Şiirler

Şiirler bölümü, bir bütün olarak baştan aşağı yenilendi ve poetikhars şebekesi içinde -luntu adresine taşındı. poetikhars.com kullanıcı adı ve şifreniz -luntu'da da geçerlidir.

ARKADAŞ

Andrey Voznesenski

Arkadaş, ne uzun yaşamışız. Varsın böyle olsun.
Lûtfetmek.
Mademki şairleri öldürmüyorlar,
Demek kimse kalmadı öldürecek.

çev: oğuzkarakaş
bachibouzouck.com 6-8/janvier-juin '06

BELLA İÇİN ZİLLET ÇİLEKLERİ

Serkan Işın

dup duup dup duuuup
.
d.erin bir nefes alır mısın
öp.üşeceğiz
.
dup .duup dup duuuup duuuuuuu
.
tuz ka.tarları geçip duruyor önümüzden (bomboşlar)
gözleri.ni hepten kapatır mısın
ne halt .edeceğimizi galiba bilmiyoruz
.
sana bin k.ere söyledim garlarda buluşmayalım
diye .
tren raylar .// ı hiç kavuşmazlar
.
sen böyle uzun. bacakların ve ellerinle
saçların kaç ye.rinden kestane
.
durur musun .
.
"nasıl bir zamana a.kıyoruz serkan
saçlarım yüz yerinde.n kestane
ve akasya çocukluğund.aki güzlere inat
yazlara inat ellerim b.embeyaz ilk
kez şiirinde kendi adın.ı kullanıyorsun
ben kimim peki?" .
.
duruyor musun .
duyuyorum en azından .
her sağır bir kez 9. senfoni. bestelemelidir
maskeydi ilk buluştuğumuz kaf.enin adı
bu kesin .
.
duuup evet duuuup birkaç kere .
gerçekten ne halt edeceğimi bilmi.yorum
otobüste nasıl güleceğimi biliyoru.m mesela
nasıl tokat atacağımı .
nasıl döllerimi saçacağımı .
nasıl küfür edeceğimi... .
.
susar mısın .
.
(şimdi farkediyorum ki .
şairden başka kimsenin sesi yoktur .
herhangi bir şiirde) .
.
susar mısın duuup dup duuuuuuuuup kaç kere? .
.
bella! dünyayı yıkmak için yadırgı kılmak için .
sadece dünyanın olması yeter de artar bile

şimdi mi öleceksin?
hadi yapsana duuup duuuuuuup dup du
galiba ne halt edeceğimi bilmiyorum
otobüste nasıl güleceğimi biliyorum mesela
nasıl tokat atacağımı
nasıl döllerimi saçacağımı
nasıl küfür edeceğimi...

duuuup uuuup p ça

taksiye binelim mi merdivenlerden inmek için
öpüştük mü şimdi biz?
seni merdivenlerden itebilir miyim
yuvarlanmanı izlemek için
yaralanmanı kanamanı
öpüştük ya daha ne istiyorsun
emin misin böyle olması gerektiğinden?
birkaç kez daha denesek? ben, bir tat alamadım

gerçekten bilemiyorum ne halt edeceğimi

biliyorum ama
otobüste nasıl güleceğimi
nasıl tokat atacağımı
nasıl döllerimi saçacağımı
nasıl küfür edeceğimi...
bunlar yeterli mi?

ekmeğimiz bitti
taşlarımız da
küçük bezelyelerimiz de
külodundan koparttığın parçalar da
kayboluyor izler, değil mi?

bella arkana bakma

geri dönemeyeceğimiz için

seni seviyorum.

2003 haziran

Bir Avuç Dolusu Aspirin İçen Kızlar İçin Kanto

Cahit Koytak

Pabuçlarıyla beraber
Tam kırk kiloluk bir yılan
Taşıyor her gece
Uzandığı yatağa
Ve yılan her gece
Tam kırk kilo arsenik
Kusuyor
Kızın ciğerlerine

Alkış kamçı ve günah
Yağıyor geceye

Yaşamak ipek bir şal
Çürümüş omuzlarına kızın
Tanrı'nın koyduğu
Ve kız onu her gece
Düşürüyor sahnede

Alkış kamçı ve para
Yağıyor geceye

Yaşamak karanlık kulislerde
Ardında kırmızı perdelerin
Kemgözlü bir nedime:
Bir avuç dolusu aspirin
Ve bir bardak su
uzatır
Kıza
Günün
Birinde

