"görünmek için yazılan" başlığı altında oluşturulan ilk görsel şiir antolojisinin editörlüğünü 2000 yılında Bob Grumman ve Crag Hill yapmış. Antoloji, sadece şairlerin şiirlerinden değil, sanata yaklaşımlarını ifade ettikleri metinlerden de mürekkep.
Antolojide yer alan şiirlerin birçoğunu Kaldron'da bulmak mümkün, ancak metinler için aynı durum geçerli değil. Bundan dolayı, sözkonusu yazıların dikkatimi çeken kısımlarından eklektik bir metin ortaya çıkarmaya çalıştım.
Başlıyorum.
Carol Stetsor, “üçün rengi” başlıklı yazısında, “..dil sadece düşüncelerimizi ilettiği için değil, onları şekillendirdiği için de önemlidir. Dilimizin yapısına, evrene bakışımız içseldir” ifadesi ile dilin öneminden bahsederken, bu konudaki düşüncelerini asıl olarak “Kozmografik Meditasyonlar”da açıklıyor:
“Haritalar, onları yapan ve kullanan kişilerin kültürünü, politikasını ve değerlerini açığa çıkarır. Haritalar, dünyayı ve kendimizi nasıl gördüğümüzü yansıtır. Dille ilgili de aynı şey söylenebilir.
Dil, bir milleti birarada tutar, aynı zamanda da farklı ülkeler ve insanlar hakkında da bilgi endinmemizi mümkün kılar. Şuanki yaşantımızı dil vasıtasıyla paylaşırız ve yazılı kayıtlardan da geçmişimizi öğreniriz. Diller, zaman ve uzay içinden geçen patikalardır. Fakat, dil dünyamızı hapseder de. Konuştuğumuz dil ne ise, çevremizdeki dünyayı nasıl algıladığımızı, anladığımızı belirler. 20. yüzyıl dilbilimcisi Benjamin Lee Whorf, derinden öğrendiğimiz dil, tasavvur ettiğimiz evreni biçimler, der. Nasılsa, dünyayı olduğu gibi görebilmek için ana dilimizi aşmamız gerekir.”
“Çağların İşaretleri”nde ise;
“Yazı dil değildir, sadece görünür işaretler aracılığıyla dili kaydetmenin bir yoludur" diye yazmaktadır dilbilimci Leonard Bloomfield.
Teknoloji dünyayı küçülttükçe, dünyaca bilinen elektronik medyaya, yol işaretçilerine, havaalanlarındaki piktogramlar ve ideografik işaretlere daha çok başvuruyoruz. Güneş Sistemi'ndeki yerimiz ve dünyadaki hayatın kimyasal kökeniyle ilgili verilerin naklini istediğimizde, Arecibo radyo teleskobu ile 24000 ışık yılı ilerisindeki takımyıldızına piktografik bir mesaj ilettik. Bu bir geçiş çağı, bir yüzyıldan diğerine, binyıldan daha sonrakine, sözel ve basım merkezli çizgisel bir endüstriyel çağdan, karmaşık, çoklu-ortama, yüksek hızlı tam saha bilgi çağına. Yeni ortam algılamımızı ve düşüncelerimizi, deneyimlerimizi nakleden dili değiştiriyor. Paleolitik çağda nasıl atalarımız, birbiri üzerine mağara duvarlarına resim yapmışsa, görsel şair, şimdinin ve geçmişin işaretleri ve sembollerinin anlık katmanlaşmasıyla, atadan kalma hatıralardan bizimle konuşmaya devam eden arketipsel imajları açığa çıkardığı gibi bu yeni dünyayı da yansıtabilir. Görsel şiirlerimiz, hakikatın saklı gerçeklerini keşfetmek için gerekli araçları sağlamalıdır.”
