temsil
Prefabrik edebiyat
ali ömer akbulut 27. October 2007 - 19:59 tarihinde gönderdi"Soykütüğü"nde “Belli bir canlı türünün onsuz yapamayacağı şeydir.” der Nietzsche hakikat için, ve ekler: “Hakikat diye bir şey yoktur, o halde her şeye izin var.” Bu sıkı [sıkıştırılmış] alanda [darboğaz] konuşmaya cesareti olan kim var? “Belli canlı türü”, dahası bu kukla tanrılar bırakın keşfedilen bir hakikatten söz etmeyi [varsa bir hakikat, saklambaç oynamaz; zuhur eder] hakikatin sahipleriymiş, ellerinde tuttukları bir hakikat varmış gibi konuşurlar. Bunu hemen yanlışlamaya sıvananlar olacaktır. Burada, oyunun oynandığı sahada, çırçıplak duranlar söze kalkışabilir. Onu da arı namusu elinin tersiyle itmiş çırçıplak bir şair söylesin.
Aristo, “doğumundan kendiliğinden olanla [phusei onta], insanın tasarımı ve yapımıyla ortaya çıkanın [techne onta]” arasını ayırdı. Böylelikle varolan en şiddetli yerinden oynatılmaya maruz bırakıldı. Hala o yarıkta el feneriyle yolumuzu arıyoruz.
Son yorumlar
11 saat 5 min önce
11 saat 31 min önce
11 saat 54 min önce
12 saat 13 min önce
12 saat 43 min önce
13 saat 5 min önce
13 saat 23 min önce
22 saat 46 min önce
1 gün 23 saat önce
6 gün 19 saat önce