öncelikle hemen belirtmek gerekir ki, poetikhars/zinhar/zinharpost kapandı. Kapandı derken, artık edebiyat tarihinin, ilgisini esirgemiş okurun -genelde müzeleri bu yüzden gezeriz, geç kalmışlığımızın kasveti ve vurdumduymazlığı ile, edebiyat tarihçisinin, genç şairin ya da internet üzerinde edebiyat nedir, ne değildir diye merak edenler için google aramalarında yukarı sıralarda olmak dışında bir işlevi olmayacak bundan böyle. Bu son yazı da, muhtemelen trilyonlarca bit bilgi arasında bir yerlerde, keşfedilmeyi ya da anlamayı bilen birilerinin ilgisini bekleyerek kaybolacak gidecektir. Geriye ne kalacaktır, bunu pek kestiremiyorum. Bunun pek de bir önemi yok artık.2)

Sürecin daha sonraki yıllarda (günümüzde de geçerli olmak üzere) değişmemesi, Işın'ın itirazlarının iki türlü gerilim ile ilgili olabileceğinin ipuçlarını vermektedir. Sözde-Kapanış metninde Işın;

“Sonuç olarak başlangıçta kendisini “süreksiz bir imha olarak şiir” olarak tanıtan ve tanımlayan bir hareketten, kalıcılık, süreklilik, daha ileri gitmek gibi saçma sapan şeyler beklemek bana göre değil.”

Bu gerilim, görsel şiir'in kendisini tanımladığı alanda, kurduğu eleştiri pratiğinin (poetik prensip) süreksizlikle beslenen yapısı ve bunun görsel şiir çevresi tarafından pek de anlaşılmamış olabileceği ihtimalidir -Işın, buna göçebelik demektedir. Birkaç ay sonra kapanış metnine eklenen bir açıklamada, Işın'ın sitenin kapanmasının yarattığı şaşkınlık hakkında yazarken, 2006 yılında site üyelerine gönderdiği bir metni de kaynak göstererek şunları söyler;

“Fazla uzatmadan, bu site (mecrası ne olursa olsun bu hareket, işler vb.) benim beklediğim bir “metinsel/kuramsal” düzeyi tutturana kadar bana da, diğerlerine de kapalı kalacaktır. Nihayetinde, benim çağrım hiç değişmiyor, teklifim ortada, tıpkı bir yıl önce yazdığım gibi. Aşağıdaki ricalar, öneriler, uyarılar yapıldıktan sonra 2007 içinde elbette çok fazla gelişme oldu.”

2007'ye kadarki süreç

Işın'ın eleştirileri açısından bakıldığında göçebeliğin (bu anlamda süreksizlik) Görsel Şiir'in eleştiri sığasını güçlendirdiği, bu alanda derginin ilk göz ağrılarından 'merkezkaç' etkisinin sağlandığı açıktır. Bir kere, görsel şiir, makbul (bu anlamda köklü) bir tür sayılmadığı için, bunu üreten kişiler şiir-dışı ilan edilmişlerdir de. Örneğin çoğu şair ya da eleştirmen için “görsel şiir ne işe yarar?” sorusu birincil sorudur3). İkinci soru, daha fazla ileri gitmeden, görsel şiir şiirsel bir tür olmadığına göre, görsel şiir ile uğraşan kişilerin şair olup olmadığı gibi gayet tuhaf bir soru da olmuştur. Örneğin Ayşegül Tözeren, Zeynep Cansu Başeren ya da Derya Vural'ın “iş”leri dışında, varlıkları, mevcudiyetleri şiirsel kamu içinde önemli bir sorun da değildir. Zaten “onlar şair midir?” sorusu da defalarca dillendirilmiştir.

