Buradasınız

"Face it, Murat"

Birincil sekmeler

har tarafından 12. Aralık 2009 - 0:00 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -2

‘yukarı’ dedin

Poetry dergisinin yanısıra, "Poetry Foundation"a bağlı olan bir de "Harriet" isimli bir blog var. Harriet'a geçenlerde gönderilen bir blog yazısı dikkatimi çekti, başlığı şöyleydi:

"Şairler: Gerçekten, bildiğim en tembel, en aptal insanlardır."

Kanadalı bir şair olan Christian Bök'ün sözleriydi. Aslında şiirin oluşum sürecinden bahsetmeye çalışsa da, bu ifade ister istemez dikkat çekmişti.

"Ben büyük ihtimalle teknik yönden yönelimliyim ve tanıdığım şairler arasında pek çoğu bana çok tembel ve çok budala geliyor. Sürekli öğrencilerime şiirin düşündükleri kadar zor olamayacağını çünkü düşündükleri kadar zor olsaydı, şairlerin bunu yapamayacağıyla ilgili takılıyorum. Gerçekten, bildiğim en tembel, en aptal insanlardır. Kısmen şair oldular çünkü bu işe indirgendiler, değil mi? Öğrencilerinize asla bildiklerini yazmalarını söylemeyeceksiniz, çünkü onlar şair!"

Bu bir blog yazısı olduğu için de haliyle yorumlar yazılmış. Bu yorumlardan bir tanesi Murat Nemet Nejat'a aitti. Nejat, Bök'ün sözlerini ciddi ciddi eleştiriyor, şairin ana iddiasının temel olarak kendi tohumunun tersine giderek, bu yolla şairin kimliğini dış bir "objektiviteye" terk etmesi olduğunu belirtiyor. Bunu da saçma bulduğunu yazıyordu. Şair aslını bırakacaksa neden yazsın diye soruyordu. Geçinmek için daha kolay yollar olduğunu söylüyordu.

Nejat'ın bu yorumunun ardından da Kent Johnson'un "Yüzleş bununla Murat. Türk şairler de aptal ve tembeldir." diye başlayan ve "Kavramsal olarak ilerlemiş Batı için tanrıya şükredin" gibi sözlerle devam edip, gerçekten avant-garde olabilmenin "yollarını" anlatan yorumu vardı.

Nejat, "Türkiye'de aptal ve tembel iyidir. Baklava, lokum, odalıklar, dekadans ve diğer gelişmemiş aktivitelerle iyi gider." diye işi ironiye vuruyordu.

Yorumların devamı Ayasofya'ya kadar varıyor, isteyen okusun.