Joel Lipman ise, Stetsor’un görüşlerine şu şekilde katkıda bulunuyor:
“Görsel şiir, tarih öncesinden bu yana, uygulanagelen çok eski ve güçlü bir dil hareketidir. Antikitenin izleri, tarihin anonim veya ismi bilndik uygulayıcılarıyla devam eden parlak bir güçle eklemlenir. Yarın'ın şairlerinin tasarımları ve metinleri, bu uzun ve eklemlenmiş geleneği geleceğe taşıyacaktır.”
Yine Stetsor, [bu tasarımların olası perspektif yaklaşımı ile ilgili olarak]
“Görsel şiir portföyümde, medeniyetlerin ve zamanın tabakalaşmasını göstermek istedim - bir odaya girdiğinizde - nasıl geçmişin tümü, onun bir parçası olarak kalırsa. Bu eski insanlar, yazılar, semboller, hala bizim bir parçamızsa, arketipal, bilinçaltındaki bir düzeyde. Uzay ve zaman görüşümüz, geçmişi ve geleceği içerir. Gelecek yüzyılda uzay araştırma ve hesabı yeni bir perspektife ihtiyaç duymakta, 15. ve 16. yüzyıl Rönesans sanatçı ve mimarlarınca tasavvur edilemeyecek bir perspektife.”
Şairler, yazılarında, oldukça detaylı bir biçimde, otobiyografik unsurlara da yer vermişler. Antolojide şiirleri bulunan Karl Young, aynı zamanda kitabın düzenlenmesinde de pay sahibi ve biyografik ögelerin çokluğuna şöyle dikkati çekiyor:
“Görsel şairler, ben dahil, sanatlarının kökeni ile ilgili mitler anlatmaktan hoşlanırlar. Bazıları gerçeğe çok yaklaşır; bazıları da fantazilerle daha çok ilişkilidir, biraz matrak, biraz naif..”
William L. Fox, yazısında görsel şiire nasıl başladığını anlatırken detaydan kaçınıyor ve Stetsor gibi, Wittgenstein’e vurgu yapıyor:
“Bu özel davaya, nasıl ilgi duymaya başladığımı anlatmam gerekirse şöyle açıklarım; çünkü, beni John Brockman'a, Norbert Wiener'e ve iletişim teorisi ile dilbilim arasındaki bağlantılara yönlendiren Wittgenstein'ı okudum.
…
“dil, ne biliyorsak onun sınırıdır.” İlgimi çeken, dili yapıbozuma uğratma ve matematik içinden gerçeği büyütme çabasıydı. Wittgenstein ve Russell ve Whitehead ve diğerleri buna olanak sağlayan bir alan açtılar ve Wiener ve iletişim kuramcıları sayesinde, en azından neyin gelmekte olduğunu anlayabildik. İkinci Dünya Savaşı sırasında devam eden kriptoanaliz, bilginin sayısallaştırılabilmesini doğurdu, bu da insan kognitif sistemindeki dilin nasıl işlendiği ile ilgili matematik modellerin oluşumunu olanaklı kıldı. Bu, iletişim teorisinin matematiği ile nöral yapıların davranışı arasında bağlantı kurup, dilin genetik temelinin kökünü araştırmaya başlayan Noam Chomsky ve onun genç yandaşı Steven Parker'a doğru küçük bir adımdır.”
Antolojide biyografik unsurların çokluğu bazen rahatsız edici olsa da, Joel Lipman’ın “seçilen her sözcük ve sayfaya bırakılan her yeni işaret, görsel yazının üzerine titreyen bir şair olarak uzviyetimin bir görünüşüdür” ifadesi bir şekilde bu durumu gerekçelendiriyor.
Karl Kempton;
“Önceleri ayrılma süreci başladığında, 20. yüzyılın başlarında şiiri nesnel şiir yapmak, şiiri şairden kopardı. Şair, bundan sonra ne kendi yaşanmış hayatı için cevap verdi, ne de bu talep edildi. Ondan sonra, nesnel şiir nesneye indirgendi. Ve şimdi pekçok örnekte olduğu gibi, şiir ayarlanmış bir materyalin nesnesine; türümüzün elindeki dışsal cennetin sayısız King Midas'ın dokunuşunda yitişi ile küçülen, ölen bir içsel dünyayı yansıtan donuk bir nesneye dönüştü.”
