Kılavuz
Kolaj ya da değil her görsel şiirde seçilmiş veya başka bir şekilde (kazara) metne dâhil olmuş (yazarın sayfadaki her alana müdahale hakkı bu işi tam olarak onun yaptığı anlamına gelmez, çünkü) yazı/boşluğun bir üst bağlama ait olması ne kadar doğalsa, ön ya da üst bir bağlam olmadığı durumda yazı/boşluk tam da o şiirle bağlamlanmış olur, üstelik bütünsellik kaygısı güdülmediği ve sonucunda da bütünsellik taşımadığı durumda bile. Eldeki şiirde bağlamlanmış elemanların bir bütünsellik taşımaması, bilinen klasik parça/bütün ilişkisinin tam olarak izlenememesi, her elemanın (aralıklar/bitişiklikler) bir diğerinden bağımsız bir anlam taşıyabilir olmasındandır. Şiire dahil her elemanın bir önceki/sonrakiyle (okumayı çeşitleme nedenlerinden biridir bu da) ilgili söylediği söz ya da onu iptal etmesi bütünün çizgiselliğini kırar.
Görselliğin elde edilişi görsel olmayanın sınırlandırılması ile mümkündür. Görsel olmayan elendikçe ya da en az seviyede tutuldukça görsellik daha ön plana çıkacaktır. Bu nedenle, görsel olmayan malzemeden yola çıkarak, görsel olana yaklaşılırsa, görselliğin dışında kalmış alanlar da buraya eklemlenecek ve hatta görselliğin sınırı bu yeni alanlarla daha da genişleyecektir. Hologram, tipogram, orthogram, modern ideogram ve logogram gibi dizgelerin somut-şiirde kurulması da görsel malzemenin görsel olmayana doğru büyümesi ile gerçekleşmiştir.
Görsel ya da somut şiir kaybolmuş tekniklerin de kullanıma sokulması açısından yeni bir deneyimdir. Devlet, öncelikle görevi gereği sonra da çıkarı için size "yazının" kapılarını açar. Bu teknolojiyi öğretirken, figüratif alanda da gelişmenizi etkileyecek bazı "resim" araçlarını da, yazıyla birleştirerek sözün serpilmeye başladığı bir anda size karmaşık bir müdahale yapar.
Resim dersleri ile güzel yazı derslerinin bu kadar yakınlaştığı başka bir zaman yoktur. Güzel yazı defterleri, hokka, divit gibi eski teknolojilerle işe başlanır ve harflerin şekilleri ile anlamlarının ne olabileceği arasındaki bağ ilk kez kurulur ve hemen -olgunlaşmadan- bozulur. Böylelikle "a" harfinin ne demek olduğu konusundaki sessel ve görüntüsel bilgilerimiz birbirine karışır. Yazı şablonları, yapıştırma harfler, şekillerinin muntazamlığı ve oranlarının doğruluğu ile güzel yazı dersinin bir parçası olarak kırtasiyeyi de işin içine kadar. Böylelikle yazmak, hem devlet hem de özel sektörün işe katılması ile çizmek ile birlikte "düzeltilir". Bu travmatik etki daha sonra bilincin çeşitli katlarında harflere karşı korkunç bir tekrarla ortaya çıkar. Öneri şudur; terapik bir yöntem olarak o araçlarla tekrar şiiri denemek. Yazı şablonları, ip baskılar, patates baskıları, hokka, divit vb. ile deneyimi tekrar yaşamak. Dilin gizli enerjileri ile tekniğin bu birleşmesi görsel şiirin en hakiki gösterisidir.