Türkiye'de Görsel Şiir'in kısa tarihi içinde kadınların çoğunlukla yer alması tartışılmaya değer bir konudur 4). Aynı zamanda görsel şiirin “şair” mizacı denen şeyi silikleştirmeye, onu anonimleştirmeye olan yatkınlığı ve bunu poetikanın içine yerleştiriyor olması da tartışılması gereken bir konudur. Bu açık-alan, şiir kamusunun “kapalı-alan”ının ötesinde kurulduğu, onun işleyişi içinde yer almayı hedeflemediği için, zaten onun sözde-tarihi içinde de yer almayacaktır. Defalarca belirtildiği üzere, “alfabe”ye karşı başlangıçtan itibaren şüphe ile bakan görsel şiirin, sözlükteki Şiir tanımının gizlice kabul görmesinden rahatsızlığı ortadadır 5)

Kendisini Merkez olarak tanımlayan şeyin özellikleri ortaya ancak “Konvansiyonel” ya da “Dizeli” şiir ifadesi atıldıktan sonra belirmeye başlamıştır6). Özellikle “Konvansiyonel Şiir“i tanımlayan 'sözlü kültür, yazılı kültür, basılı kültür' ayrımı ve bunun poetik/politik etkisi kavrandıkça, şiir tarihinin ürettiği o kadim söz-imge-akıl, ethos-pathos-logos, lirik-epik-dramatik gibi taksonomilerin dipte, Sözlü Kültür'ün fraktalları, Sözlü Kültür-Yazılı Kültür'ün melezleri olduğu da anlaşılacaktır. Böyle bir yeniden okuma -ki görsel şiir şiirin tarihini yeniden okumak da demektir- Walter J. Ong ve diğer kuramcılar tarafından çerçevesi çizilen Batılı Yazılı Kültür'ün tarihine şiirin bağlılığını da göstermek açısından önemli olmuştur. O tarihsel süreç, deşildikçe -ki Batılı Görsel Şiir'in kesim yerleri ve doğum sancıları da aynı arayışları içerir, bir farkla orada avangarde çok daha etkilidir sınıfsal olarak, sosyoloji ya da kuşaklar arası tasfiye merakı değil- ortaya çıkan teorik matris ve bu matrisin hem modern sonrası hem de modern olan ile ilişkisinden doğan çeşitli kuramsal gedikler, 2007 yılının sonunda kendilerine bir dil bulamamışlardır. Bu yüzden de, teori ile pratik arasındaki sallantıda olma hali Işın tarafından bir paradoks olarak işaretlenmiştir. Şiirin bilinen tarihine karşı üretilen görsel şiir, kendi eleştirisini üretirken, bunu yapan şairin, bir de diğer konvansiyonel bir alan olarak düzyazıda kendini dile getirmeye çalışması, oldukça zor olmuştur, olmaktadır.

Bu durum, siteyi sadece bir “sergileme” alanı olarak görmekle eşdeğer hale gelmiştir. Poetikhars.com sitesinin ziyaretçileri, üyeleri, tartışmalarına katılanları, şiirsel olarak “taraf” tutmamış olmalarına rağmen, sitenin ürettiği metinsel bağlam (bu anlamda sitenin diyalojisi, konuşması, diyalogu) içeriden dışarı doğru olmamış, genelde dışarıdan gelen tepkilere içeriden verilen tepkiler olarak gelişmiştir. Yukarıda bahsedilen sebepler de göz önüne alındığında, internet mecrası (media) sadece doldurulması gereken dipsiz bir metin-kutusu deneyimi değildir. Epik-Lirik-Dramatik-Heceli-Kelimeli-Sözlü-Ahenkli-İmgeli-Sloganlı şiirin bir deneyime sokulduğu yerdir de. Birçok şairin ve derginin internet sitelerini kurmaları, 1999'dan bu yana geçen zaman içinde bunu “normal” saymaları, internet mecrasının gücü ile ilgili olduğu kadar, konvansiyonel alandaki yazar-yayın-okur ilişkisini de yerinden edecek kadar etkili olması ile de ilgilidir.

