Kullanıcı Aletleri

Site Aletleri


akimlar:d-grubu

Farklar

Bu sayfanın seçili sürümü ile mevcut sürümü arasındaki farkları gösterir.

Karşılaştırma görünümüne bağlantı

İki taraf da önceki sürüm Önceki sürüm
Sonraki sürüm İki taraf da sonraki sürüm
akimlar:d-grubu [2013/09/13 10:52]
admin [Kübizm ile tanışma]
akimlar:d-grubu [2013/09/14 17:21]
admin
Satır 1: Satır 1:
 ====== d Grubu ====== ====== d Grubu ======
  
-[{{ http://www.turkishculture.org/​images/​image_all/​fine_art/​visual_arts/​paintings/​2resim93.jpg?200|Nargile İçen Adam, **Nurullah Berk**}}]Fikret Adil, 1933 yılı Eylül ayında Cihangir’deki Yavuz apartmanının beşinci katında ressam Zeki Faik İzer’in evinde beş ressam ve bir heykeltıraşın toplanarak bir sanat topluluğu oluşturduklarından ve adını “d” Grubu koyduklarından bahseder. Zeki Faik İzer’den başka Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltraş Zühtü Müridoğlu’ndan oluşan gruba “d” Grubu isminin verilmesinin nedeni Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayii Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği’nden sonra kurulan 4. birlik olması nedeniyle alfabenin 4.harfi olan "​d"​ harfini isim olarak seçmesidir. Onlara göre Türkiye’deki resim ve heykel anlayışı en azından elli yıllık bir gecikme gösteriyordu ve empresyonist eğilimleri reddeden grup kübist ve konstrüktivist akımlardan yola çıkarak sağlam bir desen ve inşa temeline oturtulmuş bir sanatsal anlayışı ilke edinmişti. Böylece yalnız desenlerden oluşan ilk sergisini 3 Ekim 1933’de Beyoğlu’nda Narmanlı hanının altındaki Mimoza şapka mağazasında açtı. Adı geçen beş sanatçıyla açılan bu ilk sergiden sonra 1934 yılında Turgut Zaim ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1935 yılındaki 7. “d” Grubu sergisinde Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı 1941 yılındaki 9. sergide ise Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrunnisa Zeid ve heykeltraş Nusret Suman gruba katılmış böylece gruptaki sanatçıların sayısı on altıya yükselmiştir.+[{{:akimlar:​dgrubu_1939.jpg?100 |1939, d grubu sergi afişi}}][{{ :​akimlar:​scan0003.jpg?200|1933}}]Fikret Adil, 1933 yılı Eylül ayında Cihangir’deki Yavuz apartmanının beşinci katında ressam Zeki Faik İzer’in evinde beş ressam ve bir heykeltıraşın toplanarak bir sanat topluluğu oluşturduklarından ve adını “d” Grubu koyduklarından bahseder. Zeki Faik İzer’den başka Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltraş Zühtü Müridoğlu’ndan oluşan gruba “d” Grubu isminin verilmesinin nedeni Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayii Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği’nden sonra kurulan 4. birlik olması nedeniyle alfabenin 4.harfi olan "​d"​ harfini isim olarak seçmesidir. Onlara göre Türkiye’deki resim ve heykel anlayışı en azından elli yıllık bir gecikme gösteriyordu ve empresyonist eğilimleri reddeden grup kübist ve konstrüktivist akımlardan yola çıkarak sağlam bir desen ve inşa temeline oturtulmuş bir sanatsal anlayışı ilke edinmişti. Böylece yalnız desenlerden oluşan ilk sergisini 3 Ekim 1933’de Beyoğlu’nda Narmanlı hanının altındaki Mimoza şapka mağazasında açtı. Adı geçen beş sanatçıyla açılan bu ilk sergiden sonra 1934 yılında Turgut Zaim ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1935 yılındaki 7. “d” Grubu sergisinde Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı 1941 yılındaki 9. sergide ise Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrunnisa Zeid ve heykeltraş Nusret Suman gruba katılmış böylece gruptaki sanatçıların sayısı on altıya yükselmiştir.
  
