sans eseri

suzan sarı'nın 2006-2007 senelerine ait görsel şiirlerini bir araya getirdiği "sans eseri", 2006 yılı ilk dönem işlerinin ardından, serika ve son dönem işlerini kapsayan paranthesia bölümlerinden oluşuyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında, sarı'nın bilinçli bir şekilde şairanelikten uzaklaşma çabası da dikkat çekiyor. Bir diğer dikkat çekici unsur ise kitabın ismi.. fazladan bir noktanın eklenmesiyle şans eseri haline gelebilen sans eseri, kitabın oluşmasında şansın değil, MS Sansın etkili olduğuna işaret ederken, sarı şiiri'ndeki tipografik ögenin de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatıyor..

Şairaneliği burada

Şairaneliği burada kullanıla kullanıla kalıplaşan sözcük ve bileşenlerin, benzer çağırışımlarla görsel şiirde deneyimlenmeye çalışılması olarak ele almıştım. Dipnotla açıklamam gerekiyormuş, bunu yapmayı atlamışım sanırım. Görsel şiirde, kullandığım anlamıyla şairanelik olur mu, evet olur.. Ama bu şiirleri, eleştirebiliriz, eleştirmeye başlamalıyız belki de.. "Düğün" isimli işim, bu bağlamda eleştirilecek ilk iş olabilir, mesela..

Dahası, Suzan Sarı'nın şiirinde tipografik öğenin öneminden bahsederken, sadece son dönem işlerini düşünerek, bunu ifade etmedim. Sarı'nın ilk dönem şiirlerinde, tipografinin kullanımı esastır, buna hamile ve daldan dala işlerini örnek gösterebiliriz.

Görsel şiir kitabı tanıtımında size göre, görsel şiirle pek de uyumlu olmayan bir tanıtım yapmış olabilirim, ancak kitapla ilgili görüşlerimi aktarırken, herhangi bir zorlamaya kendimi sokmadan, görsel şiiri deneyimlerken suzan sarı'nın şiirlerinde dikkatimi çekenleri yazmak istedim. Eminim sanat eleştirmenleri daha anlamlı eleştirilerde bulunacaklardır.

bir de biz, benim, kimse değil..

Submitted by Ayşegül Tözeren on 15. September 2007 - 21:52.
serkan_isin kullanıcısının resmi
kitap hakkında

Suzan Sarı'nın kitabının kimlere gittiğini ya da ne şekilde kimlere ulaştığını bilmiyorum, zira kitap bildiğimiz şekilde dağıtılmadığı için böyle bir çaba da olmadı biliyoruz.

Bunun dışında en azından bendeki kopyaya bakarak yukarıda yazılanları pek anlamadığımı bildirmek isterim.

"sarı'nın bilinçli bir şekilde şairanelikten uzaklaşma çabası da dikkat çekiyor". Nerede, nasıl bir şairanelik var ki, örneğin biri görsel şiirde bundan uzak dursun? Görsel Şiir'de şairanelik var mı, mümkün mü?

"tipografik ögenin de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatıyor.."

Suzan Sarı'nın "tipografik" öğenin bize ne kadar önemli olduğunu değil, tam tersine pek de bir anlam ifade etmemesi gerektiğini anlattığını görebiliriz. Zira, işlerdeki deformasyon (bozma, öteleme, şekilden etme vb.) o kadar fazla ki artık orada harften, kalıptan bahsetmek mümkün değil.

İkincisi "biz" kim? Görsel şiirde ya da herhangi bir şiirde eleştirmenin muhattap alacağı birden fazla kaç kişi vardır? Burada, gerçekten sorunlu bir şey görüyorum ben.

Üçüncüsü bir görsel şiir kitabını tanıtmaya yönelik her çaba, içinde böyle izlemci eleştiri öğeleri barındırdığı sürece pek istenilen sonuçları vermeyecektir.

------------- ~ --------------------
Hubble'ın Mercekleri

Submitted by Serkan Işın on 15. September 2007 - 20:11.