Bazen belli bir teknikte ısrar etmek hayırlı olabilir. Örneğin bir kelimeyi alıp, harflere, hecelere bölüp, daha sonra bu malzemeyi sayfa üzerine yeniden yerleştirmek, en azından pratik bir birikim sağlayabilir. Bunun için kalem, kağıt, makas, uhu, gazeteler, dergiler, kataloglar, internet siteleri, kelime işlemciler, grafik işlemciler, print screen tuşu ve saire kullanılabilir. Bu egzersiz nihayetinde araçları tecrübe etmek üzeredir. Yine belli bir teknik nedir kestiremiyorsak; bu egzersizin sonunda elde kalan varyasyonlardan beğendiğimiz bir kaçını seçip daha sonra bunların da versiyonlarını tatbik edebiliriz. Belli bir teknik burada ısrarla beğendiğimiz versiyonlarla ilk yaptığımız işler arasındaki bir karşılaştırmayla ortaya konabilir. Neleri, nasıl ve hangi şiddette kullanıyoruz, yavaş yavaş seçilir. Ve o sıralarda kazayla bakir bir tecrübe sırasında veya ansız, ikinci el bir hallenmede açığa çıkan duyumu kendiliğinden bu tekniğe, bu açığa çıkarma fiiline sevk edilmiş olarak buluruz. Bu duyum artık kendini sevk ettiği damardan bütün sistemlere beyan etmiş, onlarla hesaplaşmış, onlara rağmen ve onlar sayesinde olan tezahürlerini belleğe terk etmiş bir andır. Anlaşılmış her an gibi mekanı zamana, mahiyeti zemine tamam eden bir nevi evdir. Yine bazen bize bağışlanmış gibi duran duyumların, belli bir tekniği alt üst ettiği olabilir. Böyle zamanlar mübarektir. Artık belli bir teknikteki belli’nin fazla geldiği ve görsel/somut şiirin başladığı bir imkansızlıktayızdır. İmkansızlık imkanların açığa çıkması için son fırsattır.
Kentin kendini yeniden üretiminde kişinin etrafına örülen ağ, sadece ‘yazı teknolojisi’nin araştırılmasıyla ifşa ve tahrip edilemez. çünkü sözle birleşen görüntü anlama hemen ulaşılabilmesi için bir tetikleyicidir. bu anlam ise tamamen işlevsel, soyut yada somut olsun, tüketim amaçlı, öznelliği eşdeğerlikler içinde eritip dayatılmış ortaklıkların bağını kuran ve mikro-iktidarlar arası hareket eden bir anlamdır. Kişinin varoluşuna bakacağı an gözünün önüne metayı indirir. Görsel şiir, görüntü üstündeki tahribatı, kes-yapıştır yöntemleri, sayfa üzerine lekelemeleri… ile hiçbir ortaklığı olmayanların kesişebileceği bir harita ve aynanın dıştan içe tutulduğu bir alan tasarımıdır.
Çapraz döviz kurları erişebileceğiniz meta miktarına, reklamlar bilinçaltınıza, hisse senetleri milli gelirden alacağınız paya, billbordlar göz zevkinize, tabelalar mekan algınıza, gazete ve dergilerdeki yazılar bilgi edinme sürecinize… etki eder, onlar size belirler.
Boş bir sayfa açın ve onları istediğiniz gibi değiştirin. bütün bunların size ne hissettirdiğini kendi dillerinden ifade edin. size yapılanı geri iade edin.
Görsel ve somur şiirde içerilen) ortaksızlık istemi, ki heterotopik olanın hayalidir bu: salt kurmacadır, bengiliği kendi içerisinden çıkaran tek yol olan-olmayan bir imkanı imkansızlığın sınırına getirir ve orada Tin kendi yücelişini, görselliğin boyutu ve düzlemi aşmaya çalışan (sayfanın) boşluklarında, doluluklarında ve temsili yalnızca bir ayna olmaktan çıkarıp onu sayfada dolaysız olarak içerilmeyen (ama üzerine düşünmeye iliştirilen) şeylerin/nesnelerin sonsuz seyrinde bulur. bu seyir böylelikle insanı, dilini, bilinçaltını, dilöncesini şeylere yapıştırır ve hayal ile hakikat - harflerin, kırılan çizgilerin - gerilimin doruklarında birbirine karışır. kafamızda yer eden şiiri sevmeliyiz ve korumalıyız çünkü o her daim aşılması gereken bir şeydir, insan gibi (gönderme: Zerdüşt). bu aşma sürecinde perspektifler zamanın ve mekanın bir üstgörüntüsüne doğru/eğri kırılır, oradaki-varlık olarak insan bundan böyle kendi görüntüsüne karışmıştır. karışma teni ve tini birbirine bağlar, bu görsel ve somut şiirdir, işin tinsel boyutudur, us ile usdışı arasına yerleşir.
Genel olarak somut şiir harflerin birer birim ve şiirin bütününün görüntüsünü verecek birleşimlerin durak ve sürdürüm noktaları olarak alınır. Ayrıca Somut şiirde, tipografide, görselleştirmede amaç kısmen harfleri, kelimeleri bir anlamda kağıt üzerinde boşluğa yerleştirmektir. Eğer Campos’un işlerine ya da Günersel’in işlerine göz atarsanız, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Sonuçta görsellik iki aşamada iş görür, birincisi bakan gözde, ikincisi okuyan anlak ile okutulmak istenen şeylerin kendilerine göre konumlanışında. Bu bir enerji alanıdır ve göz o enerji alanına şiir okuma niyeti ile girer. Şiire uzaktan bakınız.