 <​blockquote>"​O gece hiç bir fevkeladelik yoktu. Cihangirde Yavuz Apartmanının beşinci katında lacivert renkli bir hol, köşede yemek masası, ötede demir bir soba. Dört arkadaş burada yemek yedik o akşam. Sonra oturduk konuşmaya. Coştukça köpürdük. Bu geç vakte kadar süren canlı, heyecanlı, d grupunun ilk tohumunun atıldığı bir oturum olmuştu. Burası Zeki Faik İzer'​in evi idi. Kendisi, Zühtü Müridoğlu,​ Nurullah Berk ve ben." //Elif Naci//, **1964**</​blockquote>​ <​blockquote>"​O gece hiç bir fevkeladelik yoktu. Cihangirde Yavuz Apartmanının beşinci katında lacivert renkli bir hol, köşede yemek masası, ötede demir bir soba. Dört arkadaş burada yemek yedik o akşam. Sonra oturduk konuşmaya. Coştukça köpürdük. Bu geç vakte kadar süren canlı, heyecanlı, d grupunun ilk tohumunun atıldığı bir oturum olmuştu. Burası Zeki Faik İzer'​in evi idi. Kendisi, Zühtü Müridoğlu,​ Nurullah Berk ve ben." //Elif Naci//, **1964**</​blockquote>​
Satır 8: Satır 8:
  
  
-1928-1956 yılları arasında, devlet bursu ya da kendi olanakları ile sanat eğitimlerini pekiştirmek üzere Paris’e giden 40’a yakın sanatçının,​ kübizmin kuramcısı [[http://​en.wikipedia.org/​wiki/​Andr%C3%A9_Lhote|Andre Lhote]] (1885-1962) atölyesinde,​ birkaçının da kübizmin tanınmış temsilcileri olan [[http://​en.wikipedia.org/​wiki/​Fernand_L%C3%A9ger|Fernand Leger]] (1881-1955) ve [[http://​en.wikipedia.org/​wiki/​Jean_Metzinger|Jean Metzinger]] (1883-1956) gibi usta sanatçılarla çalışmaları,​ kübist eğilimin 1960 yılına kadar Türk resminde etkili olmasına neden olmuştur. Lhote’un etkisinde kalan çoğu sanatçı 1933’ten sonra Türk resminde, neredeyse bir Lhote ekolü yaratmıştır. Türk sanatçısının akademizm yönündeki ısrarlı tutumunu ancak Lhote öğretileri kırabilmiştir. Bazı sanatçılar,​ kübizmin soyuta giden tavrına uygun bir gelişme ile soyut sanat akımlarına yönelmişler,​ bazıları kübizmden hareketle yarı-soyut anlatımda biçemlerini belirlemişlerdir. Çağdaş Türk resminde usta sanatçı kimliklerine ulaşmış sanatçılardan Şükriye Dikmen’in yalın figür ve doğa yorumlarındaki özgünlük,​ Ercüment Kalmık’ın kübist ve fovist eğilimindeki başarısı kübist eğilimde temellendirdikleri biçemlerinin oluşmasında etkili olmuştur (([[http://​ekitap.kulturturizm.gov.tr/​belge/​1-23895/​d-grubu-1933-1947.html#​|Kültür Bakanlığı web sitesi]])).+[{{ :​akimlar:​scan0001.jpg?​200|1933}}]1928-1956 yılları arasında, devlet bursu ya da kendi olanakları ile sanat eğitimlerini pekiştirmek üzere Paris’e giden 40’a yakın sanatçının,​ kübizmin kuramcısı [[http://​en.wikipedia.org/​wiki/​Andr%C3%A9_Lhote|Andre Lhote]] (1885-1962) atölyesinde,​ birkaçının da kübizmin tanınmış temsilcileri olan [[http://​en.wikipedia.org/​wiki/​Fernand_L%C3%A9ger|Fernand Leger]] (1881-1955) ve [[http://​en.wikipedia.org/​wiki/​Jean_Metzinger|Jean Metzinger]] (1883-1956) gibi usta sanatçılarla çalışmaları,​ kübist eğilimin 1960 yılına kadar Türk resminde etkili olmasına neden olmuştur. Lhote’un etkisinde kalan çoğu sanatçı 1933’ten sonra Türk resminde, neredeyse bir Lhote ekolü yaratmıştır. Türk sanatçısının akademizm yönündeki ısrarlı tutumunu ancak Lhote öğretileri kırabilmiştir. Bazı sanatçılar,​ kübizmin soyuta giden tavrına uygun bir gelişme ile soyut sanat akımlarına yönelmişler,​ bazıları kübizmden hareketle yarı-soyut anlatımda biçemlerini belirlemişlerdir. Çağdaş Türk resminde usta sanatçı kimliklerine ulaşmış sanatçılardan Şükriye Dikmen’in yalın figür ve doğa yorumlarındaki özgünlük,​ Ercüment Kalmık’ın kübist ve fovist eğilimindeki başarısı kübist eğilimde temellendirdikleri biçemlerinin oluşmasında etkili olmuştur (([[http://​ekitap.kulturturizm.gov.tr/​belge/​1-23895/​d-grubu-1933-1947.html#​|Kültür Bakanlığı web sitesi]])).
 ===== Grubun adı ===== ===== Grubun adı =====
  
