şiir

Şiir öldü ve yaşasın Blackberry ve aktif pazarlama!

"Şiir öldü. Tersini iddia edenlerle tartışmaya hazırım. Bugün şiir okurken yaptığımız, bir müzenin koridorlarında dolaşmak ve geçmişin azametli günlerini özleyerek gözyaşı dökmek. Artık bir şiirin güzelliğinden dolayı duygulanmıyoruz. Duygulanıyoruz, çünkü okuduklarımız bize dünyanın şiirle dolu olduğu ve asla geri dönmeyecek o güzel günleri hatırlatıyor. Bugün yazılan her dize, aslında şiir sanatına yakılmış bir ağıt." diye belirtmiş Tuna Kiremitçi.

YAZMAMAK VAR MIYDI HARBİDEN?

Can Bahadır Yüce

Bir, birinci tekil şahıs düşünün. Bu, birinci tekil şahıs sadece şu aşağıdaki fiileri kendisine iliştirebiliyor. Ya da kendisi olduğunu iddia ettiği şeyin eylemlerini, aşağıdaki fiillerle kanıtlayabiliyor, yani kendisini temsil etme yeteneğini böyle kullanıyor. di'li ya da miş'li geçmiş zamanın ezici bir üstünlüğü var aşağıdaki listede. Geniş zaman ve şimdiki zaman ise, kip olarak sadece birkaç noktada geçerli.

Bahsettiğimiz bu birinci tekiş şahıs hakkında daha fazla ne diyebiliriz? Kendisi hakkında verdiği malumatların, eylemlerle desteklenen ve önümüze serilen tipolojisi üzerinden düşündüğümüzde, nasıl biri konuşmaktadır karşımızda?

Ahmet Oktay ya da Poetika'nın İmkansızlığı

Mahfil 9'da Ömer Şişman alıntılamış, benim gözüme çarpmamıştı konu. Ömer Şişman 'Etrafında "yanılıyor olamaz mısın?" diyen yok." demiş, ben de diyorum ki, ne zaman oldu ki? İzninizle Türk Şiiri'nin bugünü hakkında söylenen herşey konusunda, küstahça ve protokolsuz bir biçimde cevap vermeyi tercih edeceğim. Ahmet Oktay'ın -ve sanıyorum ki kısmi ideolojik amca olarak onu seçen 'günümüz şair'lerinin bir kısmına da böylelikle sorular sorabiliriz. Ahmet Oktay'a "günümüz şiiri konusunda" soru sorulmuş ve her nedense aklına ilk, aşağıdakiler gelmiş:

HEVES 15

Parçalı Ham 13. Artık bilmeyeceğim. Ahmet Güntan

Cumhuriyetin elinde şair memur

Bu satırları yazan ben, yokluğu da yoksulluğu da tanıdım, işçiyi de köylüyü de tanıdım (anne tarafım köylü, babam Mensucat Sendikası Başkanı’dır); harman sürdüm, sığır ve davar güttüm; gazoz sattım, buğday eledim; kahve garsonluğu, kebapçı çıraklığı yaptım; dokuma fabrikasında işçilik, Maliye’de memurluk, kütüphanecilik yaptım; Sandıklı, Çine, Aydın ve Muğla’da öğretmenlik yaptım. TİP’te bir Yunus Çakır olarak çalıştım. Sonra Paris’te eğitim ve öğrenimimi tamamladım. Bir dedem imam idi, öteki dedem ise hancı. Yeter mi? Hangi politikacı, hangi gazete yazıcısı benden daha iyi tanıyor milleti, halkı, cumhuru ve Cumhuriyet’i?!

Derin Uzay Taksisi ve Mutegallibeler

Ahmet Hamdi Tanpınar öğrencileri ile..

Bugün Modern Türk Şiiri'nde görebileceğimiz nedir? Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Edebiyat Dersleri'nde kendine sorun ettiği, didiklediği belki de biraz da ders veriyor olmanın didaktikliği ile ortaya serdiği envanter içinden bugüne aktarabileceğimiz soruların çoğu aslında yerinde duruyor. Sanki İkinci Yeni hiç olmamış gibi davranmak, aslında Enderunlu Vasıf 'ı, belki de biraz da Muallim Naci'ye uyarak reddetmektir. Ama bu ne demektir? Bu özetle zemin arayışının sürdüğünün göstergesidir. Yahya Kemal'in Beyaz Lisan'ı dışında pek de fazla bir inşaat olmamıştır. İki katlı bir konak, gördüğümüzde bize ne hatırlatabilirse, işte ancak o kadar. İstanbul'un dili ile üretilmiş bir Anadolu bu. Beyaz Türk, Beyaz Lisan konuşmaz.
Kısmi yaşantılardan arta kalanlarla, varolmak adına bölüyordu yalnızlığını gibi şeylerle ömrünü geçirir, şiirden istifa eder.