Webediyat (Ya da internet üzerinde edebiyat)

Daha detaylı bilgi için İnternet ve Edebiyat

Poetikhars.com sitesi, tarihsel olarak Zinhar.tk (2003), Zinhar.com (2004-2005), Zinhar.com/karmasa(2006) adreslerinden geçen bir sürecin sonucunda ortaya çıkmış bir sitedir. Bu, bildiğimiz anlamda dergiciliğin de dönüşüme uğradığı, internetin imkanlarının yazarın önüne serildiği ve ondan bu yeni mecraya ayak uydurmasını istediği bir alandır. Bu alanda artık “edep” olarak bir klişe halinde önümüze sunulan, sözlü-yazılı kültürün ürettiği edebiyat yoktur7). Bu açıdan “ebed/t”8)9) ifadesini kullanmak daha yerindedir burada. Bir kere yazı alanı sınırsızdır, konu sınırlaması, kelime sınırlaması yoktur. Bu kaotik ortam, hız, anında cevap, etkileşim gibi yeni imkanlarla birlikte, okurun da yakınlığını bir ekran yakınlığına getirivermiştir. Metin-kutusu sihirli bir kutu olarak sonsuz (ebet) bir üretme, doldurma, yeniden yazma vb. imkanı sağlamıştır.

Hars'ın kuruluşu, görsel şiirin kendisine bu yeni mecrayı tanımlaması yüzünden, yeni tip bir yazarın da ortaya çıkmasına denk gelmiştir. İnternetin gelişmesi, yaygınlaşması ile iç içe geçmiş bir süreçtir Uluslararası Görsel Şiir olayının yaygınlaşması. Birçok şair ile bizim site ahalisi net üzerinden tanışmış, çalışmış, birbirinden haberdar olmuştur da 10) Bu açıdan bakıldığında, bildiğimiz anlamda dergiciliğin/yayıncılığın yerini alan şey, onun 'içe' doğru tanımlayan, daraltan özelliğinin karşısına, 'dışa' doğru açık halde duran bir dergiciliğin oluşmasıdır 11)

Şarkının sözleri

<verse>Welcome my son, welcome to the machine. Where have you been? It's alright we know where you've been. You've been in the pipeline, filling in time, Provided with toys and 'Scouting for Boys'. You bought a guitar to punish your ma, And you didn't like school, and you know you're nobody's fool, So welcome to the machine.

Welcome my son, welcome to the machine. What did you dream? It's alright we told you what to dream. You dreamed of a big star, He played a mean guitar, He always ate in the Steak Bar. He loved to drive in his Jaguar. So welcome to the Machine.</verse> Roger Waters

Videosu

Şarkı için Gerald Scarfe tarafından yapılan animasyon filmi şurada mevcuttur.

3)
Kaynak belirtilmemiş
5)
Bir başka tartışma konusu olarak 2000'li yıllarda mikro-siyaset güçlenirken, muhafazakarlığın büyük bir şemsiye olarak birbirinden ayrı imiş gibi görünen çoğu tekil şairi bir araya getirip, şiir tarihinin bekası adına korumaya aldığı açıktır. Açıkça kadın şair varlığından rahatsız olan, bunun dile getiren bu neo-faşist akım, kadını siyasal olarak tanısa da, bir nevi 'sevi' objesi olarak gören diğer hakim söylem ile dengelenmiş gibi görünmektedir.
7)
şiir grupları ya da şiir tartışma gruplarındaki edepsizlik, tartışma üslubunun ortadan kalkması, yazarların, şairlerin, okurların konuya bu yeni mecrada müdahale ediş şekilleri oldukça manidardır. Şiir gruplarının kötü şöhreti, bu yeni mecranın anlaşılamamasından kaynaklanmıştır.
10)
Geof Huth, Jim Leftwich, J.P. Kervinen, J.M. Bennett, Tim Gaze, derek beaulieu, Scott Helmes, mIEKAL aND vb. Ayrıca Zinhar şairlerinin 2005 yılında 391.org için iş üretiyor olması da akıldan çıkmamalıdır. 391.org
11)
Bu uluslararası durum, dışarı-içerisi ayrımı gibi, yerel-küresel tartışmasının da şiir açısından okunmasını, verilen çeşitli tepkilerin bu yapıdan korkmak ile ilgili olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Son 20 yılını çeviri şiir, son 100 yılını çeviri faaliyetleri ile geçiren ve sadece imkanı olanlarının yabancı dillere çevrilmesine razı gelen şiir kamusu, ilk kez aracısız dışarısı ile iletişim kurmaya da başlamıştır.
yazilar/welcome_to_the_machine.txt · Son değiştirilme: 2013/09/05 11:44 Değiştiren: admin