Alkış kamçı ve günah
Boğuyor kızı
Alkış kamçı ve para
Gardrop dolusu
Alkış kamçı ve hüzün
Yağıyor geceye
Alkış kamçı ve... ve

1976

GRAND PRIX

Hakan Şarkdemir

I.
Reddedildin kitaplarım, hor gördüler seni
Bekletildin kapılarında tedrisatın
İçerlerden bir ses gelir diye yılların geçti
Canı cehenneme müfredatın

İçi boş kapakların canı cehenneme
Canı cehenneme tatilin, omuz silkmenin ve
dosdoğru söylememenin bir sözü
öfkeliyken
Ve bunca tefrikanın da canı cehenneme
Tıka basa bir sürü teferruatla
Musallat olmuşlar adımlarına,
Baş belası kırpıntılar
Tefrik edemezler bile batılı haktan

Gelerek gelerek üstüne senin
Kırdılar bütün hevesini
Tüketme ah, tüketme nefesini
Değer mi hiç emeklerim

Sinmiş üstüne sünepe duman
Alıkoymuş bunca işinden seni
Acıyor boyuna diş etlerin
Canı cehenneme nikotinin

II.
Oysa kimde vardı böyle hassas kulaklar
Orta Doğu Balkanlar ve tüm zamanlarda

Yani kimde vardı böyle hassas kulaklar
Yeterince dakiktin ve yeterince seri

Söyle kimde vardı böyle hassas kulaklar
Bir benzerin daha var mıydı senin

Gençtin, sırtını pek
bir rüzgara vermiştin
Muhteşem bir ikiliydik seninle ben
Tozunu atardık tüm rakiplerin
Derken,
Nerede kaldı o güzelim acemilik günleri

Üstelik eski neşen de yok artık
Çabucak dağılıyor nedense ilgin
Gölgen düşmez oldu yarış pistlerine
Sollamış seni uyuz eşekler
Küstürdün en ateşli seyircini de

Zaten onlara gösterebileceğin
bir tek numaran bile yok
Parke parke taşlar boyunca
Mucurlar boyunca, sıcacık asfaltlar,
Otobanlar boyunca, ölümlere dirimleri taşıyan
Tek şeritli kilometreler boyunca,
Zigzaglar, bir solukluk virajlar boyunca sonra,
Sepserin altında patikaların
Yarım kalmış şarkılarla
Onbinlerin mahvına dair
gösterebileceğin tek bir
Tek bir numaran bile yok

Gerçi bu yarış henüz bitmiş değil
Gerçi sen, beni bir kez olsun mahcup etmedin
Ama ben yine de güvenemem
(Çünkü O, dilemedikçe işitemezsin)
Zaten pek içimden gelmiyor

Orta Doğu Balkanlar ve tüm zamanlarda

KIZLARI KORKUTMAK

Serkan Işın

Bugün çalan telefonlar, bugün faturalar
Bugün şah mat bugün çiçek gibi pörtlek
Bugün belirsiz konuşmalar bugün dudak
Bugün çakallar bugün dolu dizgin sabahlar
Bugün yalnızlık kelimesi ile Pazar ekleri
Ve nedensiz açık bırakılan çaydanlıklar
Bugün sen ben ve bir dolu.

Bugün içine uzanan yırtmaç ve bugün işte
Adını bilmediğin çiçekler bugün kokusu
Şehvani deli çilekler tastamam bugün
Şirketler bilançolar milyon dolarlar bugün
Minibüs otobüs dolmuş laminat parke
Faturalar bugün birikmiş ne varsa sen
Ben bir dolu.

Karnına büyülü bir şiir birkaç kelime
Bugün ter içinde bugün kazaklarım ütüsüz
Bugün donların kirli bugün sidik
Bugün bir gülabî bugün katır yükü zümrüt
Bugün göbek deliğin isli yüzüklü kükürt
Bugün allah bizden razı, bizden razı, hüthüt
Bugün dolmuş hatları, telefon hatları, bugün
Dolu dizgin sen ve ben dolu bulutların
Altları.