-“d” Grubu ile ilgili literatür taramasında adını veren “d” harfi kimi zaman büyük kimi zaman da büyük olarak ele alınmış olduğu görülmektedir. Ancak bu konuya Şahap Balcıoğlu’nun Elif  Naci ile yaptığı görüşmede buna açıklık getirmektedir. (….) Elif Naci sıraladı: -İlki Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'​dir. Peşinden Türk Ressamlar Cemiyeti, onun ardından da Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği gelir. -Yani siz de bir dernek mi oluşturdunuz?​ Güldüler: ​ Ne gezer? Grubumuzun sadece adı vardı: Küçük harfle "d grubu",​ o kadar (([[http://​ahmetatan.com/?​p=91|Prof. Dr. Ahmet Atan / TÜRK RESİM SANATINDA “d” GRUBU HAREKETİ]]))+[{{:​akimlar:​dgrubu_1933.jpg?&​200 | d grubunun ilk sergisinin açıldığı Mimoza Şapka Mağazası}}]“d” Grubu ile ilgili literatür taramasında adını veren “d” harfi kimi zaman büyük kimi zaman da büyük olarak ele alınmış olduğu görülmektedir. Ancak bu konuya Şahap Balcıoğlu’nun Elif  Naci ile yaptığı görüşmede buna açıklık getirmektedir. (….) Elif Naci sıraladı: -İlki Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'​dir. Peşinden Türk Ressamlar Cemiyeti, onun ardından da Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği gelir. -Yani siz de bir dernek mi oluşturdunuz?​ Güldüler: ​ Ne gezer? Grubumuzun sadece adı vardı: Küçük harfle "d grubu",​ o kadar (([[http://​ahmetatan.com/?​p=91|Prof. Dr. Ahmet Atan / TÜRK RESİM SANATINDA “d” GRUBU HAREKETİ]]))
  
