görsel şiir
BÜYÜK OLAY, Bİ DAKKA ARKADAŞIM
Türk Şiir gündeminin henüz görsel şiirle işi bitmiş değil. Görünen o ki, ya beyler/bayanlar hemen sıkılıveriyorlar ya da yaz rehavetine kapılmışlığın şair için olanı çok daha pis bir unutmanın eşiğine getiriyor karşımızdakileri. Modanın değil, modaların ışığı altında ezilip, bükülen edebiyatımızın son yıllarda ciddiye alabileceği tek teklifi de böyle geri çevirmesi, elbette hiç de yabancısı olduğumuz birşey değil. Ama konumuz henüz kapanmış değil. İşte bunu öğreneceğiz bugün..
"Sözden Göze Evrilen Şiir" üzerine
Karagöz Dergisi'nin 3. sayısında, Ali Görkem Userin'in "sözden göze evrilen şiir" yazısına rastladım. Alıntıyı geçersek, yazı şöyle başlıyor:
"Geçmişi, Amerika ve Avrupa uzantılı sitelerde ne kadar geriye gidiyor bilmiyorum."[Görsel şiirden sözediliyor.]
Görsel şiirin "geçmiş"ini 'sitelerde' aramak ne kadar "yerinde" bir tarama metodudur bilmiyorum ama, Userin görsel şiirle ilgili Amerika ve Avrupa kökenli sitelere baksaydı bile, bunun çok zamanını alacağını sanmıyorum, hem de "bilmiyorum" demek zorunda kalmazdı.
görsel şiirde bir imkan olarak Tamga
Batılı araştırıcılar tarafından, kaya sanatı, görsel şiirin en eski ataları olarak görülmektedir. Bu bağlamda, Şan Budistlerinin ve Taoist monk şiirleri, Çin dağlarına nakşedilmiş olarak bulunmuş ve Çin ideogramları bu kaya yazı-resimleri ile birlikte incelenmiştir. Keltik'teki objelerin üzerinde bulunan kaya sanatı motifleri de sembolik önyazıya evrildiği düşünülerek mercek altına alınmıştır. Mayaların ön-hiyeroglifleri de araştırılmış, Güney Afrika'daki Blombos Mağarası'ndaki 75.000 yıl öncesine dayanan buluntuların ise, yazılı, sembolik ögelerden oluşan dilin gelişimi için oldukça değerli olduğu öne sürülmüştür. Görsel şiirin köken araştırmalarının
yeni seri: katranark'ı sunarken
Şikayetçi olduğumuz şeyler, durumlar var. Ama şikayet bizlere özgü olduğu için, yüzyıllar içinde şikayetlerin, dertlere, dertlerin de içi boş temrinlere dönüştüğü, o temrinlerin de uçuştuğu vakidir. Biz, o zaman sıkıntımızı ismen ve cismen ortaya koymayı seçmeliyiz.
Defalarca tekrar etmem gerekse de, yineleyeceğim. Bizim içinde yaşadığımız toplum ve onun dili, sözlü kültür'den yazılı kültür'e geçiş yaparken, birdenbire olmuştur herşey. Değişen alfabe ile birlikte, değişen dil, hem bugün faydalanamayacağımız yığınlar, yığıntılar bırakmıştır, hem de geri dönülemeyecek bilgilerin hiç biri tarafından güncelliğe, gündeme yani bugüne etkisi olamamaktadır.