Bugün kızımız doğsun, bugün bu oyuna devam
Etme eyleme bugün yalanların bugün çek fişini
Bugün ekrandan bugün tekrardan bugün canlı
Bugün tarlalarında kısraklarım bugün hasat
Bugün har bugün ne var ten bütün ne har
Bugün bütün bütüne bir gün bugün yapı
Bugün inşa devir ve kırım ve tatar tepeleri
Bugün keçiler tepe tepedeki ev bugün köküm
Bugün kızımız doğsun. Bugün sen doğur
Bugün çek kenara şu ayakları bağcıkları
Bugün sal kendini bana rüzgarın tüpün pilin
Bugün kibrit bugün odun bugün Galilie
Bugün Sokrates, bugün ebu hüreyre, bugün hale
Yar şebin sübhaneke, bugün yirmibin süvarili
Bugün cızır cızır pıtır pıtır bugün sebepsiz yere
Bugün içindeki piçi uyandır bir işe sok bugün
Bugün peşin peşin bugün yarım ve tam
Bugün birazdan az sonra bugün çiçek tarhı
Bugün bir mecaza sattım evi barkı
Bugün yıldızlar kadar esrarlı
Bugün bir kenara bırak paktı, torku, farkı
Bugün üstü kalsın, kızarsın
Bugün şeftali gibi tüysüz, kirpi gibi mahyalı
Bugün seni aldım koynuma soktum
Kucağıma çıktın bugün ben bu yaranı çok sevdim
Bugün ben bu kadırga kalçalarını
Bugün bir limansın bugünü tedarik bugün memelerin
Bugün dilsiz bugün yelken payanda ve direk
Bugün midye incisinden çatlayacak
Bugün 1071 ve bugün otağsın
Bugün malazsın ve ben Giritim
Yarına bir bakraç baldıran
Saklayalım sevgilim.

Konuşmak yazmak değildir

serkan ışın

birbirimizi aptal yerine koymamak için
saklıyorum şu kısmı:
_____________________
ve çıkarıyorum
“........ .............. ...........” 
biliyorum ben de, şunları yazdığını:
“........... .............. ... .... .. .. . ..”
kaldırıyorum rafa, diğer ...... yanına
şimdi ........’ya git, bak ona, onlara
farkındasın ......... ....... ve ........
ifadelerinin ne kadar ............ olduğunu
olsun
birbirimizi ....... yerine koymamak için
siliyorum bu kısmı da:
__________________________

ben düşünmüyorum onlar ne düşünür
bir yere gitmiyor bu ..................
ne alacaksan al, f.........ın hepsi orada
altına düş ............ sonra 
gelir .........

hesaplaşacağız sonunda.

OLUMSUZLUK EKİNİN FÜTURSUZCA KULLANIMI

Serkan Işın

Petek Dinçöz'ün Çalkala şarkısı için

çal kala
çal çalkala
çal çal çalkala
kal çalaçal
açla kal çal
kaç açla aça kaka
kalçalaçalkala
kalçalkalçalkala
kalçalalakaçlal
çalka çalkalçal
çalkalakalaçalka
kalçalaçkalçal
laçka aç kalçalkala
kalçala
çal
çalkala!
kalça! çal! çal!
aç!
kal ça l ma

ŞİİRE TAPIYORUM ÇÜNKÜ...

çünkü fıtratıma perçinlenmiş bir mengene sıkıyor nefs
çünkü nefs bir mengene karıyor tenimden
çünkü muşamba gibi tenim kapanıyor kalbim üzre
çünkü kalbim kahpe, kahpe ve tenim kalbime mengene
çünkü saçlar ölmüyor tek ve tek ben korkmuyorum ölümden
çünkü bu kelimeler kahpe ve kahpe başka kelimeler de kullanıyor kalem
çünkü gövdemi binbir andan topluyorum
çünkü senin gövden de ışıkla yansıyor
çünkü gölgelerde saklanır gerçek gövdeler
çünkü gözlüklerimi takmadan göremiyorum görülmüyor zaten
çünkü gövde şu devasa termik harita şu sinir yumağı şu kemiğe kaplanmış an
çünkü kayıyorsun ellerim arasından evrime yan bakan bir balık gibi
çünkü denizden geliyor bu kentin tüm gizemi
çünkü düşmanımın da bir annesi var tüfeğine sürse de bayrağını
çünkü ölümü sabah saatine ayarlayan babam var
çünkü her gece elimde tespih gibi kadınlar
çünkü günaha bulanmayan kaç but var?
çünkü sağ elim ve sol elim arasında ben varım
çünkü ayaklarımın üzerine durmayı unutmadım
çünkü sırtım alyuvarlarım
çünkü senin sırtın ve omuzların
çünkü kavislerini keşfe çıkmış traktörlerim
çünkü hasadını toplayacağım izlerim o yüzden derin
çünkü derin kan açıyor masum çürüklerini
çünkü ortalarında güneş parlıyor dişlerin
çünkü of nefs gibi kokuyorsun of milyar promil
çünkü derin nefs al derin nefs al

