Klişelerle şiir yazmak

Her ne kadar Yücel Kayıran Orhan Kahyaoğlu'nun kitabı hakkında "post ikinci yeni" gibi acayip bir ifade kullansa da, bakınız Zaman'da ALİ TUHFE neler demiş:

Orhan Kahyaoğlu’nun Rahimdeki Ot adlı şiir kitabının da böyle bir maluliyeti var. Kahyaoğlu şiirine eski kelimeleri kullanarak bir gelenek etkisi vermeye çalışıyor; üstelik bunu oldukça başarısız bir kafiye kullanımıyla yapıyor. Oysa klasik şiir sadece gelenek etkisi verecek kelimeleri sıralamakla ya da kafiye kullanmakla elde edilen bir şey değildi. Öncelikle bir oranlama (proportion) sanatıydı. Bu oranlama şiirin hem semantik hem de sentaktik yapısıyla ilişkilidir ve avangarde’a fazlasıyla angaje olmuş bir kuşağın bilgisi dışındadır. Bu kuşak, bilinmeyeni yok sayma eğiliminde ve günümüze nasılsa hâkim olan obskürantizmin pençeleri arasında. Sadece çağrışımlarla yazmak, Batı şiiri içindeki kodları bilmediğinden o şiirin anlamsız olduğuna hükmetmek ve o anlamsızlığı yeniden üreterek prim yapmaya çalışmak. Bu sadece Kahyaoğlu’nun sorunu değil, hatta belirli bir söyleyiş tutarlılığı ve kelime beğenisi kazanmaya da çalışıyor o, ama olmuyor...

İkisi de yanlış, ikisi de aşırı yorum. Birincisi Rahimdeki Ot'ta ne öyle "yeni bir şiir dili" filan var, ne de "avangardizm" öyle Batı'nın eskilerini burada satmak değil. Bu yanlışlara sebebiyet veren kitap da "avangard" bir kitap değil.