  
Satır 19: Satır 19:
 “D” Grubunun kuramcılığını ve sanat yazarlığını yapmış olan Nurullah Berk, grubun kuruluş nedenlerini “ruhi ve ideolojik” olmak üzere iki grupta toplar: Ruhi nedenler, sanat cemiyetlerinin alışılmış kırtasiyeciliğini aşmak ve birbirini anlayan, ortak hareket edebilen sanatçıları bir araya getirmek olarak özetlenebilir. Ama asıl önemli olan, ideolojik nedenlerdi. Nurullah Berk’e göre, amaç “[[kavramlar:​yaşayan sanat]]” olmalıydı. Bu sanatı ülkeye yaymak ve gerçekte akademik kuralcılığın dışına taşmamış olan formülleşmiş bir anlayışa karşı çıkmak gerekiyordu.Yaşayan sanat, akademik sanatın tam karşıtı idi. Teknik ve bilgi, klasik kaynaklardan alınabilirdi,​ ama doğa ile olan ilişkide duyulan şiirselliği,​ “hiçbir cesaretten korkmayarak,​ hatta aşırı görünmekten bile ürkmeyerek tercüme etmek”, asıl amaç olmalıydı. (([[http://​ahmetatan.com/?​p=91|Prof. Dr. Ahmet Atan / TÜRK RESİM SANATINDA “d” GRUBU HAREKETİ]])) “D” Grubunun kuramcılığını ve sanat yazarlığını yapmış olan Nurullah Berk, grubun kuruluş nedenlerini “ruhi ve ideolojik” olmak üzere iki grupta toplar: Ruhi nedenler, sanat cemiyetlerinin alışılmış kırtasiyeciliğini aşmak ve birbirini anlayan, ortak hareket edebilen sanatçıları bir araya getirmek olarak özetlenebilir. Ama asıl önemli olan, ideolojik nedenlerdi. Nurullah Berk’e göre, amaç “[[kavramlar:​yaşayan sanat]]” olmalıydı. Bu sanatı ülkeye yaymak ve gerçekte akademik kuralcılığın dışına taşmamış olan formülleşmiş bir anlayışa karşı çıkmak gerekiyordu.Yaşayan sanat, akademik sanatın tam karşıtı idi. Teknik ve bilgi, klasik kaynaklardan alınabilirdi,​ ama doğa ile olan ilişkide duyulan şiirselliği,​ “hiçbir cesaretten korkmayarak,​ hatta aşırı görünmekten bile ürkmeyerek tercüme etmek”, asıl amaç olmalıydı. (([[http://​ahmetatan.com/?​p=91|Prof. Dr. Ahmet Atan / TÜRK RESİM SANATINDA “d” GRUBU HAREKETİ]]))
  
-Paris’te Kübist tavırla hareket eden, resim tekniğini yapısal temellerle sağlamlaştırmış olan Andre Lhote, Fernand Leger, Marchel Gromaire gibi sanatçıların özel atölyelerinde ders almış sanatçıların da içinde bulunduğu “D” Grubu müstakiller hareketine göre daha entellektüel seçkinci bir eğilim içinde olmuş, onlara göre daha sıkı bir dayanışma göstermişlerdir. Bu sebeple [[akimlar:​muestakil-ressamlar-ve-heykeltraslar-birligi|müstakiller]]den daha uzun süre varlığını sürdürmüş,​ yurt içi ve yurt dışı sergileriyle 1951 deki on altıncı sergiye kadar grup özelliğini korumuştur.+[{{:​akimlar:​dgrubu_1933_.jpg?​200 | Narmanlı Han, Mimoza Şapka Mağazası Önü 8 Ekim Pazar 1933}}]Paris’te Kübist tavırla hareket eden, resim tekniğini yapısal temellerle sağlamlaştırmış olan Andre Lhote, Fernand Leger, Marchel Gromaire gibi sanatçıların özel atölyelerinde ders almış sanatçıların da içinde bulunduğu “D” Grubu müstakiller hareketine göre daha entellektüel seçkinci bir eğilim içinde olmuş, onlara göre daha sıkı bir dayanışma göstermişlerdir. Bu sebeple [[akimlar:​muestakil-ressamlar-ve-heykeltraslar-birligi|müstakiller]]den daha uzun süre varlığını sürdürmüş,​ yurt içi ve yurt dışı sergileriyle 1951 deki on altıncı sergiye kadar grup özelliğini korumuştur.
  
 1933 yılında açtıkları sergide girişin ücretsiz olması ve sonraki sergilerinde de bu durumun devam etmesi, sanat yapıtını halka açık tutma açısından bir  1933 yılında açtıkları sergide girişin ücretsiz olması ve sonraki sergilerinde de bu durumun devam etmesi, sanat yapıtını halka açık tutma açısından bir 
akimlar/d-grubu.txt · Son değiştirilme: 2020/02/05 13:39 Değiştiren: admin