bazen merdivenler varken
bazen asansörlerde öpüşür çirkin kadınlar
bazen gökyüzünden bulut geçer
bazen annen sanırsın
bazen şehvetle öpülmez dudaklar
bazen ta saçlarına fışkırır lavlar
bazen ölmeyecek gibi durursun
bazen pazarlarda dervişler domates satın alırlar
bazen takkesinin altında kocaman bombalar
bazen telefonun durup dururken çalar
bazen o olur arayan
bazen anlamsızlığa sapar yüzler beyaz eldiven takarsın
bazen yol gösteren kalmaz çöle dayarsın topuklarını
bazen bir adam başka bir adama kıyameti bildirir
bazen o adamın adı ali'dir
bazen kulakların çıngıraklı yılanlarındır
bazen sesinden kuyular kova kova gül çekerler
bazen aşk başka bir yerdedir sevgiline söyleyemezsin

çünkü başka yerdedir aşk
çünkü sevgilin yeşermeyi pek sevmez, kırmızı topak topak kusar
çünkü kaç odalıdır
çünkü tanrı şiir yazmayı yarattı kendi nefsinden
çünkü kendi nesnesini yıldızlardan falan
çünkü sesinden korkuyordu
çünkü megafonu icat etmeyi unutmuştu
çünkü şiir yazmaya tapıyordu
çünkü başka bir isimli imza atmayı sevdi
çünkü aynayı icat etmeyi unutmuştu
çünkü şiir geceyi kullanma klavuzuydu
çünkü merdaneli makinalar
çünkü telli arabalar
çünkü ikidir sorduğun soruydu

bazen ben seni öldürebilirim öperken
çünkü anlamıyorsundur bir türlü kaç katlıdır trenler
bazen kompartımanlar arasında yüzler kibrit gibi çakar
çünkü gece tayflarından biri
bazen kıpkırmızı etekler
çünkü geçip gidiyorsundur bordrolar arasında
bazen kablolardan koku iletilir kargoya ihtiyaç olmadan
çünkü tren garlarında ince elli
bazen uzun boylu emily dickinsonlar
çünkü dehşet içinde kapanır göğüs kafesin
bazen kalbin sıkışıverir araya löp löp atar
çünkü öpüşürken aortu sıkar
bazen parça parça
çünkü tektir
bazen

aklını yan yatır sokağa
aşkında hora tepeceğim
korkunç yüzlerimiz akacak birbiri üzerine
seslerimiz dublaj istemiyor bak görüyorsun çünkü
bazen tanrı şiiri yaratır
çünkü şiir tanrıyı az yaratmamıştır baştan
kıça kadar

9.4.2003 'titriyerek'
serkan ışın

susu


* bir leopara, burroughs'a ithafen...



"Konuşmak, yalan söylemektir."
                                       wsb


dun
       dum
.

dun
       dum
.

duk
.
duk
.



       "ol"

(   )


s.
21.09.07

TARİH ÜSTÜNE - TOMAS TRANSTRÖMER

TARİH ÜSTÜNE

I

Bir Mart günü denize iniyorum ve
dinliyorum.
Buzlar gökyüzü gibi mavi. Güneşte
parçalanıyorlar.
Güneş de fısıldıyor bir mikrofondan
buzun örtüsü
	altında.
Çağıldıyor ve köpürüyor. Ve sanki birisi
bir çarşaf.
	silkeliyor
	uzakta.

Her şey tarih gibi: Bizim şimdiki
Zamanımız. Örtülmüş,
	dinliyoruz.

II

Parçalanmak üzere olan uçan adalar gibi
toplantılar..
Sonra: sarsılan uzun bir uzlaşmalar
köprüsü.
Bütün gidişgeliş oradan geçecek,
yıldızların altında,
doğmamış soğuk yüzlerin altında,
boşluğa sürgün, pirinç taneleri gibi adsız.

III

Goethe Afrika'yı dolaşmış '26'da
Gide'nin kılığına girip
	ve herşeyi 
	görmüş.
Bazı yüzler gördükleri her şeyden daha 
açık seçik olurlar
	ölümden sonra.
Cezayir'den günlük haberler
okunduğunda,
biri dışında bütün pencereleri karartılmış
büyük bir ev
	belirdi.
Ve biz Dreyfus'ün yüzünü gördük orada.

