Siteden tam randıman almak istiyorsanız, lütfen üye olunuz >>


prefabrik edebiyat


Prefabrik edebiyat

"Soykütüğü"nde “Belli bir canlı türünün onsuz yapamayacağı şeydir.” der Nietzsche hakikat için, ve ekler: “Hakikat diye bir şey yoktur, o halde her şeye izin var.” Bu sıkı [sıkıştırılmış] alanda [darboğaz] konuşmaya cesareti olan kim var? “Belli canlı türü”, dahası bu kukla tanrılar bırakın keşfedilen bir hakikatten söz etmeyi [varsa bir hakikat, saklambaç oynamaz; zuhur eder] hakikatin sahipleriymiş, ellerinde tuttukları bir hakikat varmış gibi konuşurlar. Bunu hemen yanlışlamaya sıvananlar olacaktır. Burada, oyunun oynandığı sahada, çırçıplak duranlar söze kalkışabilir. Onu da arı namusu elinin tersiyle itmiş çırçıplak bir şair söylesin.


Aristo, “doğumundan kendiliğinden olanla [phusei onta], insanın tasarımı ve yapımıyla ortaya çıkanın [techne onta]” arasını ayırdı. Böylelikle varolan en şiddetli yerinden oynatılmaya maruz bırakıldı. Hala o yarıkta el feneriyle yolumuzu arıyoruz.