Sanat Ekonomisi

Birincil sekmeler

Çok iyi!
16
O kadar iyi değil!
-15

Müzisyen, fotoğrafçı, animatör, tasarımcı veya yazarların - bir başka deyişle, sanat işleriyle uğraşan kişiler - geçinebilmeleri için 1000 gerçek hayrana ihtiyaçları olduğunu anlatan mevcut. Gerçek bir hayran her ürettiğinizi alacak kişi olarak tanımlanıyor.

Hayranlar, sanatçının ürettiği veya sanatçı için üretilenleri satın alabilir, ha bir de feysbukta hayran sayfası açmak var, burada 1000 sayısının uygun bir sayı olduğu ve her bir hayran direkt olarak yıllık 100 dolar gönderirse sanatçının geçinebileceğini belirtiliyor. Mikroselebritilerin de 1500 civarında hayranı olabileceği yazılı.

1999 yılında John Kelsey ve Bruce Schneir, First Monday adlı bir dergide Sokak Sanatçısı Protokolü'nü yayınlamış. Bu protokolde, yazarın kitap yayınlanmadan hatta yazılmadan önce belli bir meblağ belirleyip, ancak bu tutar toplanabildiği takdirde yeni kitabını çıkaracağı yazılı. Yazarın sitesine de girilerek ne kadar para toplandığını görmek mümkünmüş.

Sanat ekonomisinin bir tarafında yüksek meblağlarla satılan işler, diğer tarafında da sanatçıların açlık sınırının altında yaşadığı ilgili var. Sanatçıların sanat için bu kadar zorluk çekmeleri ekonomistlerin de kolaylıkla cevaplayamayacağı bir eşitlik sorusu olarak karşımızda duruyor.

Yorumlar

sepp kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -1

‘yukarı’ dedin

Bu gerçek hayran kısmı bana biraz düşündürücü geldi. Yani tanım olarak da... Hoş, gerçek hayran derken kendisi de orda bir ayrım koyuyor metin ama şu bizim şarkıcılarımızın filan da "fan club"ları vardır ya "ölümüne sever".. Fan için (yönlendirilmiş metinde de fan)şunlar çıkıyor bakınca tam:

yelpaze - vantilatör - körük -tahıl savurma makinesi -yaba pervane (gemi) - hasta - taraftar - hayran

bütün anlamları da uyuyor aslında :)bir hayran ateşler, soğutur, körükler, hasta edebilir de olabilir de, toz kondurmaz... (ama eleştirmez'e doğru da gidersek tehlikeli olabilir)

Bir de şu var, şiir için mesela böyle bir eder nedir? Ayrıca gerçek hayran, muhtemelen gerçek ürün isteyecek... Tek tek şiirler satılabilir mi bir gün acaba? Sonra hani meta meselesi vardı? Şiir para eder mi? Dünyada şiirden zengin olan şair var mı?... gibi gibi..

Sevgili Har, bak şimdi şair ve şiir üzerinden gidince onlarca soru düşürdün aklıma :)

har kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

benim de aklımda çok soru var, aslında sanat ekonomisi adlandırması da sorunlu olabilir, sağlık ekonomisinde bu sıkıntı var. ekonominin prensipleri, öngörülemezliği, belirsizliği, bilgi dengesizliği nedeniyle sağlıkta uyumsuzluk yaşıyor. sanıyorum sanatta bunlardan farklı olsa da uyumsuzluk yaşayacağı alanlar var, meta olayı mesela belirttiğiniz gibi. bir de bu işe pozitif mi, normatif mi yaklaşacağız o da var. belki normatif yaklaşım olarak da kabul edilebilir ama sanatçılar neden farklı bir işle hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar ve bu normal gibi görünüyor bize anlamış değilim.

sepp kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

Aslında normal görünmüyor ama bir tür "öğrenilmiş çaresizlik" mi desek... Hayatını istediğin yollarla yürütemeyeceğini anladığında işte o "normal" işlere mecbur kalınıyor zaten. Ve tabii yapmak istediğin şeye olan mesafelerine bakınca da alakalı, az alakalı, bütünüyle alakasız işler de yapabiliyoruz. Bunun en kötü tarafı bence, sürekli beynini ikiye bölmek zorunda kalmak. Çünkü "İş" denilen şey hepimizden onun kurallarına göre düşünmemizi, oynamamızı istiyor. Bu beynini başka türlü çalıştırmak isteyenler için işin trajik tarafı...