IV

Köktenciyle tepkici birlikte yaşıyorlar
mutsuz bir evliliği
	sürdürür gibi,
birbirinin biçimini alarak, birbirine 
bağımlı.

Ama onların çocukları olan biz,
kopmalıyız onlarda.
Her sorun kendi diliyle haykırır.
Bir tazı gibi koşar gerçeğin iz bıraktığı
yere.

V

Binaların az ötesinde bir açıklıkta
atılmış bir gazete parçası kaldı yerde
aylarca.
	olaylarla dolu.
Şimdi yıpranıyor gündüz gece yağmurda
ve güneşte,
bir bitkiye, lahanaya dönüşmek, toprağa
karışmak
	üzere.
Tıpkı belleğin yavaş yavaş kendimize
dönüştüğü gibi.

TOMAS TRANSTRÖMER

XLV. Kanto

Ezra Pound

Ribayla
Ribayla olmuş değil kimsenin sağlam taştan bir evi
düzgünce kesilmiş blokların her biri ve tamamen oturmuş birbirine
bu desen örtebilir yüzlerini,
ribayla
olmuş değil kimsenin kilise duvarlarında tasvir edilen bir cenneti
harplar ve lutlar
ya da orada bakireye vahiy iner
ve bir yarıktan yansır hale-i nur
ribayla
görmüş değil kimse Gonzaga’yı varislerini ve metreslerini
hiçbir resim yapılmamıştır tahammül edilsin diye ya da yaşanılsın diye onunla
ancak satılsın, bir an önce satılsın diye yapılmıştır yapıldıysa
ribayla, fıtrata hasımdır fısk
ekmeğin bayat paçavralardan kalır artık
ekmeğin her zaman kağıt gibi sert
ne dağ buğdayından ne has undan
ribayla hatlar kabalaşır
farklar silinir gider ribayla
ve bulamaz kimse bir köşe yerleşecek
taşustası taşından edilir
tezgahından olur dokumacı
RİBAYLA
inmez olur pazara yün
koyunlar para etmez hiç ribayla
Riba, melundur riba
kızın eline batırır iğneyi
ve keser hünerini yün eğirenin.
Pietro Lombardo gelmiş değil ribayla
Duccio gelmiş değil ribayla
ya da Pier della Francesca; Zuan Bellin değil ribayla
ne de ‘La Calunnia’ çizildi.
Ribayla gelmiş değil Angelico; gelmiş değil Ambrogio Praedis,
Yapılmış değil kesme taştan bir kilise, duvarlarında “Adamo me fecit” yazan.
Değil ribayla St. Trophime
Değil ribayla Saint Hilaire,
Keskiyi köreltir riba
Ustayı ve ustalığı köreltir
Kemirir tezgahtaki ipliği
Kimse öğrenmemiştir altını kalıbında işlemeyi;
Ribayla kanser olur gök mavi; cramoisi nakşedilmez
Zümrütyeşil uğramaz hiç Memling’e
Daha rahimde katleder bebeği riba
Kurutur hevesini delikanlının
Çöktürür musibetleri yatağa, uzanır gelinle
güveyin arasına
DOĞAYA KARŞI
Eleusis için getirmişler orospuları
Cesetler şölen için serilmiş
ribanın buyruğuyla.

Mütercim: H.Ş.

XXL NİNNİLER Maxi Single by Ozuka (feat Garçon mic Z. & The SHION & MC EK & DJ $arko & КИНО & Ceza)

N1 MC Ozuka da da da da da da da da da da da dan Maxi Single XXL NİNNİLER

"ben burdayım hakikat benim benim rapim onlar benim güllelerim güllerim yok ben asfaltım asfaltın altındaki benim toprağım"

çok yakında burada

1. INTRO MAXIMUS (ruggiero beat-matching mix)

dandini dani dada dina dana da dandini dandi dandin da dina dinida da da ni ni ni ni ni da dani da dada dina dandin dadi da dandini dandini dada dan dan dani nini dina dan da dada dan da dandini dandi da da dan dan da da dandini didandi didan da di di didi dani na na da dina dinda da dada da da da da da da da dan dindandin nini dana nini da dada dani dandini didan di dandin dan dan dina nadi dada da dada da da da dada da nida dana da nida nidadi dandin dandini dandan di di dana dan dinidan ninida dan da dina didandi dan da nidida da dan nadan dadi dadi dandini dada dandini dana dandin da dan da da da da dandini da da da dina da da da dandini dada

oğuz karakaş

YANMAK'I DERLEMEK V.1

(RLV yazılımı ile yapılmıştır.)