Marilyn R. Rosenberg’in “okur için ipuçları”ndan;
“Görsel şiirimin içine düşündüğüm, bildiğim, farkettiğim, beni gülümseten, hayrete düşüren, büyüleyen ne varsa dahil. Beni neyin heyecanlandırdığını, üzdüğünü ve kızdırdığını araştırıyorum. İşim içebakışlıdır. Feminist ve dişi, bireysel ve kesinlikle nev'i şahsına münhasırdır.”
Stetsor;
“..bugünün görsel şairinin rolü, hintli vedik şairlerinin, zen budistlerinin, Chuang Tzu ve William Blake gibi şairlerin, filozof Ludwig Wittgenstein'in geleneğinde devam etmektir, her biri, açık ve dolaysız bir şekilde görebilmemizi sağlamak için aşina olduğumuz dil desenlerini çürütmeye çalıştılar. İşte o zaman dilin sunduğu sınırlarına farkına varabiliriz. Biz, sanatçılar, dilimizin itaate mecbur bıraktığı analitik ve lineer dünya görüşünün yanlışlığını açığa çıkarmalıyız. Görsel şiir, dilin kavramsallaştırmalarını yontabilmemiz ve Sözcük'ün aşkınlığını deneyebilmemiz için ihtiyacımız olan sarsıntıyı olanaklı kılabilir.”
Kempton;
“Somut şiir, bir yarılma sürecidir. Doku ve yoğunluğunu yaratmak için dil maddesini patlatarak ortaya çıkar. Görsel şiir, bir ergime sürecidir. Sözcüğü, metni, notu, kodu, pteroglifi, fontu, sessel karakteri, sembolü, piktografı, cümleyi, rakamı, hiyeroglifi, ritmi, ikonu, grameri, şifreyi, salkımı, darbeyi, ideogramı, yoğunluğu, deseni, şemayı, logoyu, poetik terminolojinin görsel olanaklarını ve saklı anlamlarını, diğer görsel sanatların tekil veya çoğul olarak olanaklarını birbirine bağlar.”
Ernst;
“Bana göre, görsel şiir, işin "okunuş"unda gözün ve usun aynı uzamda etkileştiği doğrunun ve dilin birlikte sunumudur. Dilin kırıklarından usun nasıl anlam çıkadığı ile ilgiliyim, bireysel harfler etrafta dolaşırken, aynı zamanda da izleyicinin gözü non-lineer yollara yönelten geleneksel estetik işaretlerle dolu bir sanat çalışmasının, poetik sayfanın üzerinde gezerken.”
“Bir aynanın üzerinde seramik harfleri fotoğrafladım. Genellikle, işlerimde aynaları kullanıyorum: Alfabemizin disleksik özelliğini ortaya çıkarıyorlar; farklı açılardan bakıldığında, "zaman" olarak gördüğüm bir özellik, farklı görünmelerine imkanlı kılıyor.” diyerek işlerine yedirdiği teknikten bahseden Ernst, görsel şiirin dolaşıma girmesi ile ilgili şunları yazıyor:
“O zaman da, şimdi de görsel şiirin sayfadan koparılıp, insanların görecekleri yerlere taşınmasından ve üzerine kitap kapağının kapanmamasından yanayım.”
Postada Sanatla ilgili olarak Joel Lipman;
“Postada sanat, sınırsız ve post-nasyonal dil talebinin ve sanatsal demokrasinin yazılı olmayan kuralları ile, seçici kurullu sergiler ve galerilerden dışlanmış veya bunlarla ilgilenmeyen görsel sanatçılar için alternatif yaratıcı bir evren yaratmaktadır.”
