Siteden tam randıman almak istiyorsanız, lütfen üye olunuz >>


Derrida


Giriş: Edebiyat ve Sanat: Görsel Poetika, Dil ve Sanatsal Temsil Üzerine Bir Fransız Perspektifi


Michel Sage


ingilizce'den çeviren: zeynep cansu başeren


Uzaysal [spatial] bir sanat yapıtının konuşmaması iki şekilde yorumlanabilir. Bir yanda kelimelere tamamen yabancı ve heterojen bir mutlak sessizcilik fikri vardır, ama diğer yandan bu yapıtları alabilir, okuyabilir ya da potansiyel söylem olarak yorumlayabiliriz her zaman. Yani, bu sessiz kelimeler aslında zaten konuşkan olup varsayılan söylemlerle doludurlar. (Jacques Derrida, 'Deconstruction and the Visual Arts', ed. Peter Brunette ve David Wills)


Görsel poetikanın durumu ve sözcük-imaj ilişkileri üzerine çok şey yazılıp çizilmiş, sanat tarihinin ve edebi eleştirinin nereye gitmekte olduğuna dair belli bir sıkıntı ortaya çıkmıştır. 1980'lerde adlandırıldığı şekliyle ‘Fransız kuramı’, ikonometinler, ekphrasis ve metinlerarasılık üzerine yapılan çalışmaları derinden etkilemiştir.

YABANCI DİL, ÖTEKİ DİL / MADDE ŞİİR VE BAŞKA ŞİİR

Bülent Keçeli

-şiir nedir?- yanıtıyla, derrida (iki kelimeyle mi), “bilgiden vazgeçmen ve bu noktayı unutmaksızın bunun nasıl doğru dürüst yapılacağını bilmen istenir.” derken, vazgeçilen şeyin, o güne kadar gelen -şiirsel bilgi- den başka şey olmayacağı açıktır. şiirsel bilgi, kastıyla belirli bir şablona taşınan ve sonuçta ardıl yapı içinde sabitleyen yapıdır. Bu bitişik, birbirine ulamlanan yapıyı da gösterir. Ardıl şiirsel bilgi hiçbir zaman bir limit arayışını gerektirmedi. Bunun dolayımında, “yeni bir bilgibiçim” oluştuğunu düşünen celalsoycan, “beceren” şiiri de gösteriyor. aslında, daha çok öz-biçim bitişikliği savunulan türk şiiri, bilgiyle de bitişince öze, asıl ifadesiyle “arzu”ya ihtiyaç hisseder, şiirde bilgiye ihtiyaç hangi seviyededir, önce bu düşünülerek, “bilgibiçim” kavramının gerekliliği anlaşılabilir. şiirde bilgiye ihtiyaç çok hissedilmediğinden, şiire özgü “bilmemek”, “bilmenin şiir içinde çözümü” kaotik bir yeniye veya yok’a evrilebilir, bu da asıl tartışmanın biçim olmadığını ortaya koyabilir. her halde her şey olguya dayanıyor olsa gerek, “bozma olgunluğu” da kendince bir süreç geliştiriyor. içinde bozan şair, yerleşik olamayan bilgiyi öze (arzuya) kilit olarak tutuyor. derrida’nın söylediği gibi “nasıl doğru dürüst yapılacağını” bilmek gerekse bile.

DERRIDA ve YAPIBOZUM*

Yapıbozum kavramı günümüzde özellikle Fransa ve Amerika'da post-görüngübilimsel ve post-yapısal diye bilinen günün modası entelektüel hareketlerin sıkça kullandıkları bir kavram olmu