2000ler
YÜZYIL-SONU TÜRK ŞAİRİ
Yüzyıl-sonu Türk şairini bir kenara ayırmalıyız. Geçen yüzyılın -yani 20. yüzyıl- terimlerine ve söz dizimine o kadar batmış durumdayız ki, onun geçip gittiğini fark bile edemiyoruz. Daha 92 yıl daha içinde bulunacağımız bu yeni yüzyılı, ister kabul edelim, ister etmeyelim, bir öncekiden ayıran tonlarca farklı yönelim varken, bir şekilde o ayrımı henüz yapamadık.
1990 sonrasında şiirimizde birşeyler olduğu açık. Bu tam da 1990'lardan birkaç yıl ötede olmuş değil. Ağır ağır, çok derinlerden bir çıkış, bir farklılaşma başladı. Bunun "garip" olduğu açıktı, ama "Garip" ile özetlenebilecek birşey değildi. Biz, bu gelişmelere henüz isim verebilmiş değiliz. Ama yinelemek gerekiyor, biz 20. yüzyılın geçip gittiğini henüz idrak edebilmiş, yazılarımıza, eleştirilerimize filan katabilmiş değiliz.
Derin Uzay Taksisi ve Mutegallibeler
Bugün Modern Türk Şiiri'nde görebileceğimiz nedir? Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Edebiyat Dersleri'nde kendine sorun ettiği, didiklediği belki de biraz da ders veriyor olmanın didaktikliği ile ortaya serdiği envanter içinden bugüne aktarabileceğimiz soruların çoğu aslında yerinde duruyor. Sanki İkinci Yeni hiç olmamış gibi davranmak, aslında Enderunlu Vasıf 'ı, belki de biraz da Muallim Naci'ye uyarak reddetmektir. Ama bu ne demektir? Bu özetle zemin arayışının sürdüğünün göstergesidir. Yahya Kemal'in Beyaz Lisan'ı dışında pek de fazla bir inşaat olmamıştır. İki katlı bir konak, gördüğümüzde bize ne hatırlatabilirse, işte ancak o kadar. İstanbul'un dili ile üretilmiş bir Anadolu bu. Beyaz Türk, Beyaz Lisan konuşmaz.
Kısmi yaşantılardan arta kalanlarla, varolmak adına bölüyordu yalnızlığını gibi şeylerle ömrünü geçirir, şiirden istifa eder.
Aramıza hoşgeldin!
Şiirimizin başkalarının hayatlarını ve gündeliklerini zerre kadar etkilemediğinden o kadar eminiz ki, kendimizi riyakarlığın katı sınırlarında gaz fazında buluyoruz.