Şiirde görsellik, sunum, ahenk, tasvir, belagat, retorik, yineleme, benzeşim vs. gibi bir sürü araç gereçle sağlanabilir. Mallarmé’nin en somut işlerinden biri olan “Bir Zar Atımı ? kitabı, şiirsel pekinlik diyebileceğimiz bir alanda, plastik bir kelime algısına da dayanır. Eğer şiirin yapıtaşı kelimelerse, kelimeler de parçalanacaklardır. Bu anlamda görselleştirme bir adet “a ? harfi ile rahatça başlayabilir. Eğer anlam kelimelerin birleştirilmesi ile oluşuyorsa, onlar parçalanırken de aynı mantık geçerlidir. Harflerinizi parçalayın.
Yazı ile ses aynı şeyler değildirler. “a ? sesini tek başına çıkarmanız hiçbir anlam ifade etmez, fakat “a ? harfinin tipografik ve grafik görünüşü, onun fonetik özelliklerinden hep daha önde gelir. “a ? harfini gördüğünüzde eğri büğrü de olsa onun donuk ifadesi sizi içten dışa bir ses çıkarmaya iter. Bize öğretilen harflerin neden öyle oldukları sorusunun sorulması, o harflerle kurduğumuz anlamlı anlamsız kelimelerin ve yapıların çözülmesi sırasında ortaya çıkar, kelimelerinizi parçalayınız.
Yazı bir teknolojidir ve “altını çizme ? “italik yazma ? “kalın yazma ? “üzerini çizme ? gibi efektler hiçbir zaman sadece leke ya da kabartma olarak iş görmezler. Bunlar göz için kılavuzlardır. Tüm bu güçlendirmelerin ses ile bağlantısı, lirik ifadelerin kağıt üzerindeki oktavlarını görselleştirmede kullanılabilir. Ses ile yazı arasındaki bağ, tipografi ve topografi ile yüzeyde sağlanabilir. Şiirsel birim olarak aldığınız harf ya da kelimeler kağıt üzerinde bir anlam sırasına göre değil, göz için bir hareket yaratma sırasına ve sırasızlığına göre dizilebilirler. Harflerinizi yayınız.
Anlakta yer eden tüm logolar bir biçim hilesi ile bizden anlamlarını gizlerler. Logo, sözün dışında bir alanda çalışır. Görselleştirme ise sözün içinde bir alanda, anlağın biraz daha ötesindeki ekonomik bir geometri ile işe başlar. Üçgen, daire, kare..çizgi, nokta, virgül. Her harf özünde dile gelmemiş bir ölçünün sığasıdır. A, B, C.. dünyayı ve şeyleri algılarken yapılabilecek en temel görselleştirme öğelerinden ve bunların hapsedilmiş ilişkilerinden mürekkeptir. Dil, şiir dili, imkansızın peşinde bu önceden yüklenmiş ağırlıklardan bağımsız kalmalıdır. Ç, gerçekten uçamayan bir balon olabilir.
Her yeni yazı karakteri (Font), artık söz değil, tamamen göz için bağıntılar taşıyan başka türlü bir teknolojinin araçlarından biridir. Görsel şiir, harflerin hiyerarşisine yapılacak bir saldırıdır. Yazı karakterleri, özde aynı seriyi devam ettiriyor gibi gözükseler de, kıvrımlar bize hiçlikten yeni lekeler getirirler. Bu bağlamda görsel şiir, elbet Varlık’la ve varolanla ilgilidir. Her yeni görsel şiir, hiçliğin, burada olamayanın, görünemeyenin izidir.
Matbaa zihni ve zihnin bağlantılarını (kendi üzerine kapaklanmalarını) kağıda hapsettiğinden beri, kağıt (palimsest) sadece bir yüzey değil, yüzeylerin üst üste binmesidir. Boş beyaz bir kağıt, görünmez karelere ve kuyular bölünmüş bir haritadır. Parsellenmiş ve boşlukla paftalanmış bu alanlar, kare bulmacalar gibi düşünülebilir. Örneğin 100 kareye bölünmüş alanın çeşitli yerlerinde “a ? “c ? “ç ? “ğ ? harfleri yer alabilir. Bu harflerin oralarda olma olasılıkları hiçbir zaman sabit değildir, çünkü metni okumamız her zaman aynı sırayı izlemeyebilir. Buna göre bir harf, diğer bir harften bağımsız olarak bir alana gelebilir.