yanar gözükara iklimler dışında ezeli bahar
yanıt: yıldızların altın bahçesindeyiz

yanar kısa hırsızlama sıcak bağ
yanar bekçi hüveynat
ahşap evlerin melül
kapı korkusu biten şeylerin

yaramaz teni ya
yanar ikiz yolculukla küçük imamın ortanca kızı
yanar söz şeb
dönüş yolu âsar

kıska cinim hey
yanarken altı feryatla on cadı
yanar aceze nil
kum ağzımızda durmadan değişen şeyler

yağmış yağmurdu
yanarken beyaz sesinin mavi sesi
mumyalanıyor abanış bihareket
bankalarla cûş-â-cûş
çınlıyor acımasızlık istiab
çocukluğun huffaşe

yanacak siyah ışıklar turkuaz gündelik şeylerin sınırı
yanar suskunluk nücum
sokağa hafa

yandı abanoz sayha
kar hazan-dide

çınlıyor yuvarlak kış odalarının kekre yeşil dünyası
yandı dallarda şeh
tekinsiz gecede âsar
inmeyen giyotin meftûr

Şafağın geldiği yer gibi
yandı alçak güneşin halleri dörder bahirle
yandı kapı Tuyûr
kapı saye

çınlıyor günlerce altın tas
babaç sonsuz çalkalanan deniz

biter öfkenin fitili hey

yanar binit lerze
babalık sükutun bahçesi tılsım ve pınar

fısıltı aks

savaş dûr

yandı cümle korkusu biten şeylerin
abluka keşti
yandı bebek eşiğinde bir anın
acı çiğdem mevsimler içinde tükenmez yarın

yanar her yer şeb
abanışa vakıf
yanacak acının pazarları sirh-abad

kasnak mukattar

yanar parmaklarımda tecelli
yaz Leyl

yanacak korkular maktû
dallarında ateşin

2003 serkan ışın

YERYÜZÜNE NAH YAPAN SEVGİLİLER

04:43-07:25
Serkan Işın

(YERYÜZÜNE NAH YAPAN SEVGİLİLER)

kkkkkkkkırrrrrrrrrrrrrrrrmmmmma
aaaaaaaaakkkkk iiiiiissssssstte
iiiiiiyyyyyyooooorrrrrrrrrrummi
çeeeeeeennnnnneeeeeeeeekeeeeeme
iiiiii(iyğğğğğği)iiiiiniiiiiiiz
parçaparçaparçarpaçarpaçarpaçan
eeeeeeeeettttttttttmmmmmmeeeekı
iiiiii(sssssssst)ttttttiiiiiyya
yyyyyyyyyo(rrrrrrrrrrr)uummmmme
aaaaaaaaaşşşş(şşşşş)kkkkkkktttt
aaaaaaa(aaaaaaaaaaaaa)nnnnnnnnn
parçapa(kırç)parçarp(kırç)paçaa

durup dinlenmeden konuşuyorlardı

kkkkkkıııııııtttttttttııııııırr
kkkkkkkkıttttttttırrrrrrrrrrrrr
ddddddddoooooooooğğğğğğğrrrrraa
mmmmmmmmmmmmaaaaaaaaakkkkkkkkkk
iiiiiiiii(sssssssss)(tiiiiiiii)
yyyyyyyyyyy(yo)oorrrrrrrrrummmm
g(~)ööööööözzzzzzllllllleeeerrr
iiiiiiiiiiiiniiiiiiiiiiiiiiiiii
gööö(~)öö(zzzzzz)lllll(e)(e)rrr
iii(iiiiiiiiniiiiiiiiiiiii)iiii
(güneş) ö
(ufuk)------ ---------------
(deniz) ----- - ^
(dalga) - ----------- ^^
+-+++++++++++++++++++++++++++++-
=
|||||||||||||||||||||||||||||||
du-r--u--p--d---i----n--l-en-me

(bilinç süzgeci)
duru
dip
enlem
ödip
inleme
durup
dinlen
inle
dil
dil
dil <-- okurun gözlem skalası
rupdin
ur
uru
dinle
dur
dip
enlem
ödip
dip
enlem
dip

konuşuyorlardı iki sevgili
dip bir dilde