Karl Young;
“Görsel şiir sessiz bir sanat olarak görünüyor olabilir, ancak belki diğer şiir biçimlerinden de biraz daha fazla olmak üzere performans sanatlarında ve ses-şiirde de bir kökü vardır, konuşma ve ilişkiye ihtiyaç duyar ve bunları yaratır, ve bu, küresel çevrede hegemonik olmayan, merkezsiz sanat için bir model oluşturabilir. Diğer hiçbir tür, postada sanat şebekesinde olduğu gibi böyle birşey üretmemiştir.”
Antolojide dikkat çekici bir başka konu da, ses şiir ilişkisinin farklı bir açıdan bakılarak kurulmaya çalışılmış olması;
Marilyn R. Rosenberg;
“nasıl dolu bir sayfa gürültüye yakınsa, sayfanın boşluğu da sessizliğe yakındır.”
Saç, kül kalıplar, para, sabun kalıpları, aynalardan “bitmemiş” kitaplar yapan Karl Young’ın “Dünyanın başlangıcında ve sonundaki akustik kitaplar” yazısından;
“Şiir, okyanusun ve yeryüzündeki tüm canlıların kükreyişini içerebilir, fakat şiir kükremez. Dünyanın bu bayramı, seslerin tekrar yaratımından ziyade, onların dalgın bir şekilde hatırlanışına benzer. Deniz'in kükreyişi bile, fırtınanın içindeki bir teknenin çarpma sesinden çok, denizkabuğunun içindeki yansımaya benzer. Satırlar, kibar bir el çırpmayla bastırılmış, pekçok çeşitteki sesleri, bir çeşit akustik özeti içinde barındırmaktadır. Bu kitabın[akustik], sonik niteliği için, zorlanılmadan, provasız çıkarılabilecek tüm sesleri kitabın içine yedirmeye çalıştım - müzik yapmak için de bir akustik araştırmaya yaklaşım gösteren bir kitap.”
Karl Kempton;
“Bana göre, görsel sanatın değişiklik sonrası kopyası, şiiri oluşturan ses titreşimini akla getiriyor. Bu, ilahinin, mantranın yada şarkının izleyiciye daha önce ulaştığı; imajın ses dalgalarından şekil aldığını anlatır. Ses, görünen, katı, fiziksel cismi türetir.
Daha derin bir okuyuş/görüş ile, imaj, yapılışının ses deseninden oluşan sayfadan yükselir. Dördüncü boyuttaki bilinç alanı yada enerji tarafından çevrilmiştir. Şiire daha uzun bakmak, rengi doğurur. Bu benim görsel şiirim için temel oluşum oldu ve hep öyle kaldı. Daha sonra, beyaz zeminli sayfa, gösterilemeyen saf bilinçlilik için en yakın "nesneleştirilmiş" sembolü temsil etti.”
Antolojide ayrıca, Karl Young’ın “İlk "metinler"in bazıları, "salt okunur" özelliğe sahip olabilir, gece gökyüzündeki yıldızların deseni, kuşların ve hayvanların izleri, rüzgarın çimde, yapraklarda ve suda oluşturduğu desenler gibi.” diye başlayarak seslerin ve işaretlerin kökensel olarak iç içe geçmişliğinden söz eden yazıları da yer alıyor.
“görülmek için yazılan”da işleri yer alan şairler; Carol Stetsor, Scott Helmes, Bill Keith, Joel Lipman, Guy R. Beining, Marylin R. Rosenberg, David Cole, Kathy Ernst, Karl Young, Harry Polkinhorn, Bill Fox, Karl Kempton.
David Cole’un anısına..


Son yorumlar
2 gün 7 saat önce
3 gün 9 saat önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 3 gün önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 4 gün önce
4 hafta 4 gün önce
4 hafta 4 gün önce
5 hafta 2 gün önce
5 hafta 5 gün önce