Işık bir cismin üzerine düşen enerjidir ve cismin yüzeyinden yansıyabilir; emilebilir veya cismin diğer tarafına geçebilir. Görselleştirme, şiiri görsel enerjilerle değerlendirmektir.
Logolar, manşetler, gündelik yaşam içinde karşımıza çıkan ve gözlerimize girip çıkan her türlü simge, bilerek-sıkıştırılmış ve hesaplanmış imgelerdir. Bu imgelerin sıralarının onların katılsal yapılarının bir parçası olması tamamen ticarî amaçlıdır. Hiçbir zaman bir logo, bağlamının dışında var olamaz. Fakat ona sinmiş anlamın parçalanması ancak bu bağ-dışı-alanda mümkündür. Bu, şiirin görselleştirilmesidir.
Görsel şiir doğrudandır. Harf, kelime, noktalama işaretleri, bir eğri bir doğru ya da bir nesnenin kullanımı ister ikonik bir gösterge (yani nesnesi ile arasında benzerlik bulunan) halinde tipografik bir resim oluştursun ister simgesel bir gösterge(nesnesi ile arasında nedensizlik ilişkisi bulunan) oluştursun gözün verili okuma ve görme yollarını hem içerip hem de dışlayarak okutur kendini. Harflerin, dilin genel geçer kullanımı içinde kabul görmüş bir araya gelmişliklerini yadsıyabilmeyi ve onları kendi öznelliğimiz doğrultusunda yeni bir bütünün yeni anlamlar oluşturabilen parçaları haline dönüştürebilmemizi sağlayarak ifade alanını genişletir. Her koşulda bir hareket yaratır ve okuyanın da bu harekete katılmasını gerektirir. Kelimelerin durağan biçimlerini parçaladığı ölçüde harflerin üzerine bir vektör bindirir ve görsel şiir sonunda bir bileşkeye dönüşür. Bu bileşkedir onu tümleyen. Görsel şiir hem onu icra edenin hem de onu okuyanın bir söz büyüklüğünde yutkunabilmesini sağlar.
Sadece harf ve kelimelerin büyüklükleri ve sayfa üzerindeki konumlarıyla oynayarak yaratılabilecek bir perspektif düşünün. Bu şekilde ifade edilmek istenenin o muğlak görüntüsü de düşülebilir sayfanın üzerine. Böylece bakan göz için görmenin alıştığımız ‘yazı’ biçimindeki otomatik işlevi tasfiye edilir; görme anlamlandırma edimine sıkı sıkıya bağlanır. Bu sayede şiir kulaktan kulağa aktarılamaz bir özellik de kazanır.
Şiiri görselleştirmek, şiirin sustuğu veya zaten hiç konuşmadığı yerde başlar ve biter. Söz edilebileceklerin, söz gelimi gelenlerin, gelip gelebilecekleri yerin, eninde boyunda sayfanın, 1.4 mega piksel ekranların, 17 inç ekranların, 51 ekranların her yerine ancak bakabilirken, göze insaf ediniz. Gözün vazifesi, söz edilen kadar söz ettirenin ufkunda, görüşün sınır çizgisinde, görülebileceklerin ve zaten gördüklerimizin, görülebildikleri yerden çalmaktır. Harfin ve harflerin içine veya dışına sığabilecek bütün belleğimiz; sayılar ve ytl, post makineleri, bankamatik numuneleri, röntgen filmleri, sigara paketleri, 34’üncü hafta puan durumu, warner bros kahramanları ve özellikle tişörtlerin etiketleri ve hatta kasiyerin gömleği. Harfe ve harflere hükmeden bir grafik işlemci programının, bir tasarımın, hep bir tasarımdan fazlası, belleğin ve şehvetin artakalanı oluşunu hafife almayınız. Belleğinizi iğfal eden kodların, mesajların, simgelerin çözülmesine mani olmayınız. Rica ederiz.
Bir an önce, biz dizeyi o kadar soğuk kanlı okumaktan vazgeçiniz. Gözlerinizi soldan sağa alıştırmayınız. Bir kerede, her yeri görmeyi arzulayınız. Her yeri ama her şeyi değil; defalarca bakıldığında şeyleri defalarca görünür kılınız. Eğer boşu boşunaysa bütün boşluklar boşunadır veya görecek bir şey yoksa sayfada boşuna boşluk bırakmayınız. Boşluk gözün molası değildir. Boşluk görebildiğiniz içindir, okumak görmenin yarısıdır; okurken daha fazla görünüz. Sayfanın beyazına kıyınız. Lütfen, bu zariftir.