Diğer yandan sizin de söylediğiniz gibi "sanat ekonomisi" de "bu işte bir tuhaflık var" gibi duruyor. Çoğumuz şiir satarak geçinmeyi içimizde kabul edilebilir bir yere koyamayabiliriz gibi geliyor. En güzeli ütopik bir ülkede bize hiç "iş" yaptırmasınlar, okuyalım, yazalım, izleyelim, üretelim vs... Makul bir sabit gelirimiz olsun... Lükse kaçmadan tabii... En büyük sıkıntımız zamanı kesintisiz kullanamamak değil mi çoğu zaman zaten?

Hadi, eşikteki 2010'dan ben bu ütopik ülkeye bilet dileyim hepimize... (Ama öyle de sıkılır mıydık acaba, patron yok, mesai saati yok, yemek paydosu yok, bayram tatili filan da olmayınca... bilemedim şimdi)

har kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -6

‘yukarı’ dedin

çeyrek bilet o ütopik ülkeye çıkarır mı bilmem ama ütopik bir ada oluşturur belki eşikteki 2010'da.

denge kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

benim çeyreğe çıkacak bu yıl ikramiye.

joke biryana. sanırım olay bilim(!)in her şeyi (şey'i özellikle ayrı yazdım) sınıflandırmasından ibaret.

(bu arada avrupa kupalarındaki 101inci midyemi kazanmışım bu yorumla, haberim yok. 100'ü görmeden 101'e atladım. nasıl olduysa.)

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -5

‘yukarı’ dedin

ben de bu yıl IMF ile midye standby anlaşması yapmayacağımızı söylemek istiyorum. açıkcası sanatın bir ekonomisi varsa -ki oldu- ekonomi bilimini bile çaresiz bırakıyordur. şiirin böyle bir ekonomisi olduğunu sanmıyorum, eğer öyle ise, cemal süreya'ya, turgut uyar'a kitaplarının baya bir baskı yaptığını, Ahmet Hamdi'ye kirasını artık rahat rahat kitap telifi ile verebileceğini (mebus olma nedeni ev kirasını denkleştirebilmek) nasıl söyleyebiliriz?

sepp kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -10

‘yukarı’ dedin

ben ütopik adaya tamam diyorum.. ama çeyrek ikramiyenin denge'ye çıkacak olmasına rağmen adadan hiç bahsetmemesi beni biraz işkillendirdi...

bu arada kafamda dönüp duruyordu "sanat ekonomisi", "[[ekonmik sanat]]", "sanat ve ekonomi" filan derken önce başlıklı bir yazı gördüm, sonra bu yazıdan (yazı adı geçecek sempozyumda sunulmuş) hiç de ütopik olmayan ülkemizde 2006 yılında On Sekiz Mart Üniversitesi'nde " Uluslararası Katılımlı Sanat Ekonomisi Sempozyumu" yapıldığını gördüm. Dahası da ilginç, bu sempozyuma "ünlüler" katılmışlar, çünkü Mesam filan var işin içinde.. bir parça haber için bakılabilir... Eee Ahmet Selçuk İlkan'ın filan da katıldığını görünce, evet, evet aslında olabilir sanat ekonomisi de, demedim değil..

ben ısrarla [[ütopik ada]] diyorum... belki birikmiş midye kabuklarımız da bu yönde işe yarayabilir...

s.n: bu arada bahsettiğim yazı bence gerçekten çok iyi bir yazı.. haberse tam bir haber.. aynı sempozyumun böyle iki zıt ucu olması enteresan...

denge kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -3

‘yukarı’ dedin

ben distopistim. ondan çekmedi belki ilgimi. ama değinisi yerinde.

har kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -4

‘yukarı’ dedin

"Sanat Ekonomisi: Yeni Bir Yaklaşım" başlıklı makalede şiirle ilgili şunlar yazıyor:

Bugün, şiir sanatın sınırboyunda; herkes göklere çıkarıyor ama kimse deneyimlemiyor(practices burdaki fiil, isteyen istediği gibi evirsin). Şiir okuyan kişiler de şairler ve kendi kendilerine okuyorlar. Şiirin kamu için var olmadığını söylemek düşüncesizlik olmaz; tabi ki şiir kitaplarının tasfiye satışları var, fakat bunlar okunmuyor, ve (sahibinin) aslı olmayan bir gerçek içinde var olmayan kültürel ilgisini uygulamalı olarak ispatlayarak, kitap raflarında sergide kalıyor.

