gündem

Pardon ne demiştiniz. ?

Picasso Guernica

saçından tutarak bıçağı boğazına sürdüm 3-4 saniyede bitti. 14 yaşındaki gelin devlet korumasında. savcı şikayet edildi. geceyi annesinin cesediyle geçirmiş. Tecavüz edilen tavuk, olay yeri imamın evi. 2014 'e kadar istanbul'da deprem bekliyoruz. 20 yıl işgününü dolduran 20 yıl emeklilik için bekleyecek. otobüs dereye uçtu 27 öğretmen öldü. Bolu'da kar yağışı hayatı felç etti. flaş flaş flaş!

Medranonun orta yeri tombala

En azından şunu söyleyebiliriz, gazetelerin kitap ekleri de bazen, edebiyat dergilerinden, yani aslî görevleri bu ülkenin edebiyat gündemini izlemek olan yayınlardan, çok daha verimli olabiliyor. En azından bir Pazar Postası yerine geçmese de, gazetelerin kültür-sanat köşeleri, günlük olmanın getirdiği telaşla da olsa, zamanın peşinde koşturuyorlar. Meraklı sorular soruyor, biraz da işin işleyişini bilmediklerinden, olan biteni kavrayabilmek için ortaya birilerinin attığı kavramları önlerine alıp, sorular soruyorlar. İleride birgün, bir edebiyat tarihçisi, bu gazetelere baktığında -ki dergilerin çoğu o sıralarda bulunabilecek mi, pek emin değilim- sorulan soruların "evrenselliği" ile çoğu kez verilen cevapların "yerelliği" arasındaki uçurumu görecek ve hayrete düşecektir. Edebiyatımızın şimdiki temsilcileri gerçekten sorulan soruları ne kadar anlamaktalar ve neye cevap veriyorlar?

GÖZ'DEN KAÇIRDIKLARIMIZ

Görsel şiir ile tartışmalar, belki de bizi meşrulaştırarak ve orada dondurarak devam edecektir. Bunu görebilmek zor değil. Dikkat edilirse, örneğin Varlık'taki yazılarda, en kabasından yapılan eleştirilerden biri "önce şair olacaksın!" uyarısıdır. Bu uyarı, bir tahakküm aracıdır ve şairliklerini neye ve kime, hangi geçer akçe ölçütlere dayandırdıklarını bilmediğimiz kişiler tarafından bize getirilmektedir. Bu, işlerin nasıl yürüdüğü hakkında biraz bilgi verebilir. Türkiye'de şiirle ilgili tüm tartışmalarında odağında, bir çeşit "merkez/çevre" çatışması yürürlüktedir. Bunu, bunca senedir gözlemliyorum. Örneğin, Roman ya da Öykü konusunda yani edebiyatın şiire göre daha fazla dışarlıklı kalan türlerinde bu aşılmıştır ya da aşılmış gibi görünmektedir. Merkeze gelen ya da kendisine merkez görevi verilenler, bu yerleri kaybetmemek için çevreden gelen her şeye balta ile yaklaşmayı tercih ederler.