Her gün gözünüze binen her ânın üzerine bininiz. Ondan söz ediniz ve söz edilebilecekleri ayıklayınız. Geriye kalan bütün sessizlik, söz ettiğiniz her şeydir. Size ondan söz ettiren her şeydir. Harflerinizi şuraya veya buraya koyunuz. Şu veya bu puntoyla ve fontla koyunuz; ama harflerin her ânında, sayfanın tam da BURASINDA duruşlarında ŞURASINDA durduklarından farklı durduklarını bilerek, şurayı veya burayı, ŞÖYLE veya BÖYLE, hem öyle hem böyle durabileceklerini bilerek yazınız. Harfleri ânlardan koparınız; anlığınıza alınız, işleyiniz. Söz edemeyeceğiniz gibi işleyiniz. Bu marifettir.
Metin, anladığımızı veya anlayamadığımız ifade edebileceğimiz bir alandır ve göze maruzdur. Metinde ifade edebileceklerimizle, gözümüzün maruz kaldıklarını, logoları, levhaları, kent suretlerini, suretlerin kentini buluşturunuz. Bunun için sıklıkla bir fotoğraf işlemci, bir grafik tasarım programı, bir kelime işlemci, bir adet de kendiniz önerilir. Aldırmayınız, ama ne gerekiyorsa da yapınız çünkü bütün yüzeyler metindir. Boş da olsa. Kendiniz doldurunuz.
Kasayla reyon arasındaki, koltukla buzdolabı arasındaki, kumandayla televizyon arasındaki, pencereyle gözünüz arasındaki, ağaçtaki elmayla yeryüzü arasındaki görünmez mesafeyi kat eden her türlü kuvveti ve hatta refleksi görünür kılınız. Bu aralığın taşıdığı görsel gerilimi yüzeylere naklediniz. Yüzeylerde buluşmak mümkündür.
Nasıl diye sorunuz diyenlere inanmayınız. Harfleri veya sözcükleri birbirlerine göre veya birbirleriyle, her hiçlikteki görünmeyeni iptal ederek, diziniz/düzünüz. Boş alanı, var olanlarla, yani imlerle/işaretlerle aynı hiçliğin kuvvetleriyle değerlendiriniz. Bir harf bir harfi çekebilir, bir sözcük diğerine geçebilir. Hiçliğe saygı duyunuz. Kot pantolonlara bakışınız değişecek.
Nasıl diye sorunuz. Örnekler arayınız diyenlere inanmayınız. Harfleri eğip bükünüz. Harfleri logolara bindiriniz. Logoları indiriniz. İndirimleri ciddiye alınız. Örnekler arayınız. Kodları, örneğin dolar kurunun dönüp dolaştığı bir elektronik levhayı çözünüz. Her kur dalgalanmasının bir kişi başına düşen rakam olarak anlayabilirsiniz. Kredi kartı ekstrelerinizle dolar kuru levhalarını birlikle anlayabilirsiniz. Her döviz bürosunda kişilerin başına bir şey düşer. Onu da siz bulunuz. Hasılaları kişileri bölen “/ ? işaretini ciddiye alınız. Kullanınız.
Görsel şiir resim değildir ancak bu görsel şiirde resimde kullanılan bazı küçük çaplı tekniklerin kullanılamayacağı anlamına gelmez. Harfler yazıcıdan çıktıkları gibi ya da ekranda gördüğünüz gibi olmaya mahkum değildirler. Yazıcıdan çıktısını aldığınız görsel şiirin 'ham' halini örneğin bir suluboya fırçası ve siyah mürekkep kullanarak son haline erdirebilirsiniz. Mesela hareket eden harfler yaratmak istiyorsanız fırçanızla harften dışarı doğru uzayan 'hafif rüzgar'lar yaratmak gibi. Bunun için elbette bir ressam olmaya gerek yok! Gerçekte önemli olan harflerimizdir, onları nasıl kullandığımızdır; işlerimizde kullandığımız teknik ancak bir yardımcı olabilir o da ancak görsel şiirin bizdeki(yani yapan kişideki) anlamına katılabilecek bir nitelik meydana getiriyorsa.
Barış Özgür, Deniz Tuncel, Serkan Işın, Şakir Özüdoğru, Volkan Çelebi, Efe Murad, Suzan Sarı
* Kılavuz öncelikle Zinhar no:3’te yayınlanmıştır. Bu güncelleme Kasım 2005’te derlenmiş ve maddeler yazarlarının adları olmadan karışık olarak verilmiştir.
- 547 okunma