Bundan sonra makale öğrenciler şair olarak değil, yazar olarak ünlenmiş kişilerin şiirlerini okumaya zorlanıyor şeklinde devam ediyor.

Metin Aldo Spranzi'nin, yüz elli sayfayı aşkın.

önemli not: ikramiye sadece ve sadece benim çeyreğe çıkacak, ütopik adada organik tarım planlarına da başladım.

sepp kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -1

‘yukarı’ dedin

Har ve Denge'nin açık yüreklilikle ortaya koydukları niyetlerinden sonra bizim diğer iki çeyrek bileti bulmamız gerekecek galiba... oysa ben de belki bi (serkan'a hiç sormuyoruz ama bu arada) ütopoetikhars (adası)filan da olabilir mi diye düşünmüştüm...

Bunlar bi yana aslında şurda bahsettiğimiz, bazen bahsedip geçtiğimiz bir sürü şey iç içe ve bağlantılı... Hemen Burhançay meselesini tekrar hatırlarsak, bu sabah bir ekonomi sitesinde o vakitler yapılmış bir habere rastladım. Şöyle ki,

22 Kasım 2009 Pazar Geçen yıl ABD’nin köklü bankalarından Lehman Brothers’ın batışı, halen etkisi hissedilen küresel ekonomik krizin başlangıç noktası olarak tarihe geçti. Ve aynı günlerde dünyanın önde gelen sanat galerilerinden Sotheby’s, Londra’da çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden ressam Damien Hirst’ün 54 eserini 70 milyon sterline sattı. Picasso’nun bile rekorunu kıran bu gelişme, birdenbire dünya gündemine oturan finansal krizle ile ilişkilendirilmiş ve haber; “Damien Hirst up (yukarı), Lehman Brothers dawn (aşağı)” başlığı ile verilmişti.

Krizi bitiren(!) satış Türkiye’de ise sanat ve ekonomi çevreleri, geçen haftayı bir çağdaş sanat eserine verilen rekor fiyatı konuşarak geçirdi. Türk çağdaş resim sanatının dünya çapında tanınan ressamı Burhan Doğançay’ın ‘Mavi Senfoni’ ismini verdiği başyapıtına Ülker Grubu’nun icra kurulu başkanı Murat Ülker, 2.2 milyon TL (KDV dahil 2.7 milyon TL) ödeyerek bir rekora imza attı. Bu gelişmeyi sanat ve ekonomi çevreleri, Türkiye’de krizin etkilerinin hafiflemeye başlayacağı şeklinde bir işaret olarak yorumladılar. Bundan önceki rekor fiyat ise Suna İnan Kıraç çiftinin Osman Hamdi Bey’in ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı eserine ödedikleri 5 milyon TL idi.

Resim tutkunu Dünyanın en prestijli çikolata markalarından Godiva’yı Aralık 2007’de sürpriz bir şekilde satın almasıyla gündeme gelen Murat Ülker, bu kez yaptığı sürprizin nedenini; “Dünyanın önemli müzayede merkezlerinde eserleri 1 milyon doları aşmış ressamlar farklı kategoriye konulur. Onların farklı bir yeri vardır” sözleri ile açıkladı. Verdiği fiyatla Türk çağdaş resim sanatına şüphesiz büyük katkı yapan Ülker’in aslında bir çağdaş resim tutkunu olduğu belirtiliyor. Ülker’e bu konuda aynı zamanda Yıldız Holding’in sanat danışmanlığını yapan Ressam Peyami Gürel’in danışmanlık yaptığı kaydediliyor. kaynak:

Böylece ve yeniden Har'ın son alıntısıyla tekrar şiire döndüğümüzde şiirin bu derece malzeme olmamasına sevinsek mi yoksa şiir içi halimize üzülsek mi bilmiyorum. Bir yandan da bu derece "az kıymet" verilen bir şey uğruna yaptıklarımıza bakınca, evet, normal olmayan bir şeyler de var...