Sözlü Kültür, Halk Edebiyatı ve Teknoloji

"Sözlü kültür ürünlerine bakışımız, elektronik kültür hayatı karşısında kaybolmaya yüz tutmuş kültürel unsurlara karşı yaptığımız gibi gelecek kuşaklara hatıra olarak saklamak şeklinde olmamalı. Bunun yerine, sözlü kültür ürününün geçirdiği evreleri göz önünde bulundurarak yazılı ve elektronik kültür ortamlarına uyum ve aktarım konusunda nelerin yapılabileceği araştırılmalı ve daha iyisini bulabilmek için tartışılmalı." Başkent Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Abdurrahman Güzel

En azından akademisyenlerin bir kısmı, "folklor şiire düşman" ifadesinin izinden gitmeye, Cemal Süreya'nın şikayet ettiği "blok"larını az çok yerinden sarsmaya ve buna kulak tıkayan onlarca, yüzlerce şairi de biraz uyandırmaya gayretli gibi görünüyor.

Şiir öldü ve yaşasın Blackberry ve aktif pazarlama!

"Şiir öldü. Tersini iddia edenlerle tartışmaya hazırım. Bugün şiir okurken yaptığımız, bir müzenin koridorlarında dolaşmak ve geçmişin azametli günlerini özleyerek gözyaşı dökmek. Artık bir şiirin güzelliğinden dolayı duygulanmıyoruz. Duygulanıyoruz, çünkü okuduklarımız bize dünyanın şiirle dolu olduğu ve asla geri dönmeyecek o güzel günleri hatırlatıyor. Bugün yazılan her dize, aslında şiir sanatına yakılmış bir ağıt." diye belirtmiş Tuna Kiremitçi.

Görsel Kültür de ne ola?


Sanat, Tasarım ve Görsel Kültür

Malcolm Barnard
Ütopya Yayınevi

"Sanat, Tasarım ve Görsel Kültür" kitabının en azından birinci bölümünü okurken aklıma gelen soruları bir kenara not ettim. Bazı sorular, çoğu kez sorulan sorulardan doğdu, bazı sorular da Malcolm Barnard'ın "görsel kültür nedir?" sorusunu yanıtlamak için geçtiği evrelerden apartıldı. Bizim için görsel olan, görsel kültür, görünen olan, görünür kılınan, görünebilir hale getirilebilen ile bunların tam tersi olan nedir? Nerede başlar, nasıl gelişmiştir? Biz gerçekten neye bakar ve neyi görürüz? Bütün bu soruların cevapları, bize şiir ile görsel kültür/terbiye diyebileceğimiz şey arasındaki ilişkiyi verecek midir? Bizde bir bakma/görme yolu var mıdır, yoksa tam tersine bakmama terbiyesi mi almışızdır?

görsel şiirde bir imkan olarak Tamga

Batılı araştırıcılar tarafından, kaya sanatı, görsel şiirin en eski atalarından biri olarak görülmektedir. Bu bağlamda, Şan Budistlerinin ve Taoist monk şiirleri, Çin dağlarına nakşedilmiş olarak bulunmuş ve Çin ideogramları bu kaya yazı-resimleri ile birlikte incelenmiştir. Keltik'teki objelerin üzerinde bulunan kaya sanatı motifleri de sembolik önyazıya evrildiği düşünülerek mercek altına alınmıştır. Mayaların ön-hiyeroglifleri de araştırılmış, Güney Afrika'daki Blombos Mağarası'ndaki 75.000 yıl öncesine dayanan buluntuların ise, yazılı, sembolik ögelerden oluşan dilin gelişimi için oldukça değerli olduğu öne sürülmüştür. Görsel şiirin köken araştırmalarının en uzun soluklu takipçisi, Karl Kempton da

YAZMAMAK VAR MIYDI HARBİDEN?

Can Bahadır Yüce

Bir, birinci tekil şahıs düşünün. Bu, birinci tekil şahıs sadece şu aşağıdaki fiileri kendisine iliştirebiliyor. Ya da kendisi olduğunu iddia ettiği şeyin eylemlerini, aşağıdaki fiillerle kanıtlayabiliyor, yani kendisini temsil etme yeteneğini böyle kullanıyor. dili ya da mişli geçmiş zamanın ezici bir üstünlüğü var aşağıdaki listede. Geniş zaman ve şimdiki zaman ise, kip olarak sadece birkaç noktada geçerli.

Bahsettiğimiz bu birinci tekiş şahıs hakkında daha fazla ne diyebiliriz? Kendisi hakkında verdiği malumatların, eylemlerle desteklenen ve önümüze serilen tipolojisi üzerinden düşündüğümüzde, nasıl biri konuşmaktadır karşımızda?

yeni seri: katranark'ı sunarken

Şikayetçi olduğumuz şeyler, durumlar var. Ama şikayet bizlere özgü olduğu için, yüzyıllar içinde şikayetlerin, dertlere, dertlerin de içi boş temrinlere dönüştüğü, o temrinlerin de uçuştuğu vakidir. Biz, o zaman sıkıntımızı ismen ve cismen ortaya koymayı seçmeliyiz.

Defalarca tekrar etmem gerekse de, yineleyeceğim. Bizim içinde yaşadığımız toplum ve onun dili, sözlü kültür'den yazılı kültür'e geçiş yaparken, birdenbire olmuştur herşey. Değişen alfabe ile birlikte, değişen dil, hem bugün faydalanamayacağımız yığınlar, yığıntılar bırakmıştır, hem de geri dönülemeyecek bilgilerin hiç biri tarafından güncelliğe, gündeme yani bugüne